yunanistan seçimleri: zafer mi? – oktay subay -

 

Yunanistan’da 25 Mayıs Avrupa Parlamentosu seçimleri Yunan solunun genel olarak tarihi zaferiyle sonuçlandı. Yunanistan’da ilk defa sol, Syriza’nın aldığı oy ile, seçimlerden en çok oyu alarak çıktı. Her ne kadar 2012 genel seçimlerinde aldığı oylara göre bir oy artışı sağlayamasa da 2014 seçimlerinden birinci parti olarak çıkması gerçekten bir tarihi zaferdi. Ama Syriza içinde de olmak üzere birçokları son yıllarda yaşamın her alanında büyük bir erozyona neden olan memorandum ve Troyka’nın kemer sıkma politikaları sonucu yoksullaşan ve işsiz kalan yüzbinlerce seçmenin bir tanesini bile ikna edememesini tartışmaya sokuyorlar.

Bana göre en büyük sorun bu. Seçimlerden çıkan sonuç, hükümet politikalarına ve onun uyguladığı iktisadi politikalara karşı büyük bir hoşnutsuzluğun varlığıdır. Büyük çoğunluk hükümetin gitmesini istiyor ama Syriza da çok ikna edici gelmiyor. Ve burada “ne yapmalı?” sorusu akla geliyor.

Armut Piş Ağzıma Düş

Syriza’nın üst yönetiminin bugün yaptığı gibi eveleyerek, kısık sesle, birilerince yanlış anlaşılma korkusuyla politika yapıp, pişmiş armudun ağzımıza düşmesi mi yoksa daha net politikaları daha gür bir sesle sokaklarda bağırmak mı seçilecek? Bunu da zaman gösterecek. Seçimlerde seçmenler koalisyon hükümetini ve onun uyguladığı IMF – Merkel politikalarına karşıtlıklarını göstererek, hükümet ortağı bütün partileri cezalandırırken, bu hoşnutsuzluk oylarının neden Syriza’ya değil de başka yerlere gittiği düşündürücü.

Hoşnutsuzlar

Evet bu seçimlerden sol bir partinin ilk defa birinci parti olarak çıkması moral verici. Umut verici, ancak kendi başarımızı başkalarının başarısızlığı temelinde yükseltemeyiz. Syriza bu seçimlerde birinci oldu ama yeni insanları kendi politikalarının doğruluğu konusunda ikna edemedi. Yılların hoşnutsuzluğu her zaman öfkeye, isyana dönüşmese de önemli bir olgu. Egemenleri de derinlemesine düşündüren bir olgu. Bir yerlere kanalize edilmesi gerekiyordu ve bu Syriza’ya gidebilecek hoşnutsuzlar ordusu, Potami ( Nehir) adıyla yeni bir oluşuma aktı. Potami 2,5 aylık bir sürede hoşnutsuz oyların %6.6’sını topladı. Sistemin koltuk değneklerini oluşturacak olan bu parti hiçbir konuda, hiçbir politikası olmamasına rağmen medya patronlarının yoğun propagandasıyla, devşirme söylemlerle bu oyların sistem içinde kalmasını sağladı.

“İyi Çocuk Olmak”

Syriza’nın hoşnutsuzlar kitlesinin büyük bölümünü ikna edememesinin ana nedenlerinden bir tanesi, ülkenin geleceğini ilgilendiren ciddi konulara ciddi cevaplar verememesiydi. Görüşlerini halka anlatacak yöntemler bulmakta sıkıntı yaşadı.

Hükümetin aylardır yaptığı propagandaya, yani “aşırı karşı kutuplar” söylemine takıldı kaldı. Bu propagandaya göre kutuplardan birini neo-nazi Altın Şafak partisi oluştururken, diğerini Syriza içinde yer alan gruplar oluşturuyordu. Hükümet Syriza’nın aşırı düşüncelere ve terörizme prim verdiğini iddia ederken, Syriza da saldırılara sadece kendini savunarak ve aslında ne kadar “iyi çocuk” olduğunu göstermek için didinerek cevap vermeyi seçti. Evet, son yıllarda artan Neo-nazi saldırılara karşı öteki kutupta yer alıyorum diyemedi.

Israrla sorulan “eğer siz hükümet olursanız ve Avrupa’nın dayattığı politikaları uygulamazsanız Avrupa yardımı keser. Avrupa Birliği’nin dışında kalırsanız ne yapacaksınız?” sorularına kesin ve net cevaplar veremedi.  Syriza’nın oylarını %5’lerden %27’ye çıkaran etmen sosyal demokrat değil, sol söylemlerdi. İşsizlerin, giderek daha da yoksullaşan emekçilerin, neoliberal politikalara karşı sol söylemlere ihtiyacı vardı. Yüzbinlerin aylarca süren eylemlilikleri bu sol söylemi 2012 parlamento seçimlerinde sol oylara dönüştü. Bu, solun ilk seçim başarısıydı. Yine böyle sol söylemlere ihtiyaç varken, hafiften sağa kaymanın, sokaklardan uzaklaşmanın sonucu, ilerde muhtemel parlamento seçimlerinde oy artırmak  bir yana hüsran da olabilir.

Syriza’nın Solu

Daha “radikal sol”un durumu seçim sonuçlarına göre daha vahimdi. Kayıtlara geçebilecek bir varlık gösteremediler. Eylemliliğin en alt düzeylerde seyrettiği, solun uyuşukluktan kurtulamadığı bu dönemde daha değişik bir seçim sonucu da beklenmiyorlardı zaten. Emekçilere yönelik o kadar çok haksızlıkların yaşandığı bir dönemde Antarsia (Syriza’nın dışında seçimlere katılan en büyük radikal sol örgüt) oylarında büyük bir patlama olması gerekirken, oyları %0.7 de kaldı, oylarını ancak %0,4 arttırabildi. Bu da anlaşılır bir şeydi zira radikal oylar ve radikal bir seçeneğe ikna olmuş insanlar parlamenter oyun içerisinde elbette ki en fazla olasılık arz eden seçeneğe meylediyorlar.

Meclis’ten Sokağa

Bundan dolayı geçerken altını çizelim: gerek Antarsia içindeki gerekse de Syriza’nın içindeki radikal ve sokakta farklı bir dünyanın yeşertilmesi için emek verenlerin tahayyül ettikleri dünya için sandıkta buralarda kök salmaya devam etmeleri gerekiyor. Ancak vahim olan Yunanistan’da siyaset çok fazla seçim merkezli sürdürülüyor. Siyasetin asıl etkili olduğu yer Sytagma’da meclis binasından meydana indiği zaman Yunanistan’da o zaman gerçek bir alternatif güç kazanmaya başlayacak.

Seçimlerde Diğerleri

Sol bir kenara koyarsak seçimlerden en kârlı çıkan parti neo-nazi Altın Şafak partisi. Son aylarda gelişen olaylarla Nazi yüzü tamamen ortaya çıkmasına, bütün medya tarafından ambargo uygulanmasına rağmen oylarını %6,9’dan % 9,4’e çıkarmayı başardı. Asıl dikkat edilmesi gereken mesele burada. Yani bütün Avrupa’da yükselen faşist dalganın demokratik güçler ve göçmenler için gerçek bir tehlike oluşturması.

Finlandiya’da %13, Fransa’da %25, İngiltere’de %32 , Danimarka’da %23 gibi sonuçlar tehlikenin boyutunu gösteriyor.

Pasok, politik olarak tamamen yok olmamanın yolunu seçimlere yeni bir oluşumla gitmekte buldu. Yine de oylarının 1/3’ini kaybetmekten kurtulamadı.

Hükümetin sonradan ayrılan üçüncü ortağı Demokratik Sol Parti en büyük darbeyi yiyen parti oldu. Memorandum hükümetine katılmasının bedelini %6.25’ten, %1.2’ye düşerek ödedi.

Komünist Partisi, Syrıza’nın Pasok’tan farklı olmadığı, Syriza’ya gidecek oyların aynı politikaları onaylamak anlamına geleceği çerçevesindeki propagandalarıyla, Syriza’ya gidebilecek oylarla oylarını %1.5 artırarak %6,09’a ulaştı. Ancak Komünist Partisi’nin Syriza ve Antarsia kadar dahi sokakta olmadığının da altının çizilmesi gerekiyor. Komünist Partisi Yunanistan’ın en eski partilerinden biri olarak parlamenter siyasete saplanmış ve dışarısına kendini kapamış, halkın bir gün kendisine gelerek iktidara geleceği günleri bekliyor. Toplumdan kopuk bir cemaatten farkı yok.

Memorandum hükümetinin büyük ortağı Yeni Demokrasi Partisi, oylarındaki düşüşün % 7’lerde kalmasına seviniyor. Bu farkın hükümetin düşürülmesi için yeterli olmadığını savunuyor. Pasok ile beraber oyları %31’in biraz altında. Seçimlere katılım yüzdesi de göz önüne alındığında %18’lik bir oranla hükümeti sürdürebileceği iddiasında. Pasok’un bu seçimlerde 4. parti olması da sıkıntı yaratacak gibi. 2. ve 4,. gelen partilerin koalisyonu ne kadar sürer? Bu biraz da Syriza’nın izleyeceği politikalara bağlı.

Bu seçimlerin üçlü karakterinden de bahsetmek lazım: Belediye, Valilik ve Avrupa Parlamentosu seçimleri. Yunanistan’nın en büyük (Atina’nın da içinde bulunduğu) Attiki eyaletinin valiliğinin Syriza adayı tarafından kazanılması gerçekten bir zafer. Atina belediyesi az farkla kaybedildi.

Sonuç

Yarın ne olacak?… Karşılıklı güçler güçlerini nasıl kullanacak. Zafer sarhoşluğundan ayılıp gerçeklikle hesaplaşmak lazım. Vaziyetin doğru tahlili yapılıp doğru politikalar, doğru taktikler uygulanacak mı? Bu sadece parti bürokratlarının sorunları değil. Hepimizin sorumluluğu. Herkesin bu sorumluluğu üstlenmesi lazım. Sonradan mızmızlanmanın anlamı yok.

 

(Oktay Subay, Atina’da Diktio -Toplumsal ve Politik Haklar için Ağ- adlı örgütte aktivisttir.)

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar