Yol yeşilken, geç olmadan! -

 

İnsanlar bir yerden diğerine gitmek için yol kullanırlar. Yollar, tarihöncesi dönemde taş kullanarak yapılırdı. Taşınacak eşyalar ağırlaştıkça ve zaman önemlileştikçe yol teknolojisi de gelişti. Eşyaların ağırlaşmasının nedeni once yapılarda kullanılan malzemelerin çeşitlenmesi idi. Kerpiç, tahta gibi malzemelerden çimentoya geçtikçe araçlar da büyüyor, daha büyük araçlar için daha sağlam  ve daha geniş yollara ihtiyaç duyuluyordu.

Yolların büyümesi ve genişlemesinin ikinci nedeni, zamanın dolaylı olarak satın alınan bir metaya dönüşmüş olması idi. Zaman hızlandıkça, nakte çevrilmeye başlandıkça, yol ve trafik çare bulunması gereken sorunlar oldu. O yüzden, yollar genişletilmeli, zeminler pürüzsüzleştirilmeli, ağır araçların hızlı akacağı, meta ticaretinin hızlanacağı bir ağ kurulmalıydı. Sanayi ve konut alanları bu “akan ticari merkezler” olarak yol kenarlarında birikmeye başladı. Özellikle sanayinin otobanlar etrafında gelişmesi ya da sanayi merkezlerine otobanlar inşa edilmesi karakteristik bir unsurdur.

Yolun bir başka anlamı, etrafındaki “doğal kaynakların” daha ulaşılabilir olmasıdır. İş makinelerinin açtığı yoldan maden sahası açılması, baraj yapımı için kullanılan makineler geçmeye başlar.

Yol ayrıca “modern turistin” keşif duygusunu tatmin etmek üzere kurgulanmış büyük bir oyunun en vazgeçilmez oyuncağıdır. 15 günlük yıllık izninde 7 gün yaylaya yürümesi imkansız olan “turist” gideceği yere bırakılır. O da asla rehbersiz girmeye cesaret edemeyeceği karanlık ormanların kenarına mutlaka tesisini, izini, pet şişesini bırakır.

Oysa Karadeniz yaylarında insanlar gittikleri yerlere taş koyarak yollarını bulur. Bazen de kaybolur. Ama yetişilecek bir yer olmadığı, gidecek her yerde bir sığınak olduğu için de kaybolmanın anlamı çoktan yitmiştir zaten.

Doğu Karadeniz Turizm Mastır Planı çerçevesinde hazırlanan 2600 kilometrelik “Yeşil Yol” projesi ile Karadeniz’in bütün yaylaları birbirine bağlanacak. Yani bu yaylalar, turistler, madenciler, sanayiciler için artık daha ulaşılabilir olacak. Onlar için ulaşılabilir olduğu oranda da yaylaların gerçek sakinleri; insanlar, çoğu endemik olan bitki türleri, hayvanlar, sular için yaşanamaz, nefes alınamaz hale gelecek. Üstelik 1992-2002 arasında 25 milyar olan karayolları yatırımını 12 yılda 110 milyara çıkartan AKP’nin taşeron firmalarının işçilerin üzerinden zenginleşmesi için yeni bir olanak yaratılmış olacak. Herşeyden öte, insanların yaşanacak bir yer bırakmamacasına yaşaması, işgali ve talanı; insanlık da dahil olmak üzere türlerin sonunu getirecek. Yolun ima ettiği herşeyden, modernlikten, hızdan, turizmden, tüketimden; bunların toplamı olan kapitalizmden kurtulmak gerekiyor yol yeşilken. Akıntıya karşı yüzen alabalıklar aşkına!

Bulunduğu kategori : Kızıl-Yeşil

Yazar hakkında

İlgili Yazılar