Yılmaz Özdil ve benzerleri… -

 

Yılmaz Özdil’in yazısı yüzünden gün ortasında yok yere sinirlendim yine. “HDP’ye oy vermeyin” çağrısı yaptığı için değil, ama bu çağrıyı yaparken satır aralarında bir halkın poşusundan diline, özgün ve özerk tüm değerlerini alay konusu yaptığı için. Yoksa Yılmaz Özdil’in kime oy vereceği, kim için oy isteyip, kim için “aman sakın ha” diyeceği zerre kadar umurumda değil. Ama birileri o çok satan kokuşmuş gazetelerin köşelerinde şovenizmi tetikleyince, işte o zaman insan umursamak zorunda kalıyor. Çok süslü bitirmiş yazısını üstelik… “Mermi olmayacakmışız”. Kan kusan kalemiyle ve bir halkı yok saymayı övünç kabul eden halet-i ruhiyesiyle, Kürt halkını katleden resmi silaha mermi sürme telaşı içinde hem de. On binlerin üzerinde bomba olup patlamaktan çekinmeden… Kalemini kanlı bir silaha dönüştürmekten zerrece utanmadan, hiç sorumluluk almadan, sonucunu düşünerek, bilerek, isteyerek kaleme alınmış bir düşmanlık metni. Bıkıp usanmadan tekrarlanagelen bir klişeler manzumesi. Bu yüzden umursamak gerekiyor. Çünkü nereden tutarsanız tutun Özdil ve benzerleri hep bir koldan Kürt halkının değerlerini ezip geçmekten, küçümsemekten, yok saymaktan geri durmuyor.

Düşmanlığın bu ölçüde propaganda edildiği anlarda kelimeleri seçerken naif ve elit olmak gerekmiyor. Yılmaz Özdil ve onun gibi düşünenlere sadece bir gerçeği hatırlatmak gerekiyor (ki aslında burada bir “düşünce eylemi” yok): Bu öğrenilmiş / içselleştirilmiş bir faşizm. Siz ne yazarsanız yazın, ne söylerseniz söyleyin bu ülkede Kürtler var. Onların dili, onların kültürü, onların türküleri var. Siz yok saymak için inat etseniz de, alay etseniz de, ateşe atsanız da, ateşe atılmasına göz yumsanız da, üzerlerine bomba yağdırılsa da varlar. Ve korkunuz yersiz de değil, dört insanın katledildiği bir provokasyon ortamında bile bir bütün halinde hareket etmeyi bilecek kadar da örgütlü olarak varlar ve bu yüzden de var olacaklar.

Bıkmadan usanmadan Kürt milliyetçiliğinden, HDP’nin Türkiye partisi olamamasından, Öcalan’dan dem vuruyorlar. Değil mi ya; biz “ne mutlu Türküm diyene” sözü ile başka uluslara bir üst kimlik / ulus belirlemekle övünen ve öteki halkların sorunlarını böyle çözdüğüne inanan bir milletin evlatlarıyız? Biz “yıllarca konuşması yasak olan ve konuşunca suçlanan”lar, bugün biraz yüksek sesle konuşunca, “Kürt milliyetçileri” diyebilenleriz. Lafı dolandırmaya gerek yok; HDP Türkiye partisi olamadı muhabbetinizin, camiye ayakkabı ile girdiler muhabbetinden daha bayık olduğunu, HDP RTE’yi başkan yaptıracak muhabbetinizin ise Kabataş yalanı sakızına döndüğünü bildirmek isterim. Yıllarca yok sayılmış bir halkın ağırlığını oluşturduğu bir siyasal parti için kurulan her cümlede “ama Türkiye partisi olamadı” diye söz etmek nasıl bir ezen ulus egosudur? Nasıl beyazdır bu cümle? Ve nasıl Türk’tür? Seçim çalışmasını “seni başkan yaptırmayacağız” cümlesi üzerinden şekillendiren bir partiyi ısrarla gelecekteki ittifak ihtimali üzerinden karalama komikliği nedir?

Gelinen noktada HDP’ye oy verirsiniz, vermezsiniz bu sizin bileceğiniz iş. Ancak HDP’ye oy vermeme kararınızın gerisinde “milliyetçi hassasiyetleriniz” (ki bu cümle faşizmi / ırkçılığı / şovenizmi masumlaştırma ritüelidir) yatıyorsa eğer, insanlığınızla ilgili geç olmadan bir sorgulama yapmanız hiç fena olmaz. Çünkü şovenizm öyle bir zehirdir ki, şovenizme maruz kalan halktan değil ama şoven duyguyu taşıyandan eksiltir, onu çirkinleştirir.

Son söz; Yılmaz Özdil’in yazısını okuduğumda ve bu kısa yazıyı yazdığım sırada henüz Amed’deki saldırı yaşanmamıştı. Kısacası bu yazı Erzurum’da HDP’liler yakıldıktan sonra ama henüz Amed’de katledilmemişlerken yazılmıştır. Amed’deki katliam sonrasında yeniden düzenlenmiştir. Bunu da önemle hatırlatmak isterim. Dün Özdil o yazıyı yazdıktan hemen sonra Erzurum’da insan yaktılar ve bugün Diyarbakır’da insanlara bomba yağdırdılar. İçinde İŞİD’e silah taşınan, sokakta çocukların ölmeye devam ettiği, insanların kaçırıldığı, yanına da – ben küçük harflerle yazacağım- türk faşizminin her nevi dozunun enjekte edildiği, rutin, gündelik hayatlarında mutluluklar…

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar