“yeni bir siyasal projenin referansları henüz oluşmadı” – fernando silva ile görüşme -

 

Fernando Silva Brezilya’da PSOL’ün (Sosyalizm ve Özgürlük Partisi) Genel Sekreteri ve Insurgência Ulusal Koordinasyon’unun (PSOL içindeki bir eğilim) üyesi. João Machado’nun yaptığı bu röportaj ilk olarak NPA’ın (Fransa) gazetesi olan l’Anticapitaliste’de yayınlanmıştır.

JM – Dünya Kupası’nın ortaya çıkardığı maliyete karşı Brezilya’da oluşan toplumsal hareketlilik bugün ne durumda?

FS – Aslına bakılırsa Brezilya’daki mevcut toplumsal hareketlilikler Dünya Kupası’na ilişkin protestolardan çok daha geniş bir içeriğe sahip. 2013 Haziran’ından, 500’den fazla şehirde yüz binlerce insanın sokak gösterilerine katılışından bu yana, büyük toplumsal mücadeleleri tekrar gündeme getiren yeni bir durum ortaya çıktı. Örneğin: bürokratlaşmış sendika liderlerinin muhalefetine rağmen ücret artış talebini gündeme getiren grev sayılarında artış var; konut mücadelesi veren hareketler kent mekanlarını işgal ediyor ve yolları abluka altına alıyorlar; öğrenci işgalleri, varoşlardaki polis baskısına karşı verilen mücadeleler ve tarım endüstrisinin gelişiminden etkilenen insanların yürüttükleri mücadeleler gelişiyor. Ve tabii ki, futbol Dünya Kupası ile ilgili olarak işlenen suçlar ve buna yönelik harcanan parayı konu edinen gösteriler de mevcut.

Şu anda, Dünya Kupası’nın arefesinde, mevcut olan en önemli mücadeleler; konut, eğitim ve barınma konusunda verilen oldukça büyük çaplı ve radikal çatışmaları kapsayan mücadeleler. Bunlar aynı zamanda kentsel hareketliliğin büyük bir sorun olduğu, otobüslerle ya da yer altı ulaşım ile ilgili bir grevin ekonominin diğer sektörleri için ciddi problemler doğurabildiği büyük şehirleri paralize eden kitlesel mücadeleler ve radikalleşmiş savaşlar.

Dünya Kupası neredeyse tamamen kamu yatırımları ile organize edildi (26 milyar real’den fazlası stadyum, stadyum çevresi, havaalanı vs. inşaatları için harcandı). Bu işlerin büyük bir çoğunluğu bitirilemedi ki bu durum paranın yolsuzluk batağına yönlendirilmiş olduğunu gösteriyor. Stadyum inşaatları için milyarlarca real harcanmasına rağmen de konutlaşma ve kentsel ulaşım konularında hiçbir ilerleme kaydedilmedi.

Ve de kamu sağlık sisteminin çökme noktasında olduğu bir ülkede yaşadığımız gerçeğini, konutlaşmanın temel problemlerinden olan tesisat altyapısının tamamlanmamış olduğunu da eklersek, Dünya Kupası için yapılan harcamalar gereksiz lüks, israf ve de halkın çoğunluğuna yönelik bir saygısızlık olarak düşünülebilir. Ayrıca maç biletlerinin pahalı olduğunu ve FIFA’nın dayattığı “Kupa Genel Kanunu”nun da gerçek bir olağanüstü hal devletini ortaya çıkardığını hatırda tutmak gerekir. Tüm bunların sonucunda, Brezilya’nın futbolla olan kendine özgü bağı düşünüldüğünde şaşırtıcı bir durum olarak karşımıza çıkan şey, kupa organizasyonunun üstlenilmesine ilişkin sergilenen eleştirel tutumdur. Futbolun ulusal kültürün parçası olduğu bir ülke için bu oldukça dikkat çekici bir durum.

– Mevcut İşçi Partisi (PT) hükümetinin eylemelere tepkisi nasıl?

Temelde üç şekilde: a) İşçi sınıfının en yoksul kesimine yönelik küçük ödünler verme politikasını yoğunlaştırdı (“Aile Yardımı”na enflasyon oranından bile daha düşük bir ek yapıldı, asgari ücrete de onu zaruri olanın altında kalmaktan kurtarmaya yetmeyecek miktarda bir zam yapıldı), eğitim ve ulaşım konusunda kısmi iyileştirilmeler yapılacağı duyuruldu; b) Dünya Kupası’na ilişkin protestolara yönelik muazzam bir baskı aygıtı oluşturuldu ve eylemleri hukuk açısından kriminalize edici bir politika benimsendi. Fikir vermesi için şu bilgiyi paylaşayım; Federal Hükümet, Dünya Kupası’nın güvenliğini sağlamak için 500 milyon real’den fazla bir parayı silahlara, yüksek teknolojili denetim cihazlarına ve istihbarat faaliyetlerine harcadı. Kupa süresince São Paulo ve Rio de Janeiro sokaklarında ordu yerini alacak; c) Halkı bu kupayı muhteşem bir Dünya Kupası haline getirmek için “gayret gösterme” vaktinin geldiğine ikna edebilmek amacıyla, milliyetçi bir propaganda yürütüldü ve kupa coşkusu yaratılmaya çalışıldı. Bazı medya karakterleri gösterilerin Dünya Kupası’nın sonrasına kadar ertelenmesi gerektiğini söylediler.

Ülkede oldukça çelişik bir hava hâkim; futbola özellikle Dünya Kupası’na duyulan devasa ilgili düşünüldüğünde halkın maçları izleyeceği söylenebilir ancak bir coşku halinden kesinlikle söz edilemez, bunun yerine eleştirel aklın ve de protesto etmek ve talepleri dile getirmek için hazırda olma halinin egemen olduğunu söyleyebiliriz. Ben bu röportajı verirken, kupaya yedi günden daha az bir süre kala, yer altı ulaşım işçilerinin grevi São Paulo’daki kamu taşımacılığını paralize etmiş durumda ve ayrıca 20 000 civarında evsiz (sem teto) açılış seremonisinin düzenleneceği stadyumun önünde eylemlerine devam etmekteler.

– Fransa’da radikal sol Brezilya halkının mücadelesine nasıl destek sunabilir?

Brezilya’daki toplumsal mücadeleler hakkındaki bilgileri yayarak ve Dünya Kupası boyunca kentlerde olağanüstü hali yürürlüğe koymaya hazırlanan baskı mekanizmasını ifşa ederek. Dünya Kupası’nı avantaja çevirip, Brezilya’daki sosyal-liberal İşçi Partisi hükümetinin işçi sınıfının dostu olmadığını; Brezilya’da yapılanların büyük kamusal işlerin müteahhitleri ile tarımsal sanayi arasındaki finansal sermaye işbirliğini yönetmekten ibaret olduğunu anlatarak. Brezilya’da iktidarda gerçek bir sol partinin olmadığının, İşçi Partisi’nin Avrupa’daki sosyalist partiler gibi olduğunun ve hatta finans sermayesine daha da bağımlı olması ve diğer trajedilerin yanında tarımsal endüstri süreçlerine dahil olarak ormansızlaşmanın artması, suyun kirlenmesi ve sera efektinin çoğalmasına yol açması nedeniyle onlardan daha kötü olduğunun anlatılması bize yardım edebilmek açısından çok önemli.

– Son aylarda Brezilya’da özellikle yüksek yaşam maliyetine karşı oluşan toplumsal radikalizmin siyasal bir ifadesi var mı?

Bu sürmekte olan oldukça keskin bir çelişki. 2013’ün Haziran günleri iktidara olan halk desteğindeki muazzam gerilemeyi ve de en zayıf kurumlar arasında yer alan sendikalar da dahil olmak üzere geleneksel siyasal temsilin krizini gösteriyordu. Ancak şimdiye kadar ulusal bir liderlik, kitle örgütlenmeleri ve yeni bir siyasal proje için açık referanslar gelişmedi.

“Pass Book” (ücretsiz seyahat) Hareketi – MPL gibi sektörel ve parçalı ifadeler var. Bu hareket 2013 Haziran’ında inanılmaz derecede önemliydi çünkü ulaşım mücadelesinin ve São Paulo’da otobüs, tren ve yeraltı hatlarının ücretlerinin azaltılması amacıyla yapılan eylemlerin başını çekiyordu. Şimdilerde MTST (Evsiz İşçiler Hareketi) önemli derecede saygı görüyor ve özellikle São Paulo’da güçlü olmasına rağmen kendisini ulusal ölçekte bir referans noktası olarak kurabildi.  Ancak bu hareketler sektörel nitelikte ve ulus ölçeğinde liderliğin yeni yapılarını oluşturma rolüne ya da hedefine sahip değiller. Siyasal alanda, PSOL bu hareketler tarafından saygı görüyor ve radikal sol partileri içinde sokağın talepleri ile en iyi biçimde angaje olabilecek örgüt olma niteliğine sahip. Ancak hala oldukça kırılgan ve birbiriyle uyumsuz iki ayrı parti vizyonuna sahip olan grup arasındaki çatışma nedeniyle ayrışmış durumda. Yönetimin çoğunluğunu oluşturan grup açıkça reformist ve eski solun bürokratik geleneğini devam ettiriyor, bu gruba karşıt olan ve partinin diğer yarısını meydana getiren grup ise Brezilya’nın devrimci güçlerini içeren geniş bir sol bloktan oluşuyor. Bu güçler genellikle daha açık bir yapıya sahip ve sokağın talepleri ile daha uyumlu. Bunun kanıtı ise PSOL’ün sol kesimi tarafından liderlik edilen gençlik örgütünün yeni süreçlere daha iyi ayak uyduruyor ve gösterilerin kuşkucu ve “otonomist” profili ile diyalog kurabiliyor oluşudur.

Temel sorun eski ile yeni sol arasındaki aynı zamanda kuşak farkına da işaret eden genel yarılma. Gençlik, yani yeni sol, 2013 Haziran’ındaki gösterilerin temel eksenini oluşturuyordu ve bu hareketliliğin devam eden süreçlerinin ardındaki yürütücü güç olmaya devam ediyor. Bu kuşak siyaset arenasına sokak okulundan geçerek ve iktidarda İşçi Partisi’ni görerek girdi. Bunun anlamı, gençlerin gözünde iktidarda olanların sol olduğudur. Bu nedenle, güçlü bir olumsuzlama; parti, sendika ve sosyalizmle alakalı olan şeylere karşı bir güvensizlik mevcut. Bizler henüz Brezilya’daki hareketin yeniden canlanışının başlangıcındayız; yeni ile eski olanın ayrıştığı, birçok belirsizliğin mevcut olduğu bir konumdayız. Bunun nedeni de ancak sürecin gelişimi ve radikal anti-kapitalist solun sürece olumlu biçimde (dogmatik ya da “aygıt-merkezli” olmayan biçimde) katılımı ile ortaya yeni bir siyasal projenin çıkmasını sağlayabilecek yeni enstrümanlara ve yeni bir politik liderliğe biçim vererek kitle desteğine sahip bir sistemsel çöküşü sağlama yeteneğinin ortaya çıkabilecek olmasıdır.

– Brezilya solu için beklentiler, özellikle Ekim’deki seçimler düşünüldüğünde nelerdir?

Bu sonucu henüz kestirilmesi zor bir husus. Genel olarak, durum anti-kapitalist sol için seçimlerde görünürlük sağlayabilmek açısından oldukça iyi. İşçi Partisi’nin solunu oluşturan alan açık bir alan ancak geniş bir bulvar değil. Halkın çoğunluğu tarafından sağ ve “merkez” alternatiflerinin etkisiz ve felaket getiren unsurlar olarak değerlendirilmesi nedeniyle İşçi Partisi hala kötünün iyisi olarak görülmekte. Diğer yandan, özellikle genç insanlar arasında partilere ve seçimlere yönelik güvensizlik duygusu hakim. Anket ve analizler, Brezilya’da oy kullanmanın zorunlu olmasına rağmen bir sonraki seçimlerin oy vermedeki azalma ile boş oylardaki ve geçersiz oy pusulalarındaki artış ile öne çıkacağını gösteriyor.

Ayrıca radikal sol partilerin tek bir adayı olmayacaktır. Ve de PSOL’ün (eğer daha önce yeni politika içinde eskinin temsili olarak adlandırdığım mevcut çoğunluğun başkanlık adayı konusundaki çizgisi değişmezse) oldukça kurumsal bir kampanya izleme tehlikesi bulunuyor.

Tüm bu sorunlara rağmen, 2010’dan bu yana seçim düzlemi de dahil olmak üzere gelişme gösteren örgüt PSOL olmuştur. PSOL yeni durumdan avantaj yaratmaya dönük olarak ve toplumsal alanda dört yıl öncesine göre oldukça fazla olan sol eleştiriye yönelik açıklığı en iyi şekilde kullanmaya uygun biçimde konumlanmıştır. Belki ulusal ölçekte (başkanlık seçimlerinde) olmasa da eyalet seçimleri ve parlamento seçimleri için bu durum söz konusudur.

Çeviren: Ali Yalçın Göymen

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar