Üniversitede Mücadele, HDP Meclise! Haydi Kol Kola! – Öğrenci Dayanışması -

Bugün AKP ve RTE’nin yönetememe ve meşruiyet krizi açık bir şekilde gözler önündedir. Bu krizin en önemli dinamikleri ülkenin batısında gezi isyanı olurken doğusunda 6-8 Ekim Kobane serhildanı oldu. Krizin tam anlamıyla ayyuka çıkması ise 7 Haziran seçimlerinden çıkan sonuç. AKP-RTE her sıkıştığında gücünü ve meşruiyeti sandığa çağırarak sınayıp, tahkimat sağlıyordu. Çünkü solun, toplumsal muhalefetin başarısız olduğu ve çuvalladığı bir alandı sandık. 7 Haziran seçimlerinde sokağın, toplumsal muhalefetin sandığı da gören çalışması ve yoğunlaşmasıyla HDP’nin barajı yıkması AKP-RTE’nin bütün meşruiyet kanallarını tıkamış oldu. Sadece seçim kazanarak meşruiyet sağlayabilen reis bu yüzden 7 Haziranın sonucunu yok saymaya karar verdi.

İktidar olamamanın kendisi için bir son olduğunu bilen Saray ve AKP elini zorluyor ve tüm kozlarını oynuyor. Bunu yapabiliyor olması sadece AKP’nin mezhepçi siyaseti değil Türk devlet aklının Kürt sorununa bakış açısıylada alakalı. Devlet aklı Ortadoğu’da dört ülkeyi kapsayan Kürt Özgürlük Hareketi’nin gücünü test ediyor ve şimdilik bunu Erdoğan’la yapıyor. Bir yandan T.C devleti Kürt Özgürlük Hareketine saldırılarını yoğunlaştırırken, diğer yandan sarayın savaşına olan huzursuzlukta yukarıdan aşağıya doğru verilen talimatlarla Kürt halkına ve HDP’ye yönlendiriliyor. Kürt karşıtı linççi kalabalıkların sokağa hakim olmaya çalışması, faşist saldırıların giderek yoğunlaşması karşısında 1 Kasım erken seçimi sadece bir oy isteme çalışması olarak görülemez. Savaşın neden olduğu kayıplara karşı oluşan öfkenin doğrudan iktidara yönlendirilmesi, halklar arası barışın güçlendirilmesi için ise barış hareketinin kitlesel, yaygın bir hale getirilmesi gerekmektedir. Buradan yola çıkılarak 1 Kasım seçimleri açığa çıkaracak sonuçlarıyla, alınması gereken sorumluluklarıyla 7 Haziran seçimlerinden nitelik olarak farklılık taşıyacak bir seçim olacaktır.

Genel düzeyde durum böyleyken bu yaşananların üniversitelere yansıması da öngörülebilirdir. RTE’nin rektörlerle yaptığı toplantı sonrasında üniversitelerin daha ilk haftayla birlikte polis ablukası altına alınması, üniversite muhalefetine yönelik saldırıların ilk gün itibariyle başlaması önümüzdeki dönemin zorlu geçeceğini şimdiden göstermekte. Gezi isyanı ile birlikte toplumsal muhalefetin dinamik bir ayağı olan üniversiteler zaten bu süreçte sarayın karakolları haline getirilmiş her türlü baskı ve zor aygıtı ile üniversite muhalefeti sindirilmeye çalışılmıştı. Şimdi bunlara ek olarak yaşanan olağanüstü hal ve savaş durumu üniversitelerde milliyetçi kışkırtmaları ve faşist saldırıların yoğunlaşmasını da beraberinde getirecektir.

Seçim süresince üniversitelere saldırılar artırılıp bir yandan üniversite muhalefeti sindirilmek istenecek diğer yandan oluşturulan şoven havayla yalnızlaştırılmaya çalışılacaktır. Demokratik Üniversite mücadelesi Demokratik Türkiye mücadelesinden bağımsız düşünülemez. Bu yüzden üniversiteli devrimcilerin önümüzdeki dönemdeki acil sorumluluğu:

– Üniversiter alanın kendi talepleriyle siyasal gündemin ihtiyaçlarını harmanlamak, siyasete buradan müdahale etmek
– Üniversitelerde şoven savaş çığırtkanlığı şemsiyesi altında linççi faşit saldırılara karşı yaratıcı bir kitle savunma çizgisi üretmek, kitlesel öz savunma pratikleriyle doğrudan demokrasiye dayanan öz yönetim organlarını oluşturmaya girişmek.

Bu iki acil sorumluluk üniversitelerde birleşik bir zemin ihtiyacını yakıcı bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Üniversiter alanın talepleriyle barış hareketini harmanlayan bağımsız bir HDP çalışması için artık kolları sıvamamız gerekmekte.

Öğrenci Dayanışması 7 Haziran’da HDP’nin barajı yıkma hamlesine omuz verirken, bunun sadece oy isteme çalışması olmadığını özgür, kamusal, öz yönetimci bir üniversite mücadelesinin büyütülmesi çağrısı olduğunu vurgulamıştık. 10dansonra çalışmasını elimizden geldiğince üniversitelerde yaygınlaştırmaya çalıştık. Eksikliklerimizi daha net bir şekilde gördük. Şimdi bu tutumumuzu yineleyerek fakat bu sefer daha kapsamlı ve örgütlü, HDP’den bağımsız bir kampanya ile gençliğin birleşik eyleminin inşasının bir parçası olmaya davet ediyoruz.

Gençliğin birleşik eylemi ortaklaşılmış ilkelere ve programlara dayanan somut bir toplumsal-siyasal çalışma ile oluşturulabilir. Bunun için adım atmak, önümüze çıkacak sorunları yürüyerek aşmak, yan yana gelmeye cüret etmek gerekmektedir.

Öğrenci Dayanışması olarak bir kez daha sadece bir seçim kampanyasına, yalnızca HDP’nin barajı aşması için çalışmaya davet etmiyoruz. Birleşik, çoğulcu ve meclisler aracılığıyla aşağıdan örgütlenecek bağımsız bir seçim kampanyasıyla demokratik üniversite muhalefetinin taleplerini yaygınlaştıracak ve seçim sonrası için anlamlı bir tahkimat oluşturacak bütünlüklü bir faaliyete davet ediyoruz. Barış hareketiyle özellikle üniversitelerde geniş gençlik kesimlerini seferber etmeye, savaş tercihinin yarattığı yaygın ama henüz açığa çıkamamış toplumsal huzursuzluğun siyasal ifade kanallarını oluşturmaya çağırıyoruz. Seçim sürecinde öne çıkarılacak barış talebini sürüklenmeye çalışıldığımız olağanüstü hal rejimine karşı sosyal ve demokratik tepkilerin gelişeceği bir birleşik eylem zemini olarak görüyor ve önemsiyoruz.

Şimdi yapmamız gereken HDP’li olmayan grup, topluluk, kulüp, forum, fanzin, bireyler ile yan yana gelmek, bağımsız bir kampanya ile üniversitenin taleplerini oluşturmak, üniversiteyi örgütleyerek HDP’ye omuz verip KOL KOLA yürümektir.

Öğrenci Dayanışması

17 Eylül 2015

Bulunduğu kategori : Sol

Yazar hakkında