torba yasa, yeni kent rantının yaratılması ve kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması bağlamında tmmob yasasının değiştirilmesi – nihat uçukoğlu -

 

Bilindiği gibi AKP hükümeti tarafından gelecek hafta meclise sunulacak olan ve on üç yasada* değişiklik öngören yeni bir torba yasa tasarısı gündemde.**

2007 yılında bizzat Tayyip Erdoğan tarafından hedef tahtasına konulan TMMOB’ye müdahale fikri kent rantının elde edilmesinin önündeki engelin ortadan kaldırılması bağlamında önemli bir ilk adımdı. O günlerde başbakan “TMMOB’nin Odalarını istiyorum” (hatta büyük odaları hedef göstererek…) şeklinde beklentisini yandaşlarına ifade etmişti. Süreç onlar açısından beklendiği gibi gitmedi ve demokrat mühendis, mimar ve şehir plancıları bugüne kadar olduğu gibi seçimleri kaybetmediler. Ardından bu engellerin ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılması çabası 2011 yılında KHK’lar eliyle yeni bakanlıkların kurulmasıyla ve hızla bazı yönetmelikler ve KHK’lar eliyle ranta dönük adımların atılmasıyla devam etti.*** Dikkat edilirse bu dönem otoriterleşme adımlarının atıldığı dönemdi ve sürecin ekonomik ayağı da kent rantı üzerinden yaratılmaktaydı.

AKP’nin ekonomiyi bağladığı rant temelli neoliberal dönüşüm sürecinde önemli tarih 2011 diyebiliriz. Bayındırlık ve İmar Bakanlığı’nın adının da ideolojik bir atraksiyonla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak değiştirildiği 2011 yılında kentsel, kırsal alanların, kıyı kesimlerinin, doğal tarihi sit alanlarının rant ekonomisine girdi olarak dahil edilmesi gündeme getirilmiş, buna dönük birçok yasada büyük ve sessiz değişiklikler yapılmıştı. Muhalefet partilerinin de çok fazla gündeme getirmediği bu yeni rant alanları açma sürecinde (zira kendi belediyelerinde de bu süreçler benzer biçimde yaşanmaktadır) önemli kavram kentsel dönüşüm kavramı ve bunun üzerinden yaratılan büyük yolsuzluklar olmuştu. 17-25 Aralık tarihlerinde ortaya çıkan yolsuzlukların konuları hatırlandığında, kupon arazi kavramlarının tapeler yoluyla hafızalarımıza kazındığı hatırlandığında görünen belki de sadece buzdağının üstü.

2012 yılında gündeme getirilen torba yasaya TMMOB yurt çapında bir direniş gösterdi. TMMOB’ye bağlı odalar kamusal denetim görevini yaparak açtıkları davalar sonucu kenti talan projelerini engellediler. Aynı dönemde Emek Sineması direnişi, Taksim Yayalaştırma Projesi adı altında yapılmak istenen Kışla Projesinin Odalarımızın ve mahalli derneklerin ortak mücadelesi ve nihayet Gezi Direnişiyle halk tarafından engellenmesi, altın vuruş diyebileceğimiz bu son torba yasanın gündeme gelmesini geciktirdi diyebiliriz.

Bu hafta gündeme getirilmek istenen “yeni” torba yasadaki yasaların isimleri bile ilk bakışta neyin hedeflendiğini ortaya koymaya yetiyor. Torba yasa ile kamusal alanlar ranta açılmak ve TMMOB’nin kamusal denetimi yok edilmek isteniyor. On üç yasada yapılmak istenen değişiklikler birbirlerini tamamlar nitelikte, bir bütünün parçası gibiler. Bu bütün, rant eksenli kentsel-kırsal “dönüşüm alanları” olarak kurgulanan yerlerde halkın varlıkları ile müşterek kamusal alanların tasarrufunun mülksüzleştirme yoluyla el değiştirmesi; bu varlık ve alanların ülke ve bölge ölçekli düzenlenecek bütüncül “mekansal strateji plan”ları, “çevre düzeni plan”ları, “imar plan”ları ile Yüksek Planlama Kurulu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinden iktidara bağlanması; iktidarın kontrolündeki yapı/inşaat sektörü üzerinden metalaştırılarak sermaye-piyasa çıkarlarına tabi kılınması şeklinde tarif edilebilir.

Madde madde özetlenirse hedeflenen değişikliklerin ana temalarını şöyle özetleyebiliriz:

  • Kentsel topraklara el koyma amaçlı kentsel dönüşüm/rant projeleri sürecini merkezileştirme ve hızlandırmak,
  • Halka ait özel mülkiyet varlıklarına mülksüzleştirme yoluyla el koymak,
  • “Kamulaştırma”yı yeni sermaye birikim süreci için kullanmak,
  • Yapı üretim sürecini ve mühendislik, mimarlık, şehir planlama hizmetlerini kimliksizleştirmek ve kuralsızlaştırmak, kamusal denetimi ortadan kaldırmak,
  • Anayasal dayanağı bulunan kamu kurumu niteliğindeki, özerk, demokratik, yerinden yönetim kuruluşları olan TMMOB ve bağlı odalarını yapısal dönüşüme uğratmak,
  • Özel teknik müşavirlik şirketleri yoluyla meslek alanlarımızı ve örgütlerimizi işlevsizleştirmek,
  • Yapı üretim sürecinde şehir planlama, mimarlık ve mühendisliğin tasarım sürecini teknik müşavirlik firmalarının faaliyet alanına sokarak önemsizleştirilmek.

Bu sürecin hızlı ve kesintisiz işlemesi için bir takım yasal düzenlemeler yapılması amacıyla, ülke topraklarının ve kamu kaynaklarının yağma ve talanının önünde engel olan tüm mevzuat birer birer değiştiriliyor, değiştirilmek isteniyor. Halkın malı olan kıyılar, ormanlar, maden alanları, su kaynakları vb. her türlü doğal, tarihi, kültürel ve kentsel değerler adeta yağmalanarak el değiştiriyor. Serbestleştirme, özelleştirme politikalarıyla göz göre göre kamu ve halktan alınıp sermayeye veriliyor.

Torba Yasa ile 6235 sayılı TMMOB Yasası değiştirilerek TMMOB’nin merkezi yapısı yok edilmek isteniyor. İllerde küçük küçük bağımsız odalar kurulması ve her bir odanın diğeriyle ilişkisinin kesilmesi öngörülüyor. Kamusal denetimin temelleri ortadan kaldırılıyor ve idarenin meslek alanlarını ilgilendiren tasarruflarına dava açma yetkisi bakanlığın iznine tabi kılınıyor. Odaların elinden üyelerin sicillerini tutma temel görevi alınıyor ve Oda/Üye mesleki denetim ilişkisi ortadan kaldırılıyor.

TMMOB’ye bağlı meslek odalarının özellikle yapı sektöründe yaşamsal önemi bulunan, bilimsel-teknik gerekliliklerle belirlenen kamusal denetim fonksiyonlarının ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Tasarıda geçen “kamulaştırma” lafı ise tamamen talanı gizlemeyi amaçlayan bir kılıf. Tasarı, işçi sağlığı ve iş güvenliği dâhil inşaat sürecinde yapılara ilişkin işverenlerin sorumluluğunu teknikerlerin de dâhil edildiği “şantiye şefliği”ne; yapıların mevzuata uygunluğunu mühendis ve mimarların “fenni mesul”lüğüne yüklemek; mimarlık ve mühendisliğin tasarım sürecini ve yapı denetimini özel “teknik müşavirlik” firmalarının faaliyet alanına tahsis etmek gibi birçok önemli ayrıntıyı da içeriyor. Böylece Serbest Mühendis Müşavir (SMM) olarak piyasada hizmet üreten küçük ölçekli bürolar bakanlığın denetimine tabi kılınarak, kurulacak “Teknik Müşavirlik Kuruluşları” gibi büyük balıkların serbest mühendislik hizmetlerini ortadan kaldırması hedefleniyor.

Yukarıda vurgulamaya çalıştığımız şu: Ülkemizin buram buram rant kokan politikalarla bir şantiye alanına dönüştürülme planları ile TMMOB ve bağlı odalarının etkisizleştirilmesi yönündeki tasarıları bir bütünlük arz etmektedir. Neoliberal politikalar açısından tüm piyasaların serbestleştirilmesi sürecinde, örgütlü mücadelesi ve direnişi ile ayakta kalan, meslek alanlarını kamusal eksenli düzenlemeye çalışan, kamusal mesleki denetimler yapan ve kamusal hizmet üreten, son kalan “kamusalcı” kalenin süngüsünün düşürülmesi amaçlanıyor.**** Kısacası TMMOB işlevsizleştirilmek isteniyor.

AKP iktidarı böylece, özellikle 2007 yılından sonra hedefine yerleştirdiği, 2011 yılındaki kanun hükmünde kararnamelerle tırmandırdığı, Taksim Gezi Parkı-Haziran Direnişinin ardından doruğa ulaşan meslek odalarını etkisizleştirme doğrultusundaki adımlarını kendince tamamlamak istiyor.

AKP iktidarının Anayasa’nın 135. maddesine açıkça aykırılık oluşturan bu girişimiyle, TMMOB’nin devasa rantların önünde engel oluşturması, direnmesi arasındaki ilişki artık herkesin malumu. O günlerde Sabah gazetesi, ATV bangır bangır “TMMOB 150 milyarlık rantı engelliyor. Bu nedenle odaların yapılarının değiştirilmesi hükümetin gündeminde” diye haber yapıyordu.

Torba Yasada yer alan birçok değişiklik önerisi her şeyden önce anayasaya aykırıdır. Kamu yararı taşımamaktadır. AKP ranta dönük özel bir yasa tasarısı planlamaktadır. Bu tasarı çok açık ki yeni para kasaları, yeni kupon araziler, yeni hırsızlıklar ve talan için yapılmış ve AKP’nin ayakkabı kutularını, kasalarını, Reza’ların ceplerini, bakanların kol saatlerini finanse edecek bir tasarıdır.

Başta TMMOB ve bağlı odaları olmak üzere kente sahip çıkan, tarım arazilerine, suyuna, toprağına sahip çıkmak isteyen halk bu sürece her türlü zeminde direnmek ve bu neoliberal dönüşümü durdurmak zorundadır. Bu zorunluluk mühendis, mimar ve şehir plancılarının mesleki deformasyona, sefalet ücretlerine, projelerine ve eserlerine el konularak ürettikleri hizmetlerin tamamen piyasalaştırılması ve oluşan ranta ve artığa tümüyle el konulmasına karşı durmalarını gerektiriyor.

Öte yandan doğal çevreyi tarihi ve kültürel mirası korumak, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir kent, yaşanabilir bir ülke bırakmak için yurttaşların müşterek alanlara sahip çıkmaları, kapitalizmin bu tahripkâr girişimlerine karşı tüm güçleriyle mücadele etmeleri bir zorunluluktur.

TMMOB ve bağlı odaları bu torba yasalara direnecek. Kimsenin kuşkusu olmasın, bu yasalar kolay kolay uygulanamayacak.

* TMMOB Kanunu ile İmar Kanunu, Yapı Denetimi Hakkında Kanun, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, İskân Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Çevre Kanunu, Tapu Kanunu, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Kat Mülkiyeti Kanunu, İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun, Belediye Kanunu ve Belediye Gelirleri Kanunu

** Bir diğer Torba Yasa geçtiğimiz hafta mecliste görüşülen İSİG konulu torba yasa ki bu da ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli dönüşümler içeriyor.

*** Büyükşehir Belediye Kanunu ile birlikte toplam 10 kanunda değişiklik içeren bir diğer kanun taslağı, yoğun tartışmalar sonunda, 12 Kasım 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde kabulünün peşinden gündeme yeni bir taslak getirilmişti. “Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı” adındaki, torba yasa niteliğindeki metnin sadece 15 maddesi “Yapı Denetimi Hakkında Kanun” ile ilgilidir; 18 maddesinde 3194 Sayılı İmar Kanunu‘nda, 6 maddesinde 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu‘nda, 6 maddesinde Kıyı Kanunu‘nda, 3 maddesinde Belediye Gelirleri Kanunu, İskan Kanunu, Mera Kanunu‘nda, 3 maddesinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu‘nda, 9 maddesinde Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu‘nda, 5 maddesinde ise 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK‘de değişiklik öngörülmüş daha sonra TMMOB Yasasında değişiklik önerisi bu taslaktan çıkartılmıştı.

**** Kamu yararı ve kamusal hizmetlerin günümüzdeki anlamları üzerine uzun uzun tartışılabilir. Çok açık ki neoliberalizmin tek kutuplu dünyada 20 yılda ilan ettiği hükümranlığının sonucu, tüm tarım, sanayi, hizmet alanlarını piyasalaştırmak için yaptığı düzenlemelerle yok edilen, zihinlerden silinen, unutturulan en önemli kavram; “kamusal üretim” “kamusal denetim” kavramıdır.

Bulunduğu kategori : Kızıl-Yeşil

Yazar hakkında