Tektip ağaçlandırmaya karşı dayanışma günü -

21 Eylül monokültür ağaç tarlalarına karşı uluslararası bir protesto günü. ‘Monokültür ağaç plantasyonlarının yayılmasını durdurun’ diyen hareketlerin, sosyal ağların, organizasyonların bu talebi yükselttikleri bir gün. Bu günün başlangıcı 2004’te endüstriyel ağaç plantasyonlarına karşı mücadele eden toplulukların, sosyal ağların Brezilya’daki görüşmelerine uzanıyor. 21 Eylül seçiliyor çünkü bu gün Brezilya’da Ağaç Günü olarak kutlanmakta.

Aynı sene WRM (Dünya Yağmur Ormanları Hareketi) bu talebin genişlemesine destek için Facebook’ta bir sayfa açıyor. Fikir, herkes için bir iletişim kanalı olmak. Topluluklar, örgütlenmeler ve aktivistlerin bu günle ilgili mesajlarını, yaptıklarını paylaşabilecekleri ve diğer insanları davet edebilecekleri bir platform oluşturmayı hedefliyorlar…

Dünyada toplam orman alanlarının azalmasının hepimiz için tehdit olduğunu görmeyen az insan kaldı. Maden arayışı, turizm karları, dev altyapı yatırımları, kentsel genişleme için orman topraklarının soygununu görüyoruz. Yalnız henüz toplumsal bilincin alanına girmemiş ormanların en sinsi düşmanlarından biri, nedense gündemimize girmeyi başaramıyor.

Bugün ormancılık etkinliği adıyla yapılan, endüstriyel kapitalizmin ihtiyaç duyduğu hammaddelerin üretimine adanmış ağaç tarlaları da ekosistemin üretken yeteneklerini ve geçmiş birikimini (su, organik madde vs.) çalarken aynı anda o coğrafyada yaşayan halkların geleneksel kullanım haklarını da soymasına aracılık ediyor.

Latin Amerika’da, Afrika’da, Asya’da endüstriyel ağaçlandırmalara karşı yükselen bir tepki dalgası var. Gıda endüstrisinin gözdesi palm yağı için üretilen palmiye ağaçları, hızlı gövde yaptığı için ağaç sanayinin sevdiği okaliptus, iğne yapraklı türlerin kendilerine yabancı doğalarda ürettirilme çabaları hem o ekosistemlere hem de orada bu doğanın ürünlerine bağımlı insanlara, topluluklara ağır zararlar veriyor. Bu ağaç plantasyonları bir yandan orman statüsünü taşıyarak FAO’un (Birleşmiş Milletler’e bağlı Gıda ve Tarım Örgütü) orman alanı istatistiklerinde yer alıyor, diğer yandan genellikle yaşlı ormanların üzerine, sulak bölgelere kurularak gerçek orman alanlarını ya da tarım alanlarını yok ediyorlar. Monopol kapitalizminin ağaç plantasyonları, endüstriyel destek dışında yaşayamayan, o doğa içinde kendi başına bırakıldığında ikinci kuşağının devamı bile belirsiz olan kendine yetemeyen, bağımlı bir doğa yaratıyor.

Kapitalist monokültür fidanları çizgisel bir matematikle toprağa yerleştirirken, bu askeri alaylara benzeyen genç ağaç tarlaları hızlı bir gövde artışına sahip oldukları için tercih edilen türlerden oluyorlar. Bu plantasyonların sahipleri FAO gibi uluslararası kurumlarda, orman yetiştirici olarak finans alıyor, bu güvenceyle kendisine direnen köylüleri devlet zoru kullanarak kendi coğrafyalarında sürgün ediyorlar. Yoğun su kullanımıyla suları tüketen, ağır gübre kullanımıyla toprağı zehirleyen bu çeşit ağaç tarlaları orman ve bu faaliyetler de ormancılık sayılamaz.

21 Eylül’de, dünyada aynı anda ses veriyoruz…

Monokültür ağaç tarımı ormancılık değil, ağaçların sermaye ve devlet eliyle tek tipleştirilmesinin ürünüdür!..

Orman, çeşitliliğiyle varoluşun kaynağıyken; monokültür kapitalizmin ürünü olan tek çeşitten oluşan ağaç plantasyonları o ekosistemin zenginliklerini, insanlarını, sularını tüketen yıkıcı topluluklardır.
Sermaye ve devletin mono-kültür ağaçlandırma çalışmaları son bulsun!

*
İlgili etkinlik sayfası:

https://www.facebook.com/events/194910437852040/

Bulunduğu kategori : Kızıl-Yeşil

Yazar hakkında