Syriza geri adım atacak mı? – Stathis Kouvelakis -

 

Yıpranmış bir klişeyi kullanacak olursak “kritik bir dönemdeyiz”. Aslında dönem kritik de olmanın ötesinde, mühim bir zamansal sekansın kıyısındayız. Bir SYRIZA hükümeti kurma girişimi tümüyle, trajik bir biçimde yanlış adlandırılan Avrupalı “ortaklarının” eşi benzeri görülmedik ültimatom ve şantajlarına vereceği tepkiyle yargılanacak.

Üstelik cephe hattından gelen haberler hoş değil. Tabi ki müzakerelerin güncel durumuna dair net bir görüşe sahip olmak çok zor. Tabi müzakere ifadesi güçler dengesindeki açık asimetri ve Avrupa Merkez Bankasının bir silah gibi taraflardan birinin kafasına dayanmış bir silah olarak kullanılması düşünüldüğünde açık bir oksimoron. Fakat şu açık Yunan hükümeti bazı önemli veçhelerde, özellikle onu seçen halka olan taahhütleri ile ilgili olanlarda geri adım attı.

Mali desteğin uzatılması için Çarşamba günü Yunan hükümeti tarafından Brüksel’e sunulan talebin özünü incelemeden önce, geçen pazartesi EuroGroup toplantısı esnasında Yunan hükümetinin sızdırdığı ve imzalamaya niyetli olduğunu ilan ettiği Moscovici belgesine bakalım.

Bu belge tek taraflı eylemleri dışlıyor, bütçe hedefi olarak hacmi belirtilmeyen temel bütçe fazlası vermeyi koyuyor ve borcun hepsini meşru görüyor. Bu belgeye göre ileride borç yapılandırılmasına dair yapılacak tüm düzenlemeler EuroGroup’un Kasım 2012 kararlarına uygun olmalı.

Özüne bakıldığında, SYRİZA’nın Selanik Programının ana hatlarının uygulanması böylece alacaklıların onayına tabi kılınmış oluyor, bu da fiilen programın iptali demek. Üstelik borç anlaşmalarının iğrenç hükümlerini tanıyarak Yunanistan’ın bu konunun müzakeresindeki pozisyonunu daha da zayıflatıyor. Böyle bir belgeyi sözde bir onurlu uzlaşmanın çerçevesi olarak kabul ederek SYRİZA hükümeti kendi ellerini kendisi bağlıyor.

Mali destek antlaşmasının uzatılması talebi Moscovici belgesine dair yukarıda bahsedilen tüm noktaları içerdiği gibi, ek olarak ilk kez Avrupa Birliğinin, Avrupa Merkez Bankasının ve aynı biçimde IMF’in uzatma süresi boyunca denetimini de öngörüyor (F maddesi). Bu SYRİZA için bir ilk. Diğer bir ifadeyle Troyka başka bir isimle geri dönmüş durumda. Yunan medyası şimdiden “kurumlar”dan bahsetmeye başladı.

Lakin bu bile AB ve Alman Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble için yeterli değil. Yunan tarafının herhangi bir tek taraflı hamle ya da kopuştan kaçınmaya istekli olduğunu ve sürekli geri adım attığını anlayan “ortaklar” tam teslimiyeti birincil hedefleri yapmış durumdalar.

SYRİZA hükümetine bir ders vererek, PODEMOS ya da Avrupa’da kemer sıkma siyasetine, borç ödeme muhtıralarına, borç esaretine karşı çıkma ihtimali olan tüm güçlere eşzamanlı bir uyarı göndermiş olacaklar. Alman tarafı Mali Destek anlaşmasına dair Yunan talebini tümden reddederek daha fazla taviz koparmayı ve Yunanistan’daki sol kanat hükümetinin bütünüyle burnunun sürtülmesini hedeflemekte.

İşte tam da burada yatıyor olabilir umut. Halka bazı temel taahhütlerde bulunmuş bir hükümetin alacaklıların ve AB’nin artan taleplerini reddedeceği ihtimal dışı bırakılamaz. Bundan daha da önemlisi ise umuda tekrar inanmış bir halk tarafından bu taleplerin reddedileceği ve o halkın ülkenin meydanlarına ve sokaklarına tekrar çıkacağıdır. Yunan Hükümetinin geri adım atacağı kaçınılmazmış gibi davranılmamalı ve kendisine karşı açılan saldırıda sağlam durduğu ölçüde desteklenmelidir.

Sonuç ne olursa olsun bir şey kesin. Geçen birkaç yıl içinde dile getirilen Avrupa blöfüne dair tüm o güven verici iddialar, Avro bölgesi çerçevesi içinde kemer sıkma politikalarının yenilebileceği umudu, muhtırayla borç anlaşmalarının ayrı düşünülebileceği zannı, Alman Borcuna dair 1953 Londra Konferansı hükümleri (yani borçlu lehine yeniden yapılandırma hükümlerinin alacaklılarca kabul edilmesi) doğrultusunda bir çözümün bugün de geçerli olacağı beklentisi; kısacası iyi Avro anlatısının kurucu unsurlarının hepsi bugün çöktü.

Bir noktada bu konuda da bize açıklama yapılması gerekecek.

Çeviren: Mustafa Görkem Doğan

Bulunduğu kategori : Uncategorized

Yazar hakkında

İlgili Yazılar