soma’dan torunlar’a giden yol: kar patlaması, iktidara yakınlık ve yargı kararlarına uymama – sosyal haklar derneği -

 

Başlıkta ki bu üç madde son yıllarda görülen kitlesel iş kazalarının da ortak özelliği.

Kardan başlayalım, Soma AŞ, 2013 yılında İSO 500 listesindeki sıçramayla 34 sıra birden zıplayarak 291. sıraya yerleşti. 2012 yılında Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ), Soma AŞ ile imzaladığı anlaşma sonrasında devletin aldığı kömürün fiyatı yüzde 17 arttı, üretim ise 1 milyon 513 bin tondan 2.6 milyon tona çıktı. Soma AŞ’nin 2012’deki fiili üretimi ise 3 milyon 800 bin tonu buldu. Bu kömürün tamamı da devlet tarafından o dönem satın alındı. Yani 1.2 milyon tonluk bir üretim fazlası gerçekleşti. Soma AŞ’nin maden kazası yaşanan madeni aslında devletin malı. Rözodans yoluyla kiralanıyor. Ama bu kiralamada ilginç. Kömürün ton başına fiyat kiralamadan sonra firma lehine artırılıyor. Halbuki bu artış başta yapılsa belki başka firma daha uygun şartlarda ihaleye girecek. Kısaca esas işveren bizzat devletin kendisi Soma AŞ bir bakıma taşeron ama kayırılan bir taşeon

Sonuç Soma Holding ekonomide bilmem kaç sıra yükselirken 301 işçi bir seferde katlediliyor.

Ya Torunlar Center, eski Ali Sami Yen Stadının olduğu arazi bir kamu arazisi. Kamu bunu istese bir m2 yeşilliği olmayan Mecidiköy ve çevresi için yeşil alan olarak değerlendirebilir. Ya da kamusal herhangi bir hizmet için kullanabilir ama Torunlar Center’a % 50 kar ortaklığı ile devir ediliyor. Yani işçilerin katili olan yüksek karın bir ucunda Devletin bizzat kendisi var. Torunlar Holding ise dehşet karlar açıklıyor. Örneğin 2012 yılında karı %90 artarak 337 milyon TL’ye ulaşıyor. Üstüne üstük bu kar kamunun olsun diyelim ama öyle de değil. Belirli bir imar planına göre ihale ediyor.  En yüksek tutarı Torunlar Center veriyor. Ve Torunlar Center kazandıktan sonra yapı imarını değiştirip kat ve emsal tutarı değiştiren bir yapı yapmaya başlıyor. Belki o kadar yapı yapabileceğini bilse başka şirketler bunu teklif edecek ama öyle değil işte. Yine aynı durum bu sözleşme değişikliği başta yapılsa bazı hesaplara göre devlet 210 Milyon TL daha fazlaya bu arsadan ihale geliri elde edebilecek. Yargı kaçınılmaz yasadışı kararı veriyor. Ama AOÇ’deki binayı bile yasadışı olmasına rağmen yaparım diyen bir iktidar var karşımızda.

Her iki örnekte de olduğu gibi şaibeli firmaların lehlerine değiştirilen antlaşmalar söz konusu kamusal alanların kendisi yağmalandığı gibi yağmacılara rant üstüne rant aktarılıyor.

Madencilik ve inşaat emek yoğun sektörlerdir. Bazen binleri buluyor tek bir çalışma alanındaki emekçi sayısı. Emek yoğun sektörlerde işçiye ne kadar az verirsen karın o kadar artar. İşçiye verileni sadece ücret ve yan haklar olarak algılamayın. Her iki sektör de güvenlik maliyeti yüksek alanlar. Bu maliyetlerden yapılacak her tasarrufunuz kara yansıyacak. Çünkü ürettiğiniz ürünün fiyatını, işçiye verdiğiniz önem değiştirmiyor. Kömürün tonu aynı fiyat AVM’nin m2’ si de aynı fiyat. Yani hem madencilikte hem inşaat sektöründe işçiye ve onun çalışma koşullarına harcanan her tutar ciddi olarak karınızı etkiliyor.

Peki bu kadar kolay mıdır, işçilerin ücretlerini ve çalışma koşullarını kötüleştirip karı maksimize etmek. Aslında yasal olarak bu o kadar da mümkün değil yasalar, yönetmelikler, iş güvenliği yasası vs var.

Burada hukuksuzluk devreye giriyor. Bu işverenlere karşı yargı kararları var? Ya da yargı o kadar çekinceli ki çok düşük cezalar uygulanıyor. Kaldı ki Torunlar Center gibi tamamen yasadışı bir inşaatın yasal sınırlar içinde kalmasını bekleyebilir misiniz? Ayrıca yukarıda da belirttiğimiz gibi oyunun kuralları sonradan firmalar lehine çevirilirken herkes bunun iktidarla yakın ilişkiler olmadan olmayacağını biliyor.

Bu sömürünün bir ucunda hükümet yetkisini kullanan AKP iktidarı yer alıyor. Yani yargıyı uygulayacak olan erkin başında diğer ortaklar oturuyor. Ortaklar birbirlerine zarar vermezler.

Uzatmayalım ihale fiyatı ile yapının emsal değerinin artırılması arasında bir yasadışı rant daha oluşuyor ve bu rantı iktidarda olanların paylaşmaması imkansız. Yani Torunlar Center inşaatının çalışma koşullarının bu kadar kötü olmasında ve hızla ranta dönüşmesi için 24 saat çalışmasında belli ki faydalanacak başka ortaklar var. Kamusal bir arazının kamusal amaçlar için kullanılmayıp devredilmesine rağmen 24 saat çalışma izni verilirken “yüksek kamu yararı” olduğu söyleniyor. Bu Soma’da kapasite üstünde kömür üretimine izin verilmesi şeklinde karşımıza çıkmıştı.

Her iki sektöründe ortak yanı, Devletin taşeronluğunu yaparlarken kendileri de taşeronlar kullanıyorlar. Kar yukarı doğru pompalanırken sömürü aşağı doğru yayılıyor. Soma A.Ş. istediği fiyattan hazır müşterisi (devlet) varken üretim için bastıkça basıyor gaza zaman kaybına tahammülü yok. Torunlar Center şimdiden satmış katları kiralamaya başlamış. Denizbank Genel Müdürlüğü bile gelecek. Ağustos 2015 tarihini vermiş yeni müşterilerine o da bastıkça basıyor gaza.

Sosyal Haklar Derneği 2006 yılından bu yana iş kazaları konusunda rapor hazırlamakta. İnşaat sektöre her sene hak ihlalleri listesinde 1. sıradadır. Bir sene hariç! 2009 yılında küresel krizin de etkisiyle inşaat sektörü yavaşlamış. İşin ilginç yanı toplam iş kazalarında ölüm sayısı aynı sene düşmüş.  Büyüme hızı negatife dönmüştür ve sadece bu sene inşaat sektörü birinciliğini kaybetmiştir. Yani büyüyoruz ama işçileri öldürerek büyüyoruz!

İşçileri bu kar hırsı öldürmekte, bu kar hırsı hukuksuzlukla yol almaktadır. Bu yolda da en büyük destekçileri AKP iktidarı olmaktadır.

Unutmayalım Soma’dan Torunlar Center’a giden bir yol var ve bu yol iktidarın rant ve sömürü yoludur.

Sosyal Haklar Derneği

Yönetim Kurulu

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında