soma, validebağ, karaman: hayatı savunmaya çağırıyoruz! – sosyal haklar derneği -

 

Ücretleri ödenmediği için Ankara’ya yürüyen Somalı maden işçilerine polis saldırıyor. Soma’yı, Torunlar Center katliamını, Şırnak’ı onlar unuttu. Medya unuttu. Hükümet unutturdu. İşçilerin aileleri, Somalılar unutmadı. Bizler unutmadık.Karaman’ın Ermenek İlçesi’ndeki Pamuklu Köyü yakınlarındaki kömür ocağını su bastı. 18 işçi mahsur kaldı, 8 işçi ise kaçarak kurtuldu. Maden yetkililerinden Şahin Uyar, “Hani bir laf varya ‘kaçanın anası ağlamaz’ diye bazı arkadaşlarımız kaçar, bazıları da ne olacak der. Vahim bir olay olmuş keşke olmasaydı” diye açıklama yaptı, utanmazca…Su baskını yaşanan madenin sahiplerinden Saffet Uyar 2004-2009 yıllarında AKP’den seçilerek Ermenek-Güneyyurt Belediye Başkanlığı yapmış olması kimseyi şaşırtmıyor artık. Halkın talepleri, işçilerin can güvenliği, doğa, yaşanabilir kentler kar getirmediği için bir önem arz etmiyor.Ermenek’te yaşam odası olmadığı için 18 madenci ölümle pençeleşirken  Validebağ Korusu’nda polis yaşam alanlarını savunan halka saldırıyor. Soma madeninden canlı çıkmayı başaran ve maaş alamadıklarını duyurmak isteyen işçilere polis saldırıyor. Dincileştirdikleri ve siyasallaştırdıkları eğitim, gasp ettikleri sağlık ve yaşam hakkı, dereler, ormanlar, kıyılar, yerin altında ve üstünde ne varsa saldırıyor, yağma ve talanla bir türlü sıfırlayamadıkları kamu kaynakları ve mallarıyla doymak ve durmak bilmiyorlar. Mücahit müteahhitleri, ikna odalarına çevirdikleri ekranları, halkın güvenliğini sağlaması gereken, halkın haklarını koruması gereken kurumları parti teşkilatına çevirerek saldırıyorlar dört koldan.Taşeron cumhuriyetine çevirdikleri ülkede iş güvenliği ve işçi sağlığını hiçe sayıyorlar. Başta inşaat sektöründe, mega projeler diye tanıtılan ve AKP iktidarının sürdürülmesinde önemi bilinen bu uygulamalara dair yargı kararlarının hiçe sayılması, Danıştay ve İdare Mahkemelerinin kararları artık yok hükmündedir. Sermaye ve iktidar elitleri ne yasa ne mahkeme kararı tanımaktadır. En son Mecidikeköy işçi katliamında Torunlar İnşaat hakkında takipsizlik verilmesi, 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet dosyaları, Adana’da MİT TIR’ları gibi davaların kapatılması, Davutpaşa, Ostim gibi katliama dönüşmüş iş cinayetlerinde sorumluların beraat ettirilmesi ve benzer durumlarla da bu tip kararların şaşırtıcı olmayacağı bir dönem yaşıyoruz.Devletin yasaları hiçe saydığı ve yasaların toplumun “istendik” şekilde yönetilmesinin, zor aygıtlarının meşrulaştırılmasının, olağanüstü hal rejimi uygulamalarının genelleştirilmesinin aracı olduğunu görüyoruz. Halkın hakları için sokaktan, direnmekten başka bir yol kalmamıştır. Yeni Güvenlik Paketi’nde de görüleceği gibi halkın güvenliği değil hakları, yaşamı, geleceği tehlikededir. Kentlerimiz, dinselleştirilen eğitimle çocuklarımızın geleceği, sağlığımız, doğa, kültür ve tarih varlıkları, toprak, su tehdit altındadır.Yeni Türkiye’nin güvenlik rejimi sermaye birikim rejimleri, savaş suçları, kente karşı, doğaya karşı, insana ve ülkeye karşı işlenen suçlardan yönetici elitlerin ve sermaye elitlerinin korunmasını hedeflemektedir. Bu yüzden Validebağ’ı savunmak Torunlar İnşaat’ta, Soma’da, Davutpaşa’da Karaman faciasında ölenleri savunmak demektir, taşeronlaştırmaya karşı çıkmak, dereleri, suyu, toprağı savunmaktır. Kısaca hayatı savunmaya çağırıyoruz.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar