Soma Maden İşçileri Meclisi’nin DİSK/Dev-Maden-Sen Kongresi’ne Yönelik Açıklaması

 

Bizler, Soma’da 13 Mayıs’ta 301 işçi kardeşimizin katledildiği katliama kadar tıpkı ölen kardeşlerimiz gibi sermaye, sarı sendika ve siyasetçe bastırılmış, korkutulmuş, köleleştirilmiş işçilerdik. Katliamda ölen kardeşlerimizin çığlığını, bizler, yeni bir hayatı inşa etmek için isyan, örgütlenme ve birlik olma çağrısı olarak ele aldık. Bir yandan baskı, sömürü ve adaletsizliklerin resmini ortaya koyan evrensel bir mesajı irili ufaklı yüzlerce eylemin Soma Havzasında yaratanı olarak ülkemize ve dünyaya verirken, diğer yandan köy köy mahalle mahalle komite ve meclisler üzerinden örgütlenip vardiya düzenine göre ayak ayak birim birim komiteleşmeyi ve birlikte hareket etmeyi öğrendik. Bu deneyimi yaşadık, hala da yaşıyoruz.

301 kardeşimizin katledilmesi, sarı sendikanın ne olduğunu, işçileri bastırmada, köleleştirmede patronlarla nasıl köklü bağlara sahip olduğunu öğrenmemize yol açtı. Dünyanın en ağır bedelini ödeyerek sarı sendikacılığın bütün pisliğini idrak etmemiz giderek daha çok kavradığımız bir sorumluluğu mücadelemize yükledi. Sarı sendika cenderesinden kurtuluş için bulduğumuz ilk yol komite ve meclisler olurken ikinci yol ise DİSK’te örgütlenmekti. DİSK’i ve mücadelesini babamızdan, dedemizden ve tarihten biliyor ve güveniyorduk. Bu güvenden hareketle DİSK’i seçmiştik. Böylece bir yandan komitelerimizi meclislerimizi kurmaya çalışırken diğer taraftan da DİSK’in maden iş kolunda kurulu bulunan sendikası Dev-Maden-Sen’i örgütlemeye başladık. Bu sendikanın  57 yıllık tarihi ve 25 yıllık örgütlenme deneyimi olmasına rağmen madencilik gibi dünyanın en ağır çalışma ve sömürü koşullarına sahip iş kolunda sadece 177 üyesi olmasını garipsediğimiz Devrimci Maden İşçileri Sendikasına (Dev-Maden-Sen) üye olmaya işçileri ikna ettik.  Tuhaflıklar ise ilk andan itibaren karşımıza çıktı. Sendika komite ve meclisleri istemediğini sürekli ifade etmeye başladı, bizlerin üye yaptığı işçilerin üyelik süreciyle ilgili bilgileri bizimle paylaşmaya yanaşmadı. Sizler sadece üye olun üye yapın gerisini düşünmeyin biz yöneticiler ve uzmanlarımız her şeyi halleder gibi bir yaklaşımı sürekli dillendirdiler. Öyle ya biz işçiler en azından sarı sendika yöneticilerinden duyduğumuz hakaretleri, tehditleri bunlardan duymuyorduk buna da şükretmeliydik. Biz işçiler olarak kendi adımıza kendimiz konuşamayacaksak kendi sendikamızı kendimiz yönetmeyeceksek sarı sendikadan ayrılmanın ne anlamı var diyen işçi arkadaşlarımızın sorularıyla karşılaştık. “Bu sendika bugün küçük, yöneticilerin parası yok, yarın onlar da büyürse diğer sendika gibi olmayacağının garantisi somut olarak nedir?” gibi sorulara zorlanarak verdiğimiz yanıtlar yöneticilerle hasbelkader karşılaşan işçi kardeşlerimizin gördüğü ben bilirimci, küçümseyici davranışlarla boşa düştü her seferinde. 2014 sonbaharına girerken Meclis ve komitelerimizin iradesiyle 1800’lere taşıdığımız üye sayısı, Soma Havzasında sermaye-siyaset, dayıbaşları ve sarı sendikanın işçiler üzerinde kurduğu vahşi çıkar cenderesini yıkmaya çok yaklaştığımız ve tüm gelişmelerin lehimize seyrelttiği bir süreçte sendika yönetimi ve uzmanlarının tüm gündemi işçilerin örgütlenmesi ve mücadelesini büyütmek değil komite ve meclis faaliyetlerinin üye olan işçilere kötülenmesi, karalanması üzerine kurulmaya başlandı.  Tek dertleri bu gelişme sürecini tıkamak baltalamaktı. Şimdi anlıyoruz ki onlar sendika küçük kalsın böylece kendi sultaları da sürsün istiyorlarmış.

Ve başarılı da oldular. Yarattıkları ikilikten nemalanan devletin saldırıları başladı ve bu saldırıları biz işçiler kendi başımıza karşılamak durumunda kaldık. Sorunun çözümü için defalarca o zamanın DİSK Başkanı, Genel Sekreteri ve diğer yöneticileriyle konuştuk. DİSK’teki ulaşabildiğimiz diğer sendikaları elimizden geldiğince bilgilendirmeye çalıştık.  Her seferinde çözüm üreteceklerini söylemelerine rağmen hiçbir somut adım atılmadı. Sendika yöneticilerinin oluşmasına katkı sundukları ortamı devlet-sarı sendika, işverenler fırsat bilip üç arkadaşımızın linç ederek korku atmosferi yarattı. Soma’da işçi sınıfının geleceği açısından oldukça önemli olan bir gelişme de böylece kırılmış oldu. Bürokrat sendikanın ne olduğunu gören binin üzerindeki işçi arkadaşımız yönetimi protesto ederek, bu bürokrat anlayışa bir tepki olarak Dev-Maden-Sen üyeliğinden istifa etti.

Yaşanan kırılmadan sonra sendikamızın yöneticilerini görmez olduk. Soma onlar için arada ziyaret edip kendi bürokratik yönetimlerine yedekledikleri üç beş işçi arkadaşımızla bağlarını gelecekteki kongre hesapları üzerinden sıcak tutmaya çalıştıkları bir yer oldu artık.

Bizler işveren, sarı sendika ve devletin giderek artırdığı tehdit ve baskılara direnerek mücadele ederek sendikaya sahip çıkmakta ısrar eden işçileriz. Komite ve meclislerle mücadele ve örgütlenmemizi sürdürmeye devam ettik, edeceğiz.

Diğer yandan en fazla dört yılda bir yapılması gereken sendika kongresi (ki bu oldukça uzun bir süre) bu kez kongre süreci 6 ay daha geciktirilerek gündeme getirildi. Üstelik bir sefer daha sendika bürokratları bildik oyunlarını oynamaya başladılar. İşçi sınıfından kopuk kurdukları ittifakları dayatmaya, genel kurulu işçilerden kaçırmaya çalıştılar. İlçe secim kuruluna verilen listelerin yerine sahte listeleri bölgelere göndererek akılları sıra sendika üyelerine ulaşmamızı engellemeye çalıştılar.

Bir sendikanın doğrudan ona üye olan işçilerce yönetilmesi en normal talep değil midir?

Herşeye rağmen her türlü baskıya direnen ve ısrarla DİSK üyeliklerimizi devam ettiren biz maden işçileri şimdi sözün kararın ve yetkinin kendi ellerimizde olduğu bir sendikal hareket yaratmak üzere Dev Maden Sen’in yönetimine aday oluyoruz. Başta Soma olmak üzere Sendika üyelerinin bulunduğu her bölgeden 24 Nisan’da Ankara’da olacağız; Dev Maden Sen’in 17’inci kongresinde üretenlerin yönettiği bir süreci başlatacağız.

Başta Maden işçileri olmak üzere kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Üreten Biziz Yönetende Biz Olacağız.

Söz Yetki Karar Maden İşçilerine.

İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız.

 

Bulunduğu kategori : Emek