Sokağın hala gazı var! -

 

Bugünlerde HDP’nin seçim zaferinin büyüyen sokak hareketlerini sönümlendirdiğine dair bir hikaye anlatılıyor. Bu hikaye seçimden önce de var olan sokak-sandık ikiliğinin bir devamlılığı içerirken seçim sürecinin bilindik sokak tepkilerinin önüne geçtiği de bir gerçek. Ancak HDP’nin bu sesi gür zaferi Türkiye siyasetinin muhalif öznelerini tatmin edecek bir zafer değil. Seçim barajını yıkmanın getirebileceği rehavet ilk polisle karşı karşıya gelişinizde zaten kaybolup gidecektir. Neden mi? İç güvenlik yasası hala yürürlükte de ondan. Ya da maaş bordrosunu elinize aldığınızda pek bir zafer sarhoşluğunuz kalmayacaktır. Neden mi? Az da ondan. Evinizin yanındaki parka kepçe girdiğinde uykularınız kaçacaktır. Neden mi? Olacak da ondan. Bu soğurmaya yönelik iddia sadece ilk haftayı kapsıyor ise, üzerinde konuşmaya pek değmez zaten, ancak HDP’nin 80 vekille mecliste olduğu her anı kapsıyor ise, bi dur hele soluklan yeğenim demek gerek.

Seçimlerin üzerinden bu denli kısa zaman geçtiği halde HDP’nin zaferinin sokağın etkisini soğurduğunu söyleyebilmek bazı peşin hükümlerin varlığı ile mümkün olabilir ancak. HDP ile var olan siyasal ayrışmaların doğurduğu bir sonucun hükmü olarak sokak siyasetinin karşısına HDP ve onun ‘parlementer sistem merakı’ konularak bazı pozisyonlar kendi varlıklarını HDP karşısında meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Ancak bu tartışmayı gerçekten ayrışmanın yaşandığı düzlemde yapmaktansa Gezi direnişinin de tarihsel-kültürel değerini kendi hanesine yazarak yapmaya çalışıyor. Bu, hem var olan tartışmayı –ki ben bu tartışmayı alakasız savlardan dolayı anlayamadım- görünmez kılıyor hem de politik özneler arasında kurulması pek ala mümkün olan ortaklaşma ağlarını sürekli olarak erteliyor.

HDP ve siyasetin diğer kısımlarının nasıl ilişkileneceğini anlayabilmek için biraz zamana ihtiyacımız var. Seçimde HDP’yi destekleme sebebimiz pek tabii ki göklerdeki bir mesihi yardıma çağırmak değildi ne de siyasal irademizi meclise devredip evlerimizde hakkımızda verilecek hükümleri beklemekti. Politik mücadelemizin nedenlerinden biri olarak sermayenin ve devletin varlığımıza düzenledikleri akınlar hala ortadan kalkmış değil ve bütün politik eşitsizlikler kaldıkları yerden devam ediyorlar. HDP mecliste güçlü bir müttefikimizin olduğunu bize söylese de üretim yaptığımız ve yaşadığımız alanlarda karar verici olarak ancak bizler olabiliriz.

Bu koşullar altında HDP ile kurulacak sağlıklı bir ilişkinin nasıl olabileceğini tartışabiliriz. HDP ve alanlardaki mücadeleler arasında kurulacak olan hiyerarşik olmayan bir ilişki alanlardaki mücadelenin sesinin HDP’nin Türkiye siyasetinin başat bir unsuru olan meclisteki varlığıyla beraber daha da güçlendirebilir. Bu, siyasal iradeyi temsil etmesi için iradenin bir partiye teslim edilmesi değil, bir partiyi siyasal mücadelelerle ortaklaşmaya çağırmaktır. HDP’nin çok bileşenli politik yapısı her politik mücadelenin kendisiyle organik ilişki kurabilecek kişileri HDP’nin içinde bulabilmesine imkan sağlayabilir. Ancak bu noktada belirleyici olan bu kişilerin meclise girmesi değil, alanlardaki mücadelelerin devamlılığının garanti altına alınması ile olur. Alanlarda mücadele yürütülmesinin sebebi barajı geçen bir siyasal partimizin olmaması olamayacağı gibi, HDP de kendiliğinden, muzdarip olduğumuz emek ve cinsiyet sömürüsü ilişkilerini yok etmeyecektir. HDP’yi bu mücadelenin amacı değil de bir bileşeni kılabilmek alanlardaki –sokak, okul, fabrika, plaza, mahalle- mücadelelerin gücüne bağlıdır.

HDP’nin barajı aşmasının manası ancak şudur: Mücadeleye başlamıştık zaten, hala bildiğimiz yoldan devam ediyoruz, şimdi biraz daha güçlüyüz.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar