Silkinip Kendimize Gelelim - and

15 Temmuz günü akşam saatlerinde başlayan askeri darbe girişimini görür görmez, hiç de azımsanmayacak sayıda insan bunun “iyi planlanmış bir tiyatro”dan ibaret olduğunu düşünüyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde yaşananlar ve daha sonra ortaya çıkan videolar ile bu sayı hızla düşmüş olsa da ilk tepkinin bu olmasının altında yatan psikoloji üzerine uzun uzun düşünmekte fayda var.

 

Bir süredir siyaset dünyamıza hakim olan komploculuk, üst akılcılık, büyük resimcilik, uzaktan baktığınızda aslında toplumsal olaylarda “sıradan insanların” göremediği karmaşık ilişkileri görebilmek gibi “havalı” bir şey gibi gözükse de biraz yakından baktığınızda arkasında toplumsal değişime dahil olma, ona müdahale etme enerjisini bulamayan bir orta sınıf tavrı olduğunu görebilirsiniz. Bu ruh halinden ve tavırdan siyaset çıkmaz. Devrimci duruş hiç çıkmaz.

 

15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından ortaya çıkan durum düşündüğümüzden karmaşık bir durumdur. Bu durumu AKP, Saray ve devletin bir kanadının kusursuz bir plan ve ajanda çerçevesinde başkanlığa, baskı rejimine, diktatörlüğe doğru önlenemez yürüyüşü olarak okuyorsanız, muhtemelen 15 Temmuz akşamı yaptığınız hatanın bir benzerini yapıyorsunuzdur.

 

15 Temmuz uzunca bir süredir devam eden yönetme krizinde devlet içindeki fraksiyonların birbirine karşı artık askeri araçlar kullanma seviyesine geldiği çok önemli bir aşamadır. Ne bir başlangıçtır, ne de bir sondur. Unutmayalım ki Gezi’den 7 Haziran’a kadar bu çatışmanın bir çok aşamasında ezilenler, sıradan insanlar, Kürtler, Aleviler, gençler de sözünü söylemiş ve bu krizden dayanışma, kardeşlik ve barış ile çıkılabileceğini de göstermişlerdi. Çünkü müdahil olmuşlardı.

 

Şimdi,çok farklı bir ortamda, yine, siyaset zamanıdır. Sur’u yıkan, Roboski’de katleden, Cizre’yi yakan bu cuntaya ve ona yıllarca kucak açanlara karşı inisiyatif alma zamanıdır.

Kürt siyasi hareketi bu muktedir bloğun ve özelde cemaat saldırganlığının bu coğrafyadaki en önemli muhatabıdır. Şimdi buna açıktan karşı çıkan, yeniden siyaseti tahkim eden, yeni yaşamı inşa eden bir siyaseti aşağıdan yukarıya kuran bir anlayışı kuvveden fiile çıkarma zamanıdır. Sokaklarda otoriter bir rejimin paramiliter gücünü inşa etmeye çalışan iradeyi ondan korkarak ve sinerek engellemek mümkün değil.

 

Şimdi değilse ne zaman?

 

Artık 7 Haziran- 1 Kasım denkleminden çıkmak, tekrar siyaseti, ateşkesi, müzakereyi anımsayarak yeni bir “eşitlik, adalet, demokrasi” hamlesi yapmak gerekiyor.

7 Haziran öncesi siyasette yakalanan inisiyatifi hatırlamak, pozitif kurucu siyaseti çağırmak gerekir. Bu saldırganlığın, bu cuntanın ve tabi ki onu büyüten Sarayın muarızları bunu yapmaz ise kim yapacak?

Bulunduğu kategori : Sol

Yazar hakkında

İlgili Yazılar