Sezai Temelli: İktisadi Alanda da Radikal Değişikliklere İhtiyaç Duyuyoruz -

Karşı Radyo: Merhaba Karşı Radyo dinleyicileri, HDP İstanbul milletvekili Sezai Temelli ile birlikteyiz bugün. Kendisiyle HDP Beyannamesi ve HDP’nin ekonomi politikaları üzerine konuşacağız. Hoş geldiniz.

Sezai Temelli: Hoş bulduk.

Karşı Radyo: İsterseniz beyannameden başlayalım. HDP ekonomi programını “güvenceli yaşam” üzerine kuruyor. Bu diğer partilerin seçim beyannamelerine bakıldığında ayırt edici bir özellik. Bu konuyu biraz açmak ister misiniz?

Sezai Temelli: Evet, gerçekten güvenceli yaşam ekonomisi ile aslında HDP farkını ortaya koydu. Neden böyle bir başlığın altına önerilerimizi sıraladık dersek, bunun önce ideolojik, felsefi, teorik bir ayırt edici özelliği var. Belki buna kısaca değinmekte yarar var. Bunlardan birincisi, demokratikleşme dediğimiz meselenin iktisadi alanda da hayata geçmesi gerekiyor. Ekonominin demokratikleşmesi dediğimiz budur. Bu konuda çalışan çok değerli akademisyenler var, bu kişilerden yararlandık. Ekonomik alanın da demokratikleştirilmesi çok önemliydi. Bu alan demokratikleştirilmediğinde eşitsizlikler ve güvencesizlikler artıyor, derinleşiyor ve toplumsal krizler dediğimiz yaşamın her alanına sirayet eden bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. O yüzden buna biz güvenceli yaşam ekonomisi diyerek bu eşitsizliklere, güvencesizliklere karşı başka bir ekonomiyi mümkün kılmayı amaçladık. Diğer taraftan, iktisadi alanda yapacağınız her yeniliğin, her dönüşümün yaşamın diğer alanlarını etkileyeceğinin farkındayız. Yani siyasi alanı, toplumsal alanı etkileyeceğinin farkındayız. Tersine doğru, siyasette atacağımız hamleler demokratikleşme hamlesi olsun, barış hamlesi olsun, toplumsal alanda yapacağınız değişiklikler, hukuksal alanda yapacağınız değişiklikler de ekonomiyi etkiliyor. İşte bu etkileşimi daha belirgin bir şekilde açığa çıkarmak lazım. Neoliberal politikalar bildiğiniz gibi özellikle ekonomi alanıyla siyaset alanını birbirinden ayrıştırıyor. Bu ayrışmaya karşı bizim ortaya koyduğumuz programımız bütünleştirici, ekonominin demokratikleşmesi başlığıyla ele alarak da bu bütünlüğü yaşama geçiren bir program/politika olsun istedik.

Karşı Radyo: Peki, beyannamede oldukça detaylı bir şekilde açıklanıyor, ancak bu güvencesizlik ve bununla bağlantılı olarak işsizlik durumu, borçlanmanın artışı gibi alt başlıklar var. Bunlarla ilgili neler söylemek istersiniz? Özellikle borçlanma konusu giderek önemli bir konu haline geliyor. Soma’da da gördük, diğer iş kazalarında da gördük. İnsanlar çok zor çalışma koşullarına biraz da bu borçları nedeniyle katlanmak durumunda kalıyorlar. Sadece ekonomik değil, siyasi de bir disiplin aracı haline geliyor borçlanma. Bu konuyu biraz daha açarsanız iyi olur.

Sezai Temelli: Güvenceyi ortadan kaldıran gelişmeler özellikle istihdam alanında ortaya çıktı. Esnek çalışma diye anlatılan mesele buradan çıktı, neoliberal politikalar buna dayanıyor. Güvencesiz çalışma beraberinde düşük ücreti, beraberinde sosyal haklardan mahrum bırakılmayı, iş güvencesinin ortadan kalkmasını getiriyor. Bu sadece fabrikayla, madenlerle sınırlı bir iş olmadı. Üretim alanının dışında tüm toplumsal kesimlere sirayet eden bir güvencesizlik oldu. Eğer çalışan bir insan senede 3 ay ortalama ya da 6 ay ortalama çalışabiliyorsa, diğer 6 ay çalışamama durumu esnek çalışmada toplumdaki bütün üretim ilişkilerini ve sosyal üretim ilişkilerini etkiler bir haldedir. O yüzden toplumu savunmak gerekir. O yüzden toplumsal güvenceyi iktisadi alanda bağdaştırarak kurgulamak gerekir. Biz bunu amaçlayarak hayata geçirmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla istihdam sorunu, güvenceli çalışma koşulları, işsizlikle mücadele bunların hepsi “güvenceli yaşam” içinde vazgeçilmez unsurlar. İstihdam sorunu Türkiye’de bildiğiniz gibi çok ciddi sıkıntıları olan bir sorun. Tabii işsizlik bunun bir sonucu. İstihdamı planlayamamaktan, istihdama yönelik üretim kapasitelerini düzenleyememekten, üretimi sağlıklı bir büyüme potasına oturtamamaktan kaynaklanan kronik bir işsizlik sorunumuz var. Bu kronik işsizlik sorunumuz resmi rakamlarda % 11 civarında açıklanmasına karşılık, biraz önce bahsettiğim esnek çalışmadan dolayı ölçülemeyen bir işsizlik rakamı karşımızda. Bu oran çok daha yüksek… Kaldı ki tarım alanını kattığınızda bu oran daha da yükseliyor. Genç işsizlik alanına baktığımızda bu oran inanılması güç boyutlara % 30’lara kadar çıkıyor. Üniversite mezunu genç işsizlik oranı gerçekten devasa boyutlarda, üniversite mezunu olanların büyük bir çoğunluğu da kendi uzmanlık alanlarında iş bulamıyor, buna Tıp Fakültesi mezunları da dâhil. Durum bu kadar vahim.

Karşı Radyo: Kadın istihdamında da yine benzer bir sorun var. İşsizlik daha yüksek boyutlarda.

Sezai Temelli: Evet, kadın işsizliği çok daha yüksek, kadın yoksulluğu da çok daha derin bir yoksulluk… Bütün bunların farkında olarak bir ekonomi politikası, bir ekonomi programı hazırlamak zorundayız ve biz de bunun sorumluluğuyla hazırladık.

Karşı Radyo: Beyanname’de farklı sorun alanlarına yönelik paketler var. Gençlere yönelik var, emeklilere yönelik var, çalışanlara yönelik var. Bunları belki biraz açmak istersiniz.

Sezai Temelli: Ortada çok ciddi bir adaletsizlik var. Gelir adaletsizliği var, ortada yoksulluk sorunu ve işsizlik sorunu var. Bunları nasıl çözeceğiz? Bunları çözmek için, radikal demokrasi dediğimiz programımızda iktisadi alanda da radikal değişikliklere ihtiyaç duyuyoruz. Mesela programımızda dedik ki, her eve 180 kw saat ücretsiz elektrik vereceğiz. Bu bir bedavacılık değil, bu bir hayır işi değil. Bunun amacı, Türkiye’nin en önemli sorunu olan enerji sorununa, enerji maliyetleri sorununa çözüm getirmek, enerji alanında tasarruf sağlamak. Bunu yaparken de insanların güvencesiz yaşamının bir kısmında güvenceli hatlar oluşturabilmek ya da 10 metre küp su dedik aynı anlayışla. Kirada oturanlara 250 TL kira desteği dedik. Bütün bunlar ekonominin toplumsallaşması, demokratikleşmesi anlamında önemli girdilerdir. Bu güvencelere kavuşan insanların hem istihdam alanındaki gücü, verimliliği artacak hem de bu anlamıyla adaletli bir gelir dağılımıyla toplumsal barışı sağlama yönünde de ham yapmış olacağız. Bugün ülkenin içinde bulunduğu savaş koşullarının ve ülkenin içinde bulunduğu kaos durumunun en önemli nedenlerinden biri de iktisadi hayatta olan adaletsizlikler, eşitsizliklerdir. Gençlere yönelik, şimdilik programda 200 lira gözüken, Genç Kart var. Örneğin gençler iş aramak için bile evden ulaşım maliyetleri nedeniyle çıkamıyor. Gençler iş başvurusu için telekomünikasyon meselesine baktığınızda çok maliyetli olduğu için telefon kullanamıyor. Bu kadar bir destek bile önemli bir atağı gerçekleştirecektir. Çocuklar için gıda bankası dedik. Beslenme konusu çok önemli, çocuklar küçük yaşlarında iyi beslenemezlerse ileride yaşadığımız sağlık sorunlarının nedenleri buradan kaynaklanmış oluyor. Bu anlamıyla çocukların iyi beslenmesi için gıda bankaları kurmak, bu alanda bir kamu hizmeti yaratmak aslında kapsamlı bir sağlık politikasıdır. Bu bütünlük içerisinde her şeyi ele aldık.

Karşı Radyo: Peki, o zaman Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri değerlendirirseniz neler görüyorsunuz HDP olarak?

Sezai Temelli: Türkiye ekonomisinde bir kere her şeyden önce fonların kötü kullanıldığını görüyoruz. Sektörel gelişmelerin çok fazla çarpılmış olduğunu görüyoruz. Türkiye ekonomisinin büyüme politikalarının çok sağlıksız politikalar olduğunu, istihdam arttırıcı, gelir düzenleyici, gelir adaletini sağlayıcı, doğa dostu olmadığını görüyoruz. Kadın-erkek eşitliğine kör baktığını görüyoruz. Dolayısıyla tüm bunları düzeltebilmek için yeni bir makro iktisadi politikalara ihtiyacımız var. Bu, tabii demokratik planlamayla, sektörel gelişmeleri yeniden düzenlemekle mümkün. Bugün inşaat sektörünün üzerinde tek ayağıyla giden bir ekonomi bütün kentlerimizi beton çöplüğüne çevirdi. Gereksiz yol inşaatı, gereksiz ulaştırma yatırımları ister istemez Türkiye’nin geleceği açısından baktığınızda krizlerin kaynağını gösteriyor bize. Bu anlamda Türkiye’nin yeni düzenlemelere ihtiyacı var.

Karşı Radyo: Bu yeni düzenlemeler derken, beyannamede de geçiyor, ekonominin demokratikleşmesinden bahsettiniz. Dayanışma ekonomisi altında sanırım değerlendirilir bunlar. Bunu belki biraz daha açsanız dinleyiciler açısından daha verimli olur.

Sezai Temelli: Tabii, şimdi makro bazdaki bütün gelişmeler aslında ekonominin tüm alanlarıyla bütünleşik, derneşik bir çalışma mekanizması sağlamak zorundadır. Bugün ülkenin en önemli sorunları, madem adaletsizlik diyoruz, madem ekonomideki orta gelir sıkıntısından bahsediyoruz, büyüyememe dertlerinden bahsediyoruz o zaman sağlıklı bir büyümenin temellerine, onun mikro alandaki gelişmelerine bakmak lazım. Dayanışma ekonomisi tam da bu. Bugün çiftçi, tarım alanı, bugün esnaf alanı, KOBİ’ler, baktığımızda belediyeler, bugün yeni bir kooperatifçilik anlayışı var. Tüm bu alanlarda ekonomiyi canlandırmak, buralarda güçlendirmek, tarım alanında bu kooperatif üretimlerle yerel yönetim, yerel güçlerle, yerel kamu hizmet alanıyla bir araya gelmesi, bütünleşmesi, orada üretilen hizmetlerin topluma ulaştırılması, toplumun geniş kesimlerinin gıda ihtiyacının karşılanması, artı tarımsal ihracatın artmasına yönelik hamlelerin geliştirilmesi gerekiyor. Bakın Türkiye’nin tarımsal ihracatı yok denecek kadar az. Türkiye kendine yeten bir ülke olmaktan uzaklaştı. Neden? Çünkü tam da burada ekilebilir arazilerin bizatihi toplum tarafından, küçük çiftçiler tarafından ekilememesinden kaynaklanıyor. Yaşamın her alanını makro ölçekte düşünerek düzenleyemezsiniz. Yaşamın kendine has, kendisini yeniden üreten bir anlayışı, duygusallığı vardır. İnsanları yerinden ederek, köyleri yakarak, hala bu zamanda yakarak bu savaşı şiddetlendirerek, aslında bizatihi ekonomiyi de kurutmuş oluyorsunuz. Bugün KOBİ’lere büyük önem veriliyor fakat KOBİ’ler büyük sermayenin güdümünde onun bağımlılığında kendini sınırlandırmak ve bir taşeron sisteminin gelişmesine araç olmaktan başka bir iş yapmıyor. Oysa KOBİ’lerin bağını kuracağı şey, bizatihi dayanışma ekonomisi içinde yerelden gelen kaynakların üretim sürecinde teknolojiyle buluşmasıdır. Teknolojinin üreteceği havzalarsa üniversitelerdir. Oysa bugün üniversiteler belli firmaların sponsorluğu varsa araştırma yapabiliyor yoksa üniversiteler bugün yüksek lisenin ötesine geçemiyor. Akademisyenlerin özgür çalışma koşulları ortada yok. Ve özgür çalışamayan bir akademisyenin araştırma geliştirme (AR-GE) faaliyetine katkısı ne olabilir? Bütün bunlara aslında baktığınızda birbiri ile çok alakalı, birbiriyle doğrudan bağlantılı bir şey. Yukarıdan üretilmiş bir makro politikayla ekonomiyi sağlıklı bir zemine oturtamazsınız. Aşağıdan bir örüntüyle ekonomiyi sağlıklı bir zemine oturtabiliriz.

Karşı Radyo: Bu bahsettiğiniz planlamanın ya da eşgüdümün demokratik olmasının da şeyi öz-yönetimlere, yerel birimlere, kooperatiflere dayanarak birbirini kurması herhalde.

Sezai Temelli: Bizim “toplumcu ekonomi” dediğimiz aslında, bizim altını çizdiğimiz özerk demokratik bir yapı. Demokratik cumhuriyet dediğimiz yapı aslında bugün güvenlikçi politikalarla reddedilen, buradan ortaya çıkan kaos, savaş ortamının müsebbibi gösterilen şey bugün gelişmiş bir ekonomi modelidir. Dolayısıyla bizatihi üretenin söz-yetki-karar sahibi olsun dediğimiz modeldir. Bunları sağlamadan demokratikleşmenin de çoğulcu anlayış temelinde bir demokratik hayatın karşılık bulması da mümkün değil.

Karşı Radyo: Evet, beyannameyi mümkün olduğunca detaylandırdık. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sezai Temelli: Kısaca şöyle son bir şey ekleyebilirim. Önümüzdeki dönem ilk düzenlenmesi gereken alan kamu hizmet alanıyla vergi alanıdır. Kamu hizmetlerinin nitelikli ve herkese ulaşılabilir hale getirilmesi çok çabuk hayata geçirebileceğimiz bir şeydir. HDP’nin iktidar olması ya da iktidar ortağı olması durumunda bu hızla hayata geçirilebilir. Bugün kamu hizmet alanı çok fazlasıyla piyasaya terk edilmiş ve rekabetçi anlayışla üretilen bir alandır ki, tam tersine kamu hizmeti herkese ulaşabilen, eşitlikçi bir anlayışla üretilmeli. Vergilerde de hızla adaletli bir vergi sistemini tesis edip hayata geçirmeliyiz. Bugün Türkiye bütçesi 200 milyar dolar civarındadır, bu büyük bir bütçedir. Yapılabilecek her şey için kaynak vardır, yeter ki ne yapmak istediğinizi ve bu yapacaklarınızı nasıl planladığınız çok önemli. Adaletli bir vergi sistemi, eşitlikçi bir kamu hizmetiyle işe başlayabiliriz.

Karşı Radyo: Çok teşekkür ederiz vakit ayırdığınız için.

Sezai Temelli: Ben teşekkür ederim.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında