Şeyma Tahrir’de Yaşıyor! – Basın Açıklaması -

Dünya halklarının baskıya, adaletsizliğe ve sömürüye karşı başlattığı mücadele kah zaferlerle kah trajedilerle devam ediyor. Yunan halkı Avrupa emekçilerine umut ışığı olacak bir çıkışla yüzümüzü aydınlatırken, devrimin -bugün için- geri çekildiği bölgelerde karşı devrimin güçleri devlet terörünün çeşitli biçimlerini yükseltmekten geri kalmıyorlar.

2010 yılının Aralık ayında Tunus’ta Muhammed Buazizi’nin kendisini yakmasıyla başlayan süreç hızla bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yoksulların özgürlük ve sosyal adalet talebiyle sokaklara döküldüğü bir isyan dalgasına dönüşmüştü. Bu dalganın en önemli durağı hiç kuşkusuz Mısır’dı, Tahrir’di.

Milyonlarca Mısırlı 25 Ocak 2010’dan itibaren 18 gün boyunca Tahrir Meydanı’nda diktatörlük rejimine, orduya, polise ve Mübarek’in çetelerine karşı mücadele etti, yüzlerce insanın öldüğü bir direnişle 30 yıllık diktatör Mübarek devrildi.

Mısır’daki devrim, Yunanistan’dan İspanya’ya, ABD’den Türkiye’ye neoliberal politikalara, yoksulluğa, devlet terörüne karşı meydanları dolduran yüz binlerce insanın umudu oldu. Tahrir, dünyanın dört bir köşesindeki mücadelelere ilham kaynağı haline geldi.

Mısır halkı Mübarek’in devrilişinin ardından adalet ve özgürlük arayışına son vermedi. Kendi devrimini çalmak isteyen eski rejim kalıntılarına, orduya, Müslüman Kardeşler liderliğine karşı sokağa çıkmaya devam etti. Yüz binlerce insan bu son dört yılda mücadeleye devam etti.

25 Ocak, Mısır’da Mübarek’i devirecek ayaklanmanın başladığı gündür. Mısırlılar “devrimlerinin” yıldönümü olarak Mübarek’in düştüğü 11 Şubat’ı değil, ayaklanmanın başladığı 25 Ocak’ı kabul ediyorlar. Bu basit bir takvim tercihi değil, ülkede son dört yılda yaşananların nasıl tanımlanması gerektiğine ilişkin bir tercih. Sokaktakiler 11 Şubat’a değil, 25 Ocak’a, yani “sona” değil “başlangıca” işaret ederek devrimlerinin bitmediğini vurguluyorlar. Yani bizdeki ifadeyle “bu daha başlangıç, mücadeleye devam” diyorlar…

Milyonlarca insanı seferber eden, bütün dünyadaki mücadelelere esin veren 21. yüzyılın bu -şimdilik- en büyük toplumsal ve siyasal kabarışı, dört yıl sonra karşı devrimin kollarında can çekişiyor. Mısır devrimi, General El-Sisi’nin darbe rejimince boğulmaya çalışılıyor. Karşı devrim özgürlük için sokağa çıkanları zindanlarda ölüme terk ediyor. 2014 yılında çok sayıda Mısırlı gözaltında veya hapiste hayatını kaybetti. Binlerce siyasi tutukluya her gün yenileri ekleniyor. Geçen yıl devrimin yıl dönümünde sokağa çıkan 60 kişi karşı devrimci El-Sisi güçleri tarafından katledilmişti. İki gün önce, devrim sürecinde öldürülenler anısına çiçek bırakmak isteyen sosyalist Şeyma el- Sabağ Mısır devleti tarafından, yoldaşlarının söylediği gibi ‘soğukkanlılıkla katledildi’. ‘Ekmek, özgürlük, sosyal adalet’ sloganları atan Şeyma, gözünden ve başından vuruldu. Birgün sonra Mısır’ın dört bir tarafında sokağa çıkanlar yine karşı devrimci güçlerin şiddetiyle engellenmeye çalışıldı. Bir günde en az 15 kişi öldürüldü onlarca kişi yaralandı.

Bugün Türkiye’deki iktidarın El-Sisi diktasıyla arasının bozuk olması bizler için hiçbir şey ifade etmemektedir. El-Sisi diktası Mısır’da, AKP diktası da Türkiye’de devrim ve direniş güçleri karşısında aynı devlet terörünün aktörleridirler. Şeyma el-Sabağ’ı katleden zihniyet, dün Gezi’de bugün Cizre’de halkın karşısına dikilen zihniyetle birdir. Onların yukarıda oynadıkları it dalaşı bizim gözümüzü boyamamaktadır. Mısır’ın, Türkiye’nin ve dünyanın tüm halklarının sokak güçleri bir saftadır; Mısır’daki askeri dikta ve AKP diktası bir safta. Zulüm bir saftadır, onur ve direniş bir safta.

Mısır devrimi dünyanın tüm emekçi ve ezilenleri için özgürlüğe açılan kapıdır. 25 Ocak 2011’de Tahrir’de meydanı dolduranların coşkusunu paylaşan bizler, bugün de karşı devrime karşı direnen kardeşlerimizle aynı coşkuyla dayanışıyor ve onlarla birlikte haykırıyoruz: “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!”

 

BAŞLANGIÇ

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar