Seçimlere doğru: sorumluluğumuzun farkındayız -

 

Türkiye çok kritik bir seçimle karşı karşıya…

7 Haziran 2015 seçimlerinin önemi, 13 yıllık AKP iktidarının inşa ettiği neoliberal otoriter düzenin başkanlık rejimi hedefiyle nihayete erdirilmek istenmesinde yatmaktadır. Şüphesiz neoliberal otoriter düzenin inşasını sadece AKP ile tarif etmiyoruz. Dolayısıyla bunu, var olan duruma karşı tepkiyi sınıfsal içeriği olmayan bir “anti AKP” duruş ile sınırlandırmak için söylemiyoruz.

Bu seçimler aynı zamanda Gezi ile açığa çıkan dinamiklerin ve hareketlerin yeniden derlendiği, sandığın sokak siyaseti için kolaylaştırıcı vazife gördüğü bir seçim olması itibariyle de son derece önemlidir. Bu nedenle, “çubuğu sokağa bükmek” ya da sandığı sokağa taşımak bakımından değerli imkânları da içinde barındırmaktadır.

Daha önce Başlangıç Dergi’de yayınlanan yazılarda yerel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimlerin Türkiye siyasal rejimi açısından bütünlüklü olarak ele alınması gereken süreçler olduğunu vurgulamıştık. Dolayısıyla, hem Gezi’yi sandığa sığdırmaya çalışan sığ bir anti AKP’cilikten ibaret basgeççiliğin hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Selahattin Demirtaş gibi bir adayın varlığında bile boykotu tercih eden apolitizmin çözüm olamayacağını ifade etmiştik. Bu nedenle, seçimler gibi toplumsal politizasyonun oldukça arttığı anlarda siyaseti aslen sokakta tarif edenlerin de kendi meşreplerince bu süreçlere dâhil olması gerektiğini ısrarla belirttik. Başlangıç olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aktif bir Demirtaş kampanyası ile sokakta olduk. Yeni Yaşam Çağrısı’na binaen kendi siyasal hattımız dâhilinde önemli ve öncelikli bulduğumuz noktalardan hareketle “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” demeye devam etmek için! Oyumuzu Demirtaş’a vereceğiz”[1]dedik.

Şimdi de “HDP’li olmasak da, oyumuz HDP’ye[2] diyoruz. Ama bunu sadece söylem olarak dile getirmiyoruz. HDP için HDP’den özerk, yani HDP’den örgütsel olarak bağımsız ama eşgüdüm içinde, bir kampanyanın içinde de yer alıyoruz.[3] Çünkü şunu biliyoruz: Mesele HDP değil ama aynı zamanda mesele “HDP” (benzer bir söylem kulaklarımızda yankılansın: mesele üç beş ağaç değildi ama mesele “üç beş ağaç”tı). Çünkü bir partiye oy istemek aynı zamanda o partinin önemli oranda sorumluluğunu da üstlenmek demektir. Dolayısıyla, HDP’ye, sadece baraja ve başkanlığa karşı çıkmak için, yani “tersten bir basgeççilik” üzerinden “anti AKP”cilik yapmak adına, oy istemiyoruz. Biz, yüzde on barajının aşılmasının Türkiye’de sol/sosyalist siyaset yapma imkânlarını önemli oranda genişleteceğini gördüğümüz, AKP’nin geriletilmesi ile nefes alabileceğimizi hissettiğimiz ve toplumsal muhalefet ve mücadelelerinin taleplerinin seçim vesileyle duyulur kılınabileceğini düşündüğümüz için oy istiyoruz.

HDP’nin merkezinde olan Kürt Özgürlük Hareketi’nin 40 yıllık birikimi ile bugün üzerine oturduğu siyasal çizginin özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki değerinin ve öneminin farkındayız. Sokakta doğup serpilmiş bir toplumsal hareket olarak Kürt siyasetinin içinde “sol olanın” güçlendirilmesi ve kazanması bakımından da bu seçimlerde yapmış olduğu barajı aşma hamlesini önemsiyoruz. Dolayısıyla, siyasal tercihimizi de bu hedefin hayata geçirilmesi için aktif bir mücadele ve çalışmadan yana ortaya koyuyoruz.

Biz, sosyalist hareketin inşası için; siyaset yapma olanaklarının genişlemesi için; barışın tesis edilmesi için; çözüm sürecinin çok daha aleni, hukuki ve demokratik esaslar dâhilinde sürmesi için; Ortadoğu genelinde önemli bir devrimci hareket yaratmış olan Kürt Özgürlük Hareketi’nin seküler, cinsiyet özgürlükçü anlayışını son derece doğru gördüğümüz ve bu konuda taraf olduğumuz için HDP’ye oy istiyoruz. Hatta sadece oy istemiyoruz, bunun için var gücümüzle sokaktayız.

Seçimlerde HDP’ye sadece oy istemeyeceğimizi, tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yürüttüğümüz Demirtaş kampanyasında olduğu gibi, sokakta özerk bir kampanya örgütlenmesi gerektiğini Başlangıç olarak zaten dile getirmiştik. Siyaset yürütmeyi bir “pazarlık” üzerinden görmeyen, birey hukuku üzerine kurulu, aşağıdan ve doğrudan demokrasiyi işleten, yerelleşen, bu anlamda kendi iradesini inşa eden bir kampanyayı en geniş zeminlerde örgütlemek Başlangıç’ın bu süreçte temel yönelimidir. 10danSonra inisiyatifinin içinde yer alışımız tam da bu doğrultu çerçevesindedir.[4]

HDP’nin barajı aşmasının, başkanlık sisteminin engellenmesinin ve AKP’nin geriletilmesinin öneminin farkındayız. Bunun, bizatihi sokakta da bir gerçekliği olduğunun bilincindeyiz. Ama “10’dansonra”sını da çok önemsiyoruz. HDP bizim için (Kürt hareketi bağlamında) bir sokak hareketinin sonucudur. Sokakta kurulmuş kırk yıllık bir birikimin ürünüdür. Dolayısıyla, ona sadece sınırlı bir parlamentarizm ya da sadece bir AKP karşıtlığı atfetmiyoruz. Biz HDP’ye yeni yaşamın çağrıştırdığı pozitif kurucu siyaset temelinde, bugüne kadar içinde yer aldığımız değişik hareketlerin taleplerini atfediyoruz. Demirtaş kampanyasında da deneyimlediğimiz üzere ve bize göre, yüzde 9,8 oy başarısının asıl nedeni kurucu ve topluma yeni yaşam umudunu gösteren pozitif siyasetin öne çıkmasıdır. Bugün HDP’nin barajı geçmesinin yaratacağı imkânın, bu fırsatın toplumsal mücadeleler ile birleşik zeminlerde büyütülmesi bağlamında değerli olacağını düşünüyoruz. 10danSonra’yı da “10’dan Sonrası”nı da bir arada ele alan bu kampanyaya bu anlayış dâhilinde yaklaşıyoruz.

10danSonra’nın seçim kampanyası üzerinden hatırı sayılır bir topluluğun, sadece oy veren olmaktan çıkarak sokakta siyaset yapar duruma gelmesi de çok değerlidir. 10danSonra kampanyası, HDP ile eşgüdüm içinde onu da sürekli hareketli kılan bir kampanyadır. Bu çerçevede baraj geçilirse HDP’yi olumlu anlamda “baskı” altına almak açısından, geçilemezse de birleşik muhalefet zeminlerini inşanın yol yordamını tartışmak, bu inşaya katkıda bulunmak açısından da değerli bir inisiyatiftir.

10danSonra kampanyası; yerelleşen, komisyonlar esasına dayanan, farklı eğilimleri içinde barındıran, birey hukukunu esas alan, forum ve buna benzer geniş karar alma zeminlerini kullanan, karar alma süreçlerini bu anlamda daha demokratik işletmeye azami özeni gösteren yapısı ile “HDP için HDP’den özerk” bir kampanya olarak değerli bir işlev görmektedir. Biz Başlangıç olarak bundan dolayı bu kampanyanın/inisiyatifin içindeyiz. Başlangıç, barajların yıkılması için, ezilenlerin mücadelesi ile sandığı buluşturmak, bu anlamda sandığı bir imkâna çevirmek için de bu kampanyanın içinde bulunuyor. Tabii ki sonuç ne olursa olsun, 10’dan sonrası için de…

“Biz”ler sorumluluğumuzun farkındayız…

 

[1]http://baslangicdergi.org/oyumuz-demirtasa/ (27 Temmuz 2014).

[2]http://baslangicdergi.org/7-haziran-secimlerinde-halklarin-demokratik-partisini-destekliyoruz/ (20 Şubat 2015).

[3]http://baslangicdergi.org/10dansonrasini-birlikte-kuralim/ (25 Mart 2015).

[4]http://baslangicdergi.org/10dansonra-haydarpasa-garindan-yola-cikti/ (15 Nisan 2015).

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar