Seçim ve sokak – Barış Yıldırım -

 

10danSonra İnisiyatifi için, bu ülkede yerelden örülen ilk seçim çalışması dersek herhalde abartılı olmaz. Diğer inisiyatiflere nazaran daha fazla ivme kazanmasının, çok sayıda bağımsız aktivistçe benimsenmesinin nedeni, tam da merkezden değil tabandan şekillendirilen bir faaliyet olması.

Bir bakıma, Gezi ve sonrasında kurduğumuz (ama giderek sönümlenen) mahalle forumlarındaki yatay işleyiş 10danSonra’da yeniden canlandı. Her ne kadar içinde çeşitli çevreler varsa da, 10danSonra birey hukukunu esas alıyor. Zaten etkinlik, bildiri, sloganlar bireylerin aklından çıkıp hayata geçiriliyor. Yerel inisiyatifler, bölgelerinde ne gün ne yapacaklarına kendileri karar veriyor, ister ortak ister kendi ürettikleri araçlarla sokağa çıkıyorlar. Bu cidden hepimizi özne kılan, siyasallaştıran bir süreç. İlk elde, seçimlere kadar 10danSonra’nın bu aşağıdan niteliğini korumak önemli; elbette sıkı bir faaliyeti elden bırakmadan.

Asıl önemlisi, biraz paradoksal görünse de, bugünün seçim / “yüksek” siyaseti yarının sokak / taban siyasetini harlama potansiyeli taşıyor.

10danSonra’yı örenler emek, kadın, kent, üniversite, ekoloji, hayvan hakları gibi mücadele alanlarından geliyor. Bir kısmı mahalle forumlarında yer almış, çoğu şu ana kadar herhangi bir parti için seçim çalışması yürütmemiş. Kullandıkları araçların önemli bir kısmı -bisiklet turu, park forumu, uçurtma şenliği, takas pazarı…- parti siyasetinden ziyade sokak siyasetinin repertuvarından.

Memleket tarihindeki en demokratik parti oluşumlarından HDP’nin seçim çalışması dahi bu denli bireysel ve yerel renklere alan tanıyan, yeni katılımcılarca şekillendirilmeye müsait bir faaliyet değil. HDP kimliğini benimseyen çok sayıda dostumuz da -dışarıdan şaşırtıcı görünse de- 10danSonra içinde yer alıyor; çünkü burada bireyin özne olabilmesi çok daha kolay.

Şüphesiz “yüksek” siyaset ve sokak nihayetinde bir bütün; barajın yıkılmasının alanlarımızı da rahatlatacağını gayet iyi biliyoruz. Ve bir nebze genişleyecek o kanallarda, 10danSonra’nın yarattığı özgün ve bağımsız dinamiği sürdürmek önemli olacak.

Seçim ötesi

7 Haziran akşamı sonuçlar ne olursa olsun, “yüksek” siyasetin sokak siyasetine baskınlığı kısa vadede sürecek gibi. Baraj yıkılamazsa, erken seçim ve barajın kaldırılmasını talep eden bir kampanya gündeme gelebilir. Barajın yıkılması halindeyse, HDP’nin siyasetteki etkisinin artacağı, etrafındaki halenin güçleneceği ve kimi bireysel aktivistlerin partiye katılacağı öngörülebilir.

Gelgelelim, parti siyasetinin kısa vadede yaratacağı dalgalar ne olursa olsun, 10danSonra’nın yarattığı ağın bağımsız biçimde sürmesi hayırlı olacak. Şu anda inisiyatifte, görece sınırlı sayıda da olsa, HDP üye ve destekçisi dostlarımız zaten var ve bu değerli bir sinerji yaratıyor. Onların sayısının artması veya azalması ağın doğasını değiştirmemeli. Çünkü beraberce ürettiğimiz siyaset parti organlarında kararlaştırılıp hayata geçirilebilecek türden bir pratik değil: Nitekim uzun vadede yükselecek olan da bu sokak siyaseti gibi görünüyor.

Gezi’de ortaya çıkan aşağıdan dinamik, çoğu yapıya, o ana dek çeşitli sol kimlikler temelinde yürütegeldikleri siyasetin aslında gerçekliğe tekabül etmediğini gösterdi. Hatta pek çok sol yapı Gezi sonrası sancı ve bölünmeler geçirdi. Aşağıdan gelen ve partilere sığmayan bu dalganın süreceğini söyleyebiliriz. Örneğin Ekim başındaki Kobane isyanı mahallelerde örüldü; HDP tarafından şekillendirilmedi, hatta zaman zaman HDP’nin açıklamalarına rağmen sürdü. Kadın cinayetlerine yönelik tepki, benzer bir aşağıdan dalgaya aktı. Aynı cüretin işçilere de bulaştığının emaresi olan halihazırdaki metal eylemleri hiçbir yapı tarafından belirlenemiyor. Metal işçileri, biz Gezici değiliz, dese de benzer araçları kullanıyor: Yasal değil fiili meşru eylem, birey hukuku, mutabakatla karar alma, mekan işgali üzerinden yeni bir hayatın nüvelerini bugünden kurma… Bu gücün başka alanlara yöneleceğini, muhtemelen emekçiler arasında yayılacağını öngörebiliriz.

Dolayısıyla aktivistler olarak acilen somut deneyimlere tekabül eden araçları geliştirmemiz şart. Bu araçlar da parti bürolarından ziyade sokakta, işyerinde, okulda, evde aranmalı. Bu nedenle 10danSonra ve çevresinde oluşturulan dayanışma ve eylem ağları bir biçimde sürmeli.

Elbette seçim son derece yakıcı bir gündem ve hedefimizin gayet tanımlı olması, insanların çalışmaya katılımını kolaylaştırıyor ve konsantrasyonumuzu artırıyor; ancak bu ağlar başka somut çalışmalara da taşınabilir rahatlıkla.

Yaratılacak dayanışma enerjisi, en basitinden Anadolu ve Avrupa yakasındaki forumlarımız arasındaki koordinasyonu artırabilir. Giderek kadın, emek, kent, öğrenci, kooperatif… mücadelelerine yeni bir soluk katabilir, onların yereldeki ayaklarını teşkil edebilir. Bu ağlar yeniden müşterek alanlar kurmaya dahi yönelebilir -dayanışma evleri, işgal alanları, bostanlar, parklar, kooperatifler gibi.

Bir an için düşünelim: Örneğin Soma katliamı esnasında 10danSonra benzeri bir ağ var olsaydı, herhalde çok daha fazla ses getiren eylemler örebilirdik. Taşeron / güvencesiz çalışmaya karşı, kelimenin gerçek anlamda bir kampanya başlatabilir, en azından İstanbul’un 8-10 bölgesinde ve bir dizi kentte eşzamanlı standlar, forumlar, insan zincirleri oluşturabilirdik. Benzer bir durum, geçmişte gündemimize gelen Kobane, kadın cinayetleri, metal grevi… gibi konular için de geçerli olabilirdi.

Kampanya süresince ar damarımız çatladı, sürekli sokakta olmaya iyice alıştık. Pazarları, parkları, durakları, meydanları yol eyledik. Açtığımız yoldan devam edelim.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar