Sansürle Mücadele ve İşçi Filmleri Festivali -

İstanbul Film Festivali’nde Bakur (Kuzey) filminin gösteriminin engellenmesiyle başlayan sansür krizi, sinemacıların kolektif tepkileriyle birlikte kısa sürede geniş çaplı bir boykota dönüşmüştü. Bu yıl İstanbul Film Festivali’nde ilk kez yapılması planlanan Ulusal Belgesel Yarışması’ndaki tüm belgesellerin yanı sıra Ulusal Yarışma’daki tüm uzun metraj filmlerin çekilmesi üzerine yarışmalar ve kapanış töreni iptal oldu.

 

Oysa geçtiğimiz haftalarda bu sitede yayımlanan yazıda bu yılki İstanbul Film Festivali’nin belgeseller bakımından zengin bir programla dikkat çektiğini belirtmiş, merakla beklediğimiz belgesellerin bir listesini paylaşmıştık. Festivalin bu yıl ilk kez Ulusal Belgesel Yarışması düzenlemesinin, Türkiye’de son yıllarda artan belgesel üretimini öne çıkaran, bu üretimin hakkını vermeye yönelik bir gelişme olarak değerlendirmiştik.

 

Ancak, maalesef ne merakla beklediğimiz Bakur’u, ne de diğer ulusal belgeselleri izleme şansına erişebildik. Bakanlığın keyfi bir yönetmelik dayatmasıyla Bakur’un festival gösteriminin sansürlenmesi, yeni bir mücadele sürecinin başlangıcı oldu. Festival yönetimine yöneltilen eleştirilerin yanı sıra festivallerin karşı karşıya olduğu “üstten” dayatmalara da ses yükseltildi. Festivallerin özerk alanlarına bakanlık müdahaleleri olabildiği sürece, bunun hukuken önü kesilemediği sürece bağımsız yapımların izleyiciyle buluşma ihtimali iyice zayıflayacak. Bu noktada bağımsız yapımların festivaller yerine sosyal medyadan veya YouTube, Vimeo gibi platformlardan yayılmasını beklemek büyük haksızlık. Her film gibi, bağımsız yapımlar veya iktidarı rahatsız eden belgeseller de kolektif izlenmeyi, toplumsal mekanlarda gösterilmeyi hak ediyor.

 

Sansüre Karşı Özgür Sinema forumunda bir araya gelen sinemaseverler, yönetmenler, yapımcılar, sinema yazarları ve tüm sinema emekçilerinin giriştiği bu mücadele,öncelikle festivalleri film gösteremeyecek duruma getiren mevzuatın değiştirilmesi ve festivallerin özgürleştirilmesini hedef alıyor. Kuşkusuz bu henüz ilk adım olacak; ülkemizde sinemanın özgürleşmesi için yapılması gereken onca şeyden sadece biri…

 

Festivaller üzerinde bakanlığın ve çoğu zaman büyük sermaye sponsorluklarının kurduğu çeşitli baskılar, alternatif festival oluşumları üzerinedüşünmegerekliliğini bir kez daha vurguladı. Mevzuatın kapsamına girmeyen, sermaye sponsorluklarından bağımsız festival oluşumlarını düşünmek, hayal etmek, varolanları da desteklemek her zamankinden daha elzem.

 

1 Mayıs 2015 günü 10. kez perdelerini açacak olan İşçi Filmleri Festivali, bu bakımdan bir model teşkil ediyor. Funda Başaran, bir yazısında festivalin yola çıkarken benimsediği ilkeleri detaylıca anlatıyor.Buradaki amaç, bu farkı çizerken, diğer festivallerin değersizleştirilmesi değil kesinlikle. Gelinen noktada, sermaye ve devlet baskılarından bağımsızlaşmanın yollarını aramak festivallerin, yapımcıların, kısacası tüm sektörün önünde duruyor.

 

Festivalde öne çıkanlar

Gösterimlerin ücretsiz yapıldığı İşçi Filmleri Festivali bu yıl, İstanbul Film Festivali’nde gösterilemeyen bazı belgesellerin galalarına ev sahipliği yapıyor. Yani Bakur’a uygulanan sansüre karşı yükseltilen tepkide yönetmenlerin boykotu sonrasıizleyiciyle buluşamayan, Kobanê direnişi konuluSabaha Doğru(Berroj) ve kentsel dönüşüm konuluKomşu Komşu Huu! gibi belgeselleri İşçi Filmleri Festivali’nde görebileceğiz.

 

Ayrıca hem Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek! belgeselinin karşı karşıya kaldığı sansür, hem de İstanbul Film Festivali’nde Bakur belgeseline uygulanan sansür sebebiyle her iki festivalden de boykot kararıyla belgeselini çeken Deniz Yeşil’in Yollara Düştük belgeseli de İşçi Filmleri Festivali’nde izleyiciyle buluşacak.1977 yılında sinemacıların hem sansüre karşı özgür sinema talebiyle hem de setlerde iş güvenliği, sinema emekçilerinin sosyal güvencehakları gibi taleplerle Ankara’ya gerçekleştirdiği kitlesel yürüyüşü anlatanYollara Düştük, aslında 18 Nisan akşamı Abbasağa Parkı’nda yapılan İstanbul Film Festivali’nin gayrıresmi kapanışında ilk kez gösterilmişti. Sansüre Karşı Özgür Sinema yürüyüşünün ardından Abbasağa’da toplanan sinemaseverler, yönetmenler, sinema emekçileri ve sinema yazarları ile tekrardan baharda parklara dönmek ve bu filmi izlemek kuşkusuz olağanüstü bir deneyimdi. Yollara Düştük, birçok açıdan ümit veren bir belgesel: Bugün sinema sektörünün karşı karşıya olduğu sorunların aslında 1977’de yüzlerce sinemacıyı Ankara’ya yürümeye iten sorunlarla neredeyse tıpatıp aynı olması, mücadeleye olan inancıve umudu tazeliyor. İçinden geçtiğimiz sürece uygun olarak Yollara Düştük 10. İşçi Filmleri Festivali’nin açılış filmi. Belgesel, 2 Mayıs Cumartesi günü 19:00’da Şişli Kent Kültür Merkezi’nde izleyicilerle buluşacak.

 

Bu yıl “İşimiz Gücümüz Yaşamak” temasıyla gerçekleştirilen festivalde iş cinayetleri üzerine vurgu yapılıyor. Sovyet belgeselci Dziga Vertov, “dünyanın tüm işçilerinin birleşmesine” sinemanın yapabileceği katkıyı vurgulayarak, beyazperdede işçilerin birbirini görmesiyle, benzer koşulları paylaştıklarını fark etmesi ve bizzat hissetmesiyle bu birleşme isteğinin kuvvetleneceğine inanıyordu. Bu yıl festivalde Soma’dan Silezya’ya ve Kolorado’ya maden işçilerinin ahvali perdeye yansıyacak. Kolektif Sinema tarafından hazırlanan Soma: Bir Avuç Kömür için Ömrünü Verenlere belgeseline ek olarak, Polonya’nın Silezya bölgesindeki maden işçilerini anlatan Siyah Toprağın Tadı ve ABD’nin Kolorado eyaletinde direnişteki maden işçilerinin katledilmesini anlatan Palikari festival kapsamında izlenebilir.

 

Teknoloji fabrikalarında çalışan işçilerin korkunç koşullarını anlatan bir dizi belgesel de İşçi Filmleri Festivali’nde izleyiciyle buluşacak. Çin’de akıllı telefon fabrikalarındaki işçilerin koşullarını anlatan Apple’ın Tutulmayan SözleriCebimde Kan Var ve Utanç İmparatorluğu belgesellerinin yanı sıra Bangladeşli 8 yaşında bir çocuk işçinin yaşam mücadelesini anlatan Mass a Bhat ve Kumaştaki Gözyaşları kaçırılmaması gereken işçi belgeselleri arasında.

 

 

Sansür ve direniş hikâyeleri

Türkiye’de yıllarca izleyici karşısına çıkamayan,12 Eylül’deki işkence olaylarını eleştirenKara Sevdalı Bulut filmi de festival kapsamında izleyiciyle buluşacak. 1977 yılından beri İsveç’te yaşayan yönetmen Muammer Özer de gösterime katılarak izleyicilerle bir araya gelecek ve filmin başından geçenleri anlatacak. 3 Mayıs günü 19:15’de Beyoğlu Sineması Pera salonunda gerçekleştirilecek gösterim öncesi yönetmenle bir söyleşi yapılacak.

 

 

Ayrıca Yırca Direnişi ve Kobanê Direnişi ile ilgili belgeseller de yine izleyiciyle buluşacak. Kazım Öz’ün mevsimlik işçileri konu edinen belgeseli Bir Varmış Bir Yokmuş da festival kapsamında izlenebilir. Dardenne Kardeşlerin çok konuşulan filmi İki Gün Bir Gece’yi ve Costa-Gavras’ın son filmi Kapital’i henüz izlememiş olanlar kaçırmamalı.

 

http://www.iff.org.tr/anasayfa

Bulunduğu kategori : Ruhun Gıdası

Yazar hakkında

İlgili Yazılar