Sağduyunu Ütüleme – Çağın Erbek -

Sağduyunu Ütüleme!

Son dönemde Türkiye’deki sokak eylemlerine baktığımızda, 8 Mart’ın coşkusu ile İstiklal Caddesi’ni başından sonuna alıyla moruyla, trompetiyle davuluyla, kahkahasıyla çığlığı ile dolduran Feminist gece yürüyüşünün umut bulaştıran bir yerde olduğunu söyleyebiliriz. Uzun ve zahmetli bir yolun, renkli ve coşkulu gecesi…Bununla birlikte 8 Mart için, kitlesel örgütlenme ve eylemlilikleri farklı yaratıcılıklarla karşımıza çıkaran başka örnekler de mevcut. Bunlardan biri de İspanya’daki feminist hareketin bu yılki çalışması. 8 Mart için İspanya’da feminist grev komiteleri, bir tüketim boykotu örgütlemeye çalışıyor. Özellikle tekstil sektöründe ucuz emek gücü olarak çalışan kadınlara dair bir gündem yaratmak adına, İspanya’da kurulmuş uluslararası tekstil devi Inditex grubu mağazaları için hazırlanan eylem programı, “Sağduyunu Ütüleme” şeklinde bir vurgu içeriyor.[1]

Zara, Bershka, Oysho, bunun dışında Pull&Bear, Stradivarius, Massimo Dutti gibi toplamda 8 markaya sahip grup, 96 ülkede üretim-tüketim ilişkisi geliştiriyor.[2] Bu ilişki elbette ne kadınlardan ne de kadınların emek sömürüsünden bağımsız değil. Tam da bu nedenle İspanya’daki eylem, kadınların topluca bu sıraladığımız    markalara ait mağazalara giderek, üzerinde üretim sürecine dair çeşitli çarpıcı bilgilerin bulunduğu etiketleri, ürünlerin ceplerine koymaları şeklinde örgütleniyor. Tekstil sektöründe kadınların aldıkları düşük ücretlere, uğradıkları şiddet türlerine, bir bütün olarak tekstildeki güvencesiz ve sağlıksız çalışma koşullarına ve ekolojik yıkıma dikkat çekiyor hazırlanan etiketler.[3] Benzer yöntemde bir eylem, Türkiye’de yine Zara için de üretim yapan Bravo hazır giyim fabrikasından alacaklı olan işçiler için, Temiz Giysi Kampanyası tarafından örgütlenmişti. Zara mağazalarına giderek ürünlere “Alacağınız ürünü ben yaptım ama paramı alamadım” etiketi koyan işçiler, uluslararası küresel sözleşmeler üzerinden taleplerini Zara’nın konusu yapmayı başarmıştı.[4]

  • Etiket: “Bu ürün haftada 72 saatten fazla çalışıp, günlüğü 0,88 Euro kazanan Hintli bir genç kız tarafından üretilmiş olabilir.”[5]

Tekstil sektörü; tarihsel olarak kadın ve çocuk emeğinin yoğun biçimde kullanıldığı, küresel politik ve iktisadi gelişmelerle birlikte, göçmen emeğinin de güvencesiz ve sağlıksız koşullarda emek sürecine katıldığı bir birleşimle, kapitalist üretim içerisinde önemli bir yerde duruyor. Bununla birlikte emek süreçleri açısından tarihsel bir sürekliliğin bulunduğu da bir gerçek. Nedir bu süreklilik? Uzun çalışma saatleri, güvencesiz iş ilişkileri, sağlıksız üretim ortamı, düşük ücretler, fason iş yapan atölye sahiplerinin “işçileşmiş patron” konumları, aile emeği, iş kazaları…Bugün nitelediğimiz koşullar, aslında 19. yy. İngilteresi ile benzerlikler gösteriyor. 1833’te İngiltere’deki fabrikalarda çocuk işçiliğinin araştırılmasına dair bir komisyon kuruluyor ve burada Ellen Hooton adında 10 yaşındaki bir çocuğun, iki yıldır bir pamuk fabrikasında çalıştığı rapora geçiyor. Çalışma saatleri sorulduğunda Ellen çalışmaya sabah beş buçukta başladığını ve akşam sekizde işi bıraktığını söylüyor. Beş ay süre ile ücretsiz çalıştıktan sonra, kendi ifadesi ile ‘eğirme makinesinde parçacı’ olan Ellen; ‘tezgahtaki bobinlere sarılırken kopan iplikleri onarmaktan ve tekrar bağlamaktan ibaret bıktırıcı bir işi’ hata yapması durumunda şiddet görerek, çok düşük ücret karşılığında devam ettiriyor.[6]

  • Etiket: “Bu ürün Primark için çalışıp, aylık kazancı 28 Euro olan, Rana Savar binasındaki yangında hayatını yitiren 200 kadın tarafından üretilmedi. Onlar, yangına karşı hiçbir ekipmanı olmayan, acil çıkış kapılarının kilitli olduğu ve dumana rağmen çalışmaya devam etmeleri gerektiği emredilen yerde hayatlarını yitirdiler.”
  1. 19 yy. da İngiltere’ de görülen çalışma koşulları, bugün tam da Inditex, Marks&Spencer, H&M gibi büyük şirketlerin, fason arka bahçelerinde görülüyor. Bu firmalara ait markalar afili sözleşmeler ve sosyal sorumluluk projeleri ile tertemiz ürünlere işaret ederken; bugün Türkiye’deki fason atölyelerde Suriyeli çocuk işçiler çalıştırılıyor.[7] 2013 yılında Bangladeş’te Primark gibi markalara üretim yapan Rana Plaza, aslında 1100 ü aşkın tekstil işçisinin değil, kapitalizmin üzerine çöküyor.[8] 2019’da Bangladeş’te on binlerce işçi, asgari ücret zammı için yürüyor[9].
  • Etiket: “Bu kıyafeti üreten Türkiyeli kadın işçi aylık 196 Euro kazanıyor. Belki de kontratı ve iş güvencesi olmayan %40’lık kesimden biri.”

Fast fashion” moda veya tüketim biçimi, üretim sürecini hızlandırarak, daha ucuza ve trende uygun hazır giyimi hızla satın alınabilir hale getirirken, tekstil atölyeleri ve küçük üreticiler bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Hiçbir zaman yetişmeyen terminlerle, alıcı firmanın (Buyer) fiyatları sürekli baskılaması, güvencesiz veya sipariş bazında çalıştırılan gündelik tekstil işçileri ile düşük ücretler şeklinde karşılık buluyor. Sermaye üretim sürecinden, dolaşım sürecine kendini realize ettiği, artı değer yüklü biçimde yeniden yatırıma döndüğü devreyi hızlandırırken emek sürecini baskılıyor, üretim sürecini ve ham madde üretimini bu hıza uygun bir esnekliğe ulaştırmaya çalışıyor. Bugünün “%100 cotton” ısrarı tam da buraya denk düşüyor. Sentetik elyaflar artan miktarlarda hayatımıza giriyor, polyester üretimi, özellikle 1990’lardan sonra hız kazanıyor. Aşağıdaki grafikte, toplam elyaf talebi içerisinde polyester kırmızı ile gösterilmiş ve gelecek dönem için bir tahmine yer verilmiştir.[10]

cagin2

 

 

  • Etiket: “Zehirli atıkların suya dökülen %20’lik kısmı tekstil endüstrisinden geliyor.”

Kapitalizmin ham madde bağlamında tekstildeki temel meselesi, doğal elyaflar için doğadaki ve fabrikadaki emek yoğun iki aşamayı nasıl dönüştüreceği şeklinde karşımıza çıkıyor. Tekstil üretiminde en çok kullanılan doğal elyaflardan pamuk için, ham pamuğun tarladan üretim sürecine çekilmesi ve fabrikada işlenmiş hale gelmesi bu aşamaları bize kabaca gösteriyor. Sermayenin genişleyen yeniden üretim süreci için hem tarladaki hem fabrikadaki süreci kısaltacak metotların üretim sürecine dahil edilmesi gerekiyor. Örneğin pamukta koza açtırıcı veya yaprak döktürücü kimyasal kullanımı, doğanın üretim hızını, sermayenin üretim hızına yaklaştırıyor.[1] Diğer yandan hayatımızdaki sentetikler ve özelde polyester artık tekstilin gözbebeği. Toplam tekstil üretimi yalnızca doğal elyaflarla karşılanabilecek durumu aşmış vaziyetteyken, sentetik elyaf üretimi artıyor ve polyester teknolojik üretim tesisleri gerektirmekle birlikte, pamuktan daha hızlı ve ucuz üretilebilen bir malzeme olarak üretim sürecine giriyor.

Kapitalizm, üretici güçleri teknoloji kaldıracı ile geliştirirken, emek süreçlerinin üzerine basıyor. Tekstilde kullanılan zararlı boyar maddelerin, üretim sürecindeki su kullanımının, zehirli atıkların kapitalizmin ekolojik krizine omuz verdiği açık. Bugün üzerimize giydiğimiz “sentetikler”in, bildiğimiz hali ile insan sağlığına olumsuz etkileri, buzdağının yalnızca görünen kısmı.

8 Marta girerken kadın emeği ve görünmezliklerle, bile isteye görmezden gelinen alanları daha görünür kılma mücadelesi veriyoruz. Bu mücadelenin en çapıcılarından bir de tekstil sektörü. Velhasıl hazır giyim satın alırken ense etiketi kontrol etmek işe yaramıyor. Ama bugünlerde ceplere bakmak, uzun vadede faydalı görünüyor. Sağduyunu Ütüleme!

 

[1] https://catlakzemin.com/ispanyada-feminist-grevin-bir-parcasi-da-tuketim-grevi/

[2] https://www.inditexcareers.com/portalweb/tr/markala

[3]İspanyolca hazırlanmış etiketlere şuradan ulaşabilirsiniz: http://hacialahuelgafeminista.org/wp-content/uploads/2019/03/etiquetas-inditex-ok.pdf

[4] https://t24.com.tr/haber/parasini-alamayan-bravo-iscileri-zarayi-icraya-verdi,485654

[5]Yazı boyunca karşılaşılacak olan etiket çevirileri Çatlak Zemin’den alınmıştır. https://catlakzemin.com/ispanyada-feminist-grevin-bir-parcasi-da-tuketim-grevi/

[6] Beckert, S. (2018). Pamuk İmparatorluğu Tek Bir Meta İle Kapitalizmin Küresel Tarihi. (A. Nalbant, Çev.) İstanbul: Say Yayınları, 247.

[7] https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37748847

[8] https://www.ilo.org/global/topics/geip/WCMS_614394/lang–en/index.htm

[9] https://www.yasanacakdunya.org/bangladeste-on-binlerce-tekstil-iscisi-grevde-sokakta/

[10] https://www.textileworld.com/textile-world/fiber-world/2015/02/man-made-fibers-continue-to-grow/

[11] https://www.tarlasera.com/haber-11281-pamukta-bu-iki-uygulama-verimi-arttiriyor

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında