rojava düşerse biz de düşeriz – başlangıç -

 

Ortadoğu’daki halk ayaklanmalarının en önemli kazanımı ve mevziisi olan Rojava, IŞİD saldırısı altında. Birçok çevre IŞİD’in Musul saldırısı sonrasında Bağdat’a yöneleceğini iddia etmişti. Oysa onlar ilk önce Şengal’e yönelerek bir Ezidi katliamı gerçekleştirdiler. Arkasından da Rojava’da yeşeren devrimi hedef aldılar. Açıktır ki IŞİD, bu saldırı ile Kobane’nin Cizire ve Afrin bağlantısını koparmak ve Rojava’yı boğmak istiyor. Rojava bugün Ortadoğu’da özgürlük, eşitlik, dayanışma, kadın kurtuluşu gibi her türlü ileri talebin bir sembolüdür. Bu nedenledir ki cihatçı tekfirci IŞİD çetesi, Kürt Özgürlük Hareketi’nin inşa etmeye çalıştığı “başka bir dünya”yı temel düşman olarak görüyor. Çünkü IŞİD bölgedeki mevcut düzenin alternatifinin toplumsal kurtuluş yani Rojava değil kendisinin olmasını istiyor. Üstelik gözlerimizin önünde olanlar gösteriyor ki bu konuda yalnız da değiller. Türkiye Cumhuriyeti ve onun istihbarat örgütü MİT’ten de önemli lojistik destek aldılar, alıyorlar.  Bölgede at koşturan egemen güçlerin hepsi bu saldırıyı zımnen kabullenmiş ya da göz yumar durumdalar.

Türkiye’nin IŞİD’ yönelik doğrudan ya da dolaylı desteğinin uluslararası arenada dahi açıkça ortaya konduğu bugünlerde Türkiye’nin batısında Kobane ile dayanışma göstermek hayati önemde. Kobane direnişi, yıllardır Kürt halkını düşman gösteren zihniyetin iflasıdır. Zira o direniş bugün tüm Ortadoğu halklarını tehdit eden IŞİD çetesine karşı cansiperane direnmekte, Filistin halkıyla birlikte Ortadoğu halklarının direnişinin sembolü haline gelmektedir.

Kobane Kantonu günlerdir ağır silahların saldırısı altında. Hatta bir katliam tehdidi ile karşı karşıya. YPG büyük bir direnişle bir halkı katliamdan koruyor. Biz de demokratik ve özgür bir hayata olan inancımızı ve bu inancı bölgede paylaşan neredeyse tek etkili siyasal güç olan Kürt Özgürlük Hareketi ile dayanışmayı büyütmek görevi ile karşı karşıyayız. Şu anda Kobane’de yaşanan IŞİD saldırganlığına karşı ülke çapında güçlü bir dayanışma gösterilmelidir. Kardeşleşme, “benim de iyi Kürt arkadaşlarım var” demekten çok daha öte bir şeydir ve şimdi bunu sahiden göstermenin zamanıdır.

Rojava düşerse biz de düşeriz…

1- AKP hükümetinin sürdürdüğü “bir taraftan müzakere diğer taraftan IŞİD’e destek” siyasetine derhal son verilsin. Müzakere süreci derhal Kürt Özgürlük Hareketi’nin çeşitli ülkelerdeki yapılarını meşru gören bir barış sürecine dönüştürülsün ve Kürt siyasi hareketinin kurumsal önderliği tarafından daha önce defalarca dile getirildiği gibi kamuya açık, şeffaf, hukuki-siyasi bir çerçeve dahilinde yürütülsün.

2- Başta tampon bölge oluşturulması gibi bir takım heves ve girişimlerden derhal vazgeçilsin ve gündeme gelmeyeceği açıklansın.

3- Mürşitpınar sınır kapısı açılsın ve bu durum güvence altına alınsın. Kobane’ye acil ve bütünlüklü insani yardım sağlansın. Rojava’da IŞİD saldırıları ile yaralanan tüm direnişçiler için bölgedeki tüm hastaneler ücretsiz olarak hizmete açık olsun. Kobane’den gelen mültecilerin başta barınma olmak üzere tüm ihtiyaçları kamu otoritesi tarafından sağlansın ve istedikleri an Kobane’ye geri dönmelerinin önü açılsın. Kobane’nin insansızlaştırılması politikasından derhal vazgeçilsin.

4- YPG’nin IŞİD’le savaşında silah ve mühimmat elde etmesinin önündeki engel ve kısıtlamalar kaldırılsın.

5- Artık herkesin bir biçimde bildiği, tartıştığı, Türkiye ile IŞİD arasındaki ilişki ve “alış veriş” derhal sona erdirilsin. Başta Hatay olmak üzere Adıyaman, Gaziantep, Urfa gibi şehirler ile İstanbul’un pek çok yerinde bulunan IŞİD noktaları dağıtılsın ve IŞİD’e verilen tüm lojistik destek kesilsin ve sağlanan kolaykıklardan vazgeçilsin. IŞİD ile yapılan rehine pazarlığı açık bir şekilde kamuoyu ile paylaşılsın. Daha önce yakalanan ve hasıraltı edilen silah yüklü tırların nereye gittiği, silahların kime teslim edildiği, bu süreçle MİT’in nasıl bir ilişkisinin olduğu açıklansın.

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar