Özgecan Katledildi; Dünya Bir An İçin Dursa -

Özgecan katledildi. Dünya dönmeye devam ediyor. Dünya, bizi anne olan/olmayan diye bölerek, hamileliğimizi, kahkahalarımızı, kürtajımızı, bedenimizi tartışarak devam ediyor. Politika kürsülerinde kitlesel olarak tecavüze maruz kalırken biz, erkek dostlarımız çıkıyor ve “sakin olun” diyor. Öfkeleniyorum.

Özgecan katledildi. Dünya dönmeye devam ediyor. Gazete manşetlerinden, köşe yazılarından, televizyon programlarından nefret ediyorum. Sosyal medya paylaşımlarına karşılık “Doktora gidin” diyen kadından nefret ediyorum. Programlarda ahkam kesenlerden, meseleyi medyatik bir şova dönüştürmek adına çok konuşanlardan, bu arada “savunmanın kutsallığı” diyenlerden nefret ediyorum. Erkek dostlarımız çıkıyor ve yeni tecavüzleri önlemek adına toplu taşımada bize korumalık yapacaklarını söylüyorlar. Meseleyi nasıl da anlamamışlar. Öfkeleniyorum.

Özgecan katledildi. Dünya dönmeye devam ediyor. Türkiye ilginç bir ülke. Her siyasal, toplumsal krizin ilk yansıdığı alan hukuk alanı oluyor. Mersin Barosu “savunmanlık üstlenmeyeceğini açıklıyor” ve bu açıklamaya sosyal demokrat, sol, yurtsever çevrelerden tepki geliyor. Tepkilerin içeriğine bakıyorum. Herkes nasıl da burjuva hukuku ve onun mekanizmalarını savunuyor. Savunanların hepsi erkek, biz kadınlar uygulanabilir olsun olmasın, siyasal saikine takılmaksızın önemsiyoruz bu tutumu. Ama erkek dostlarımız çıkıyor, “kapitalizmin geliştirdiği en önemli kavramlardan biri hukuk devletidir”, “herkesin savunma hakkı vardır”, “avukat müvekkili ile özdeşleştirilemez” diyor. Yutkunuyorum. Bununla da kalmıyor erkek dostlarımız… “ceza muhakemesi kanununun suç işlendiğinde ne yapıldığına ilişkin bir toplumsal sözleşme olduğundan” dem vuruyorlar. Oysa o aynı mevzuat ve ekleri nefes almayı bile terör suçu addetmişken birlikte dövüşmüştük. Ne zaman “kapitalizmin müthiş buluşlarını” savunmak bizim işimiz oldu. Soru bile sormuyorum. Öfkeleniyorum. O sözde toplumsal sözleşme kaç tecavüz mağduru kadına, “o gün ne giydiğini sordu”, kaç kadının bekaretini tartıştı, kaç tecavüz zanlısını akladı? Bu sorular aklıma geldikçe erkek dostlarımızın şuursuz hukukçuluğu midemi kaldırıyor.
Özgecan katledildi. Dünya dönmeye devam ediyor. Birileri idamdan bahsediyor, cezaevinin kendi içindeki “cezalandırma mekanizmasından” medet umuyor, bunu övüyor. İdamın nasıl erke dair olduğunu sorgulamadan tartışıyor hem de. Dahası o cezaevlerindeki cezalandırma mekanizmasının nasıl “namustan” beslendiğini ve tecavüzün, tacizin aklandığı her durumda arka planın namustan başka bir şey olmadığını sorgulamadan hem de. Öfkem bileniyor.
Öfkeden başka duyguya yer yok. Özgecan katledildi ve dünya dönmeye devam ediyor. 32 yaşımı bitirdim. Kaç kez tacize uğradığımı düşünüyorum. Kaç kez korkutulduğumu… Beyoğlu Adliyesi kapanmadan önce otobüs beklerken kaç arabanın yavaşladığını… Beşiktaş’ta eve dönerken zaman zaman nasıl paranoyakça koşmaya başladığımı… Solun güvenli sularında tacize uğramanın insanı nasıl sus pus ettiğini… Statüye dayalı tacizin nasıl tartışılamaz olduğunu… Bunları düşünüyorum işte. Benim annem beni “aman kızlar öyle oturur mu” diye yetiştirmedi halbuki. Yazın sıcakta babam atletsiz gezdiğinde, ilkokuldayken eşitlik adına aynısını yaptığımda, kimse bana “kızlık” dersleri vermedi. Ama ne acayip ki ailenden değilse de öğreniyorsun bir şekilde. Savunma mekanizmalarını, yeri geldiğinde, “evliliğe karşı olmana rağmen” nişanlıymışsın gibi davranmayı, erkek arkadaşınla yaşadığını söylersen bunun bir açık teklif olarak algılanacağını öğreniyorsun… Bugün bir erkek dostum telefonda bana “duygusal davranıyorsun” dedi. Halbuki duygusal davranmıyordum. Yine öfkeleniyorum. Bu duygusallık değil, ilk defa bu denli toplumsallaştırdığımız bir deneyim aktarımımız var. Öfkem an an artıyor.
Özgecan katledildi. Dünya sadece kısa bir an için dursa. Kısa bir an için herkes bir adım geri bassa. Mesela erkek dostlarımız “dava sürecindeki yerlerini kadınlara bırakacaklarını” açıklasa. Burjuva hukuku ve savunmanın üstünlüğünü güzelleyenler, “suç-suçlu ayrımı yapamıyorsunuz” ukalalığına düşenler bir sussa… En çok onlar sussun istiyorum. Çünkü bu şuursuz erkek dayanışması gerçekten katlanılmaz.

Bulunduğu kategori : Mor ve Gökkuşağı

Yazar hakkında

İlgili Yazılar