O nasıl bir enerji? O nasıl bir inanmışlık? Ya da kısaca 10danSonra Mersin! – Nalan Turgutlu Bilgin -

Nisan sonlarında Ankara ve İstanbul’daki dostların teşvikiyle 10dansonra için bir araya gelen 3-5 kişi, ilk geniş katılımlı toplantı çağrısını 3 Mayıs 2015 için yapabildi.

3 Mayıs’taki ilk toplantıya 40’ın üzerinde kişi katıldı.Katılımcılar genel anlamda feministler, sosyalistler, LGBTİ bireyleri, akademisyenler, öğrenciler ve farklı alanlardan aktivistlerden oluşuyordu.

İlk toplantıda kaba hatlarıyla 10dansonra’nın ne olduğu, Mersin özelinde neler yapılabileceği konuşuldu. Bu toplantıdan hızlıca çıkan karar 5 Mayıs’ta olan Roman Kültürleri Buluşması kapsamındaki Hıdrellez şenliklerinde İstanbul’dan gönderilen infokartları dağıtmak ve stickerları yapıştırmaktı.

Burada Romen kültüründen de aldığımız coşkuyla çok eğlenceli bir şekilde sokaklara döküldük. O günkü ekibin eğlenceli video ve fotoğrafların sosyal medyada paylaşılması üzerine #10danSonra inisiyatifine dikkatleri çekmeyi başarmıştık.

Hemen o coşkuyla 7 Mayıs için basına açık genel katılımlı #10danSonraMersin tanışma ve sunum toplantı çağrısı yapmıştık. Mersinle ilgili en sık kullandığımız Penguen imgesi #10danSonranın Geziyle bağlantısının görsel olarak pekiştirilmesini sağladı. Bir takım aksaklıklara (toplanacağımız kafe sinemanın üstüydü ve dört tarafı açıktı, ancak hemen yanı başında yüksek volümlü bir kermes vardı ve bu şekilde sohbet etmek imkansızdı. Bu sebeple toplantıyı aşağıda kapalı bir sinema salonuna almak zorunda kaldık. Bu karışıklığa, kargaşaya, kapıdan dönmek zorunda kalıp katılamayan arkadaşlara) rağmen 70’in üzerinde kişiye ulaşmıştık.

Bu toplantıya insanları genelde sosyal medyadan davet ederken 10danSonra kimdir, ne yapar gibi linkleri de gönderdiğimiz için insanlar gerçekten ilgilendikleri için geldiler.

Toplantıdan çıkan net sonuç dilin geleneksel örgüt dilinden bambaşka olması gerektiğiydi. Ayrıca geleneksel örgütlenme şeması (komiteler kurmak gibi) fikri de karşılık bulmadı. Genel söylem, Gezi gösterdi ki gençler bu işi çok iyi yapıyor minvalindeydi. Toplantının heyecan verici yanı ise daha önce hiç görmediğimiz simaların da gelmiş olmasıydı.

Toplantı çıkışında kitlenin yarısından fazlasıyla sahilde oturup pankartımızı ve dövizlerimizi çimlere serip etrafında oturduk, sohbet ettik, şarkılar söyledik. İlk forumumuzu sahildeki sohbetimizde toparladık, herkes bütçesine göre katkı sunuyordu.

Net çıkan sonuç şuydu ki özellikle HDP Mersin 1. sıra adayının (Dengir Mir Mehmet Fırat) açıklanmasından sonra rahatsız olmuş kesime çalışmamız gerekiyordu.

Yani Araplara, Alevilere, Feministlere, LGBTİ bireylerine, modern ‘beyaz yakalı’ kentli kesime, apolitik gençlere…

Toplantıya şu andan bakınca 10dansonra’nın farkının bu toplantılarda kendini göstermeye başladığını görebiliyoruz. Katılımcılardan hiçbirinin kişisel veya örgütsel bir çıkarı yoktu ve bu da insanların birbirine çok kısa sürede güvenmesini sağladı. Aktivistleşen arkadaşların birbirlerine güvenmesi, dışarıdan izleyen herkese geçen bir enerji ortaya çıkarıyordu.

İki gün sonra ise iki ekip (15er kişi) Yenişehir ve Mezitli semt pazarlarına gittik. Bu iki günde lolipopları, broşürleri, stickerları ve ‘ama HDP’ bildirilerini basmıştık bile… Yaşasın Bazı Feminist Matbaacı kadınlar (kalp, kalp, kalp).

Pazarda broşür dağıtımdan hemen sonra sahilde  ‘ama HDP’ bildirilerini kolektif bir şekilde katladık. Akşam saatlerinde iki ekip Viranşehir sahilde buluştuk ve eğlence mekanlarının olduğu cadde boyunca erbanelerimizle, çıngıraklarımızla, seslerimizle ‘ONU BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ’ sloganlarımızla broşür dağıtıp, sticker yapıştırdık.

Tam da bu netlik bir coşku doğurmuştu. Kendimizi de, birbirimizi de durduramıyorduk…

Ertesi gün 68’ler Ormanı’nda yapılan Denizler anmasında #10danSonraMersin olarak stant açtık. Standımız çok renkli ve dikkat çekiciydi, bir de üstüne şenlikli dilimiz insanları standımıza çekiyordu. CHP Milletvekili Adayı Prof. Aytuğ Atıcı da standımıza geldi, uzun uzun neden HDP’ye oy vermesi gerektiğini anlattık, anmanın en renkli ve kitlesel tartışmasını yaşadık.

Aynı gün coşkumuz o kadar büyüktü ki Arap Alevi mahallelerine de gitmeye karar verdik. Kazanlı, Karaduvar ve Adanalıoğlu mahallelerini sokak sokak gezip var gücümüzle ‘ONU BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ’ dedik. Baktık ki duramıyoruz, Melemez köyüne de gittik (geneli CHP’li Giritli seçmenlerin köyü). Ancak o kadar coşkuluyduk ki köyler arası yollarda arabaları sağa çektirip halaya duruyor, göbekler atıyorduk. Derken anlamıştık ki bu ekip eğlene eğlene bu işi hem sokakta, hem sosyal medyada örgütleyecekti…

Bir aya çok şey sığdırdık. Tabii ki her birini o kadar detaylı anlatmayacağım. O bahsettiğimiz Arap mahallelerine üç kez gittik; sahilde koskocaman bir kahvaltı sofrası kurduk, yine sahilde ellerimizi boyayıp ‘10danSonrasına Ben de Varım’ afişimizi hazırladık…18 Mayıs mitinginde balonlarla havalanan ‘BARAJ RESMEN YIKILIYOOOO’ pankartımızla fark yarattık. Bu arada kendi matbaa masraflarımızı karşılayabilmek adına magnetler tasarladık, bastırdık, doğa dostu sloganlı dövizlerimizle Nükleer karşıtı eyleme katıldık.

Kilikya Arap Alevi festivalinde stant açtık. Sevgili İlkay Akkaya da ellerini boyayıp afişimize desteğini sundu, lolipopla resim çektirdi. Konserinde iki şarkı arasından faydalanarak ‘ONU BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ’ diye bağırarak kitleleri coşturduk. Kentin talanına karşı, ekolojik bir yaşam için biz de pedal çevirdik.

Broşür dağıtmak, sticker yapıştırmak, magnet satmak artık üzerini giymek, karnını doyurmak kadar rutin işlerdi. Herkes var gücünü ortaya koyup coşkuyla koşturuyordu…

Resimlerimizi, videolarımızı izleyip coşkumuzu gören Adana’dan feminist mücadeleden tanıdığımız Güler abla arayıp ‘biliyorum az kaldı, ama 10danSonraAdana da olmalı’ deyince Adana’ya da gittik; enerjilerine enerji kattık, kendimize enerji aldık. Sanırım bu işin güzelliği buydu herkes her yere yetebildiği kadar, ulaşabildiği kadar katkı sunmaya hazırdı.

Genel etkinliklerimizi duyurduğumuz 10danSonra Whatsap grubunda baktık yazışmalara doyamıyoruz (ama o grupta da ağır ağabeyler, ağır ablalar var) hemen 10danSonraÇekirdek diye bir grup kurduk. Ama yine baktık aramızdaki bazı aşırı enerjisi ve coşkusu yüksekler yazışmalara doyamıyor ama bu yazışmalar çalışan kitleyi rahatsız ediyor hemen bir 10danSonraGeyik yazışma grubu kuruldu.

Gerçekten aşırı eğleniyorduk. Ama eğlenmelerimizi de dayatmıyorduk. Herkes birbirinin durumunu gözetiyordu. Kim ne kadarına dahil olmak istiyorsa o kadarına dahil oluyordu. Dayatma olmadığı için de eğleniyorduk. Bu neşemizi de bizi takip eden, duyan, gören herkes görüyordu ve eklemlenebildiği yerden eklemleniyordu. Hepimiz bu seçimleri dert edinmiştik ve bu konuda çalışmak, katkı sunmak istiyorduk. Tek şart barış temelli, hoşgörülü ve sakin bir dil kurmaktı. Ama kendi sözlerimizle; kalıpsız, çerçevesiz.

Mersin’de 10danSonraya ihtiyaç büyüktü, ama bölgede 10danSonranın işi de zordu. Kurtarılmış bölgeler çoktu ama henüz kurtarılmamış bölgelerin de ‘HDP asla Türkiye partisi değil, kesinlikle Kürt partisidir’ konusundaki netlikleri kemikleşmişti. Bu kişilerle birebir Yeni Yaşam dilini konuşacak kişilerin olabildiğince bölgede alışılageldik parti dilinden (bu bölgede hala biraz BDP) uzak bir dil kurması gerekiyor. Bu anlamda bağımsız bir sivil inisiyatifin akademisyen, Türk, gey, feminist, ekolojist vs. kimlikleriyle gezi diliyle o kesimle temas etmek önemliydi. Kemikleşmiş bir Kürt fobisinin yıkılması zaman alsa da Arapların, Alevilerin, Feministlerin, LGBTİ bireylerinin, modern ‘beyaz yakalı’ kentli kesimin, apolitik gençlerin özgürlüklerinin elinden alınmasıyla ilgili net bir #Şeriatfobisi #Başkanlıkfobisi de vardı! Dili de bu kaygılardan kurup milletvekili aritmetiğiyle durumun mantığını açıklamak genelde sonuç getiriyordu…

10danSonra Mersin’ciler olarak sık sık partiyle (özellikle Mezitli ilçeyle) temasımız oldu. Sıkıntılı bölgelere gitmemizi istemeleri, bu konuda araç temini, o mahallede olası bir terslik durumunda kiminle görüşebileceğimizi vs. genelde bildirdiler. Birbirimizin çalışmalarını destekleyecek şekilde yöntemler geliştirmeyi başardık. Seçim günü tutanak girişi ekibinde 10danSonra Mersin olarak yerimizi aldık. Her iki taraf da diğeri için yapabileceklerini yaptı… Genel anlamda son derece verimli bir çalışma geçirdik.

Bu arada 10danSonra Mersin olarak elbette sıkıntılar yaşadık. Özellikle son hafta öğrencilerin final haftası olması bizi ciddi şekilde yavaşlattı…

Aramızda çokça akademiysen ve öğrenci olması sebebiyle öğrenci/ hoca çekinmeleri oldu; aramızda aynı dernekte ya da sendikada olan arkadaşların birbirleriyle konuşurken rahat rahat tansiyon yükseltebilmeleri onların normal ilişkilenme şekliyken yeni eklemlenen arkadaşları zaman zaman geren ya da ürküten bir durumdu.

Zaman olarak daha müsait olan arkadaşların çok koştururken sıkça inisiyatif almak zorunda kalması bazı kararların kolektif olarak alınmasını engelledi.

Yine bazı arkadaşlar her etkinliğin yürütücüsü ve üstlenicisi oldukları için gelen eleştirilere zaman zaman alınıp motivasyonlarını düşürdüler.

Sanırım en temel sıkıntılardan biri bu kolektif iş dağılımını organize edemediğimiz için ( çünkü bunu ne zaman yapmaya kalksak konu sonuca bağlanmadığı gibi havada kalıyor ve hareketi hantallaştırıyor) birileri çok yorulurken diğerleri de dışarıda bırakılmış hissedebiliyor. Ancak bu gibi durumların çözümü o alanı bırakmak olduğu kadar, o alanı üstlenmeye gönüllü olmaktan da geçiyor.

Seçimlerden hemen sonra 10danSonra Mersin olarak mahalledeki kutlamalara gittik. Seçim ertesi hafta ilki düzenlenen Mersin Onur Haftası kapsamında pek çok atölyeye, panele ve yürüyüşe de katılım gösterdik.

19-21 Haziran’da da kampımızı gerçekleştirdik. Sanırım herkesin hayatındaki en acayip üç günü hep birlikte yaşadık. Açıkçası bundan sonrası için henüz net bir şey denilemiyor çünkü çekirdek ekipten birçok kişinin Mersin’de kalıp kalmayacağı meçhul. Ancak nerelere gidilirse gidilsin, sanki hep bir 10danSonrası olacak…

Genel hatlarıyla 10danSonra Mersin seçim çalışmasından çıkardığımız sonuçlar;

  • Çalışmaları HDP’den bağımsız yürütmemiz bizi HDP bileşenlerinin yaşadığı ikili hukuk yapısı, ortak bir tarz oluşturma, vb. gibi sorunlardan azade kıldığı için esnek, hızlı ve eğlenceli bir dil ve tarz oluşturabildik. Ayrıca bir araya geliş nedenimizin başkanlığı durdurmak ve HDP’nin barajı aşması gibi somut iki nedene dayalı olduğu için karar süreçlerimiz HDP bileşeni arkadaşlarımıza göre çok daha hızlı, katılımcı ve esnek olabildi. Ayrıca seslendiğimiz kitleye “HDP’li değiliz fakat HDP’yi destekliyoruz” açıklamamız pek çok ön yargıyı çok kısa sürede yıkmamıza ve sözümüzün dinlenmesini sağladı.
  • 10danSonra’nın örgütlenme modelinin seçim çalışmasındaki başarısının en önemli nedenlerinden biri olduğunu düşünüyoruz. 10danSonra’nın katılımcı, esnek, yatay örgütlenme ve birey hukukunu temel alan modeli eğlenceli bir dili, bileşenlerin her birinin kendi rengini katabildiği bir tarzı ortaya çıkardı. Seçim çalışmaları boyunca ve hala 10danSonra Mersin için etraftan en çok duyduğumuz “çok eğlencelisiniz” cümlesi bu tarzın yansımasıdır. Bu tarzın, tüm Türkiye için miadını Gezi ile başlatırsak, ne kadar yeni olduğunu, pek çok sıkıntıyı acemiliğimizden yaşadığımızı biliyoruz. Yeni demek budur aslında, acemiliklerimiz bizi pek çok yerde cüretkar, yenilikçi, yaratıcı kılarken, pek çok yerde bilmez, korkak, başarısız da kıldı. Öğrenmeyi öğreniyoruz hep beraber.

10danSonra misyonunu tamamlamış gibi görünüyor fakat yarattığı örgütlenme dili, kampanya tarzı ile bileşenlerini gittikleri her yere götürecek, bileşenlerinin yapacakları örgütlenmelerde yaşatacaktır.

Bulunduğu kategori : Örgütsel Deneyimler

Yazar hakkında

İlgili Yazılar