Nuran ve Elif’in Yanındayız – Umut-Sen’li Kadınlar -

Kamuoyunun da bildiği üzere Petrol İş Sendikası’nın örgütlenme uzmanı olarak görevini sürdüren Nuran Gülenç ile aynı sendikada basın biriminde çalışan Elif Tuğba Şimşek’in iş akitleri ilgili sendika tarafından Kasım ayı içerisinde sona erdirildi. Yazılı bildirimlerde “örgütlenme stratejisinin değişmesi”, “basın bölümünde yeniden yapılanma” gibi sudan bahaneler ileri sürülmüş olsa da, Nuran ve Elif’in dik duruşu sayesinde tüm kamuoyunun öğrendiği üzere, aslında iki arkadaşımız da sendikal bürokrasi karşısındaki tutumları ve beraberinde “farklılıkları” nedeniyle işten çıkartıldılar. Umut Sen Hukuk Kolektifi’nde yer alan kadın avukatlar olarak, arkadaşlarımızın davasını üstlendik ve 30 Kasım 2015 günü işe iade talebi ile yargı sürecini başlattık. Kolektif olarak almış olduğumuz mesleki ve aynı zamanda politik olan bu kararın nedenlerini kamuoyu ile de paylaşmayı da bu dava sürecindeki vekalet ilişkimizin bir gereği olarak görüyoruz.

Öncelikle, Nuran ve Elif’in işten atılmaları ile ilgili kararın gerisinde, sendikal mücadele alanındaki erkek egemenliğinin temel belirleyici bir etkisi olduğunu kimse yadsıyamaz. Bu durum gerek arkadaşlarımızın feministliğini sorgulayan sorulardan, gerekse özellikle onları sahadan uzaklaştırmaya yönelik pratik tutumlardan rahatça okunabilir. Nuran ve Elif’in karşılaştığı bu hegemonik saldırı bizler açısından yeni de değildir. Zira gerek sınıfsal, gerekse demokratik mücadele alanlarında, çoğunlukla hepimizin karşılaştığı bu “eksik eteğin özneleşmesine ket vurma tutumu” hız kesmeksizin devam etmektedir. Bu alanlardaki varlığımızı sürdürebilmek için “yapılması gerekeni yapıyor oluşumuz” çoğu kez yetmemektedir. Bizden “erkeklerden daha erkek”, “erkeklerden daha iyi” olmamız beklenmekte, ancak “erkek gibi erkek” ya da “daha iyi” olduğumuz anlarda dahi; “görünmez olmayı” ve “belirleyici olmamayı” da başarmamız beklenmektedir. İşte öncelikle Kolektifimiz içerisinde yer alan kadın avukatlar ve Umut-senli kadınlar olarak, Nuran ve Elif’in yanında olmamızın nedenlerinden biri hepimizin bu ortak gerçekliğidir.

Ancak, Nuran ve Elif’in yanında yer alışımız, salt ve sadece arkadaşlarımızın kadın olarak bir mücadele alanından uzaklaştırılmasına karşı aldığımız tutumdan ibaret değildir. Zira Nuran ve Elif de salt kadın kimliklerinden öte işlerinden edilmemişlerdir. Burada Türkiye sınıf mücadelesi açısından kök salmış başkaca bir sorun olduğu gerçeğinin üstü örtülemez. Petrol İş Sendikası’nda bir yönetim değişikliği yaşanmış olup, Türkiye’deki verili sendikalarda sıklıkla yaşandığı üzere, yeni gelen yönetimin “istemediği kadrolardan kurtulma” harekatı gerçekleştirilmiştir. Bu anlamda bir kez daha sınıfın çıkarları değil ama sınıf örgütü olma iddiasında bir kurumun yönetimine çöreklenmiş olanların çıkarları gözetilmiş olup, sendikal bürokrasi gerçeği tüm çıplaklığı ile görünür olmuştur. Ve Nuran ve Elif, kadın olarak sınıf mücadelesi içerisindeki konumlanışlarını korumanın yanı sıra, işçi sınıfının üzerine çöken bu karabasana, işçi sınıfı mücadelesi karşısında temel bir engele dönen bu sendikal bürokratik kasta karşı da bir tutumun parçası olmuşlardır. İşte kendileri ile birlikte bu mücadelenin bir parçası olmamızın başat bir nedeni de budur.

Hepinizin bildiği üzere 2015 bahar-yaz aylarında metal fırtınasını yaşadık. Onbinlerce işçinin Türk Metal’e karşı başlatmış oldukları kalkışma, yıllardan beri adeta kanıksanmış sendikal kastın iktidarını görülmedik ölçüde sarstı. Elbette sınırlarını ve etkisini bilmekle birlikte, bizler Nuran ve Elif’in bugünkü çıkışını, Türk Metal’e karşı mücadele bayrağını yükseltmiş işçilerin tutumunun mütevazi bir parçası olarak görüyor, bu anlamda gerek Türk Metal karşısında direnen işçilere bir destek, gerekse onların mücadelesinden alınan güçle bir başkaldırı olarak okuyoruz.

En başında söylediğimiz üzere, Nuran ve Elif’in davasını 30.11.2015 günü açtık. Duruşma günü belirlenir belirlenmez paylaşacağız. Ancak şimdiden; tüm kadınları; sınıf mücadelesi içerisindeki konumumuza, varlığımıza, etkinliğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz. Ve elbette sınıf mücadelesinin tüm öznelerini; bu mücadelenin en önemli güncel düşmanı olan sendikal bürokrasi ve kastlaşma karşısında tutum almaya çağırıyoruz.

Elif ve Nuran’ın yanındayız. Zira gerek kadın mücadelesi, gerekse sınıf mücadelesi açısından tutarlılığın gereği bizce budur. Çünkü biliyoruz ki; kol kırılınca yen içinde kalmıyor!

Umut-Sen Hukuk Kolektifi Avukat Kadınlar

Umut-Sen’li Kadınlar

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında