Nasıl bir seçim çalışması? -

Başlangıç, son yayınladığı ortak yazısı ile “HDP dışında kalan sosyalistleri, HDP’nin meclise girmesine siyaseten önem atfeden herkesi bir araya gelmeye ve ortak bir kampanyayı, emekçi ve ezilenlerin acil demokratik ve sosyal taleplerini merkeze alan bir siyasal çalışmayı beraber örmeye” davet ettiğini beyan etti. Bu yazı sosyalistlerin neden bu seçimlerde HDP’yi desteklemesi gerektiği üzerine yeterince argüman sunuyordu.

Artık yanıtlanması gereken soru şudur: Neden ve nasıl bir bağımsız, daha doğru bir deyimle “özerk” çalışma? Zira eğer derdimiz HDP’nin meclise taşınması ve böylelikle Türkiye’nin rejim sorununa yönelik olarak bir cevap üretmekse, bunu HDP kampanyasına eklemlenerek, HDP’nin uygun gördüğü biçimde gerçekleştirmek de mümkündür. Dolayısıyla özerk bir seçim çalışmasına neden gerek duyulduğu meselesi öncelikle açıklığa kavuşturulmalıdır.

Elbette her seçim çalışması –doğası gereği- “oy ister”. Biz de öyle yapacağız: Saklamadan, gizlemeden, topu taca atmadan HDP’ye oy isteyeceğiz ve bunun gereklerini yerine getireceğiz. Bu seçimin ana gündeminin ne olacağı da belli: Seçim barajının yıkılması ve böylelikle Erdoğan’ın başkanlık sistemi hamlesinin durdurulması, geriletilmesi. Yani rejim meselesi. Elbette biz de bunun için uğraşacağız. Bunlarda bir beis yok.

Fakat bu iki maddeyle neden özerk bir çalışma yapılması gerektiğinin yanıtını vermiş olmuyoruz. Zira bunlar zaten HDP kampanyasının da merkezinde olması beklenebilecek hususlar. Hatta bırakın HDP kampanyasını; basında son dönem çıkan yazı ve haberlere göz attığınızda ana akım medyanın bir kısmının da bunlar üzerinden HDP’ye oy çağrısı yaptığını, yapacağını göreceksiniz. Kamuoyunda yılların “taşlaşmış” CHP’lileri olarak tanınan kimi şahısların veya Hürriyet-Milliyet gibi gazetelerdeki bazı köşe yazarlarının art arda “HDP’ye destek” açıklamalarını başka nasıl açıklayabiliriz ki? Şunu gözden kaçırmayalım: Bir önceki seçimde ucu CHP’ye bükülen “bas geççilik” bu seçimlerde kısmen de olsa HDP’ye yönelecek. Tabii siyasete bu “gerçekçilik” düzeyinden angaje olanlar tarafından.

Toplumsal ve siyasal muhalefetin üstleneceği özerk bir seçim kampanyası kendisini bu türden bir “gerçekçilik”ten kesin bir şekilde ayrıştırmalıdır. Ana akım medyanın bir kesimi tarafından zaten yaygınlaştırılacak olan düşüncenin sokaktaki uzantısı olmayı tercih etmek büyük bir hata olacaktır. Rejimle ilgili meselelerin göz ardı edilmesi zaten mümkün değil. Fakat buraya sıkışıp kalındığı, siyasi ve sosyal içeriği cılız bir “AKP’nin geriletilmesi” başlığıyla yetinildiği müddetçe özerk bir seçim çalışmasının anlamı da kalmayacaktır.

Öyleyse nasıl bir seçim kampanyası örgütlemeliyiz? Özerk bir seçim çalışması, yukarıda anılan türde bir “gerçekçilik”ten bütünüyle farklı şekilde, “sokağı sandığa yöneltmeyi” değil, “sandığı sokağa bükmeyi” hedeflemeli. Gezi direnişinin açığa çıkardığı sosyal ve siyasal hareketliliği seçimler vesilesiyle olabildiğince yeniden harekete geçirmeye ve toplumsal muhalefet alanlarının taleplerini seçim vesileyle duyulur kılmaya çalışan bir şekilde hareket etmeyi mümkün kılmalı. Kampanyanın biçimi de içeriği de bu anlayıştan hareketle oluşturulmalı.

Peki böylesi bir siyasal çalışmayı nasıl bir biçimle örgütlemeli? HDP’ye destek vermeye çağıran metin ya da toplantılarla yetinmeyen, bazen reklamcılık kokabilen “teknik” bir seçim kampanyasından ziyade olabildiğince tabandan örgütlenen bir seçim çalışması şeklinde. Yani ortak talepler temelinde, herkesi kapsayacak ortak bir logo-slogan altında ve sürecin çeşitli aşamalarını (finansal altyapı, basılı malzeme, sosyal medya vesaire) örgütlenmesi işini üstlenecek ortak koordinatif birimler, komiteler eşliğinde. Fakat bunlardan daha önemlisi, yürütülecek çalışmaların ortak aklının ve emeğinin yoğunlaşacağı yerel meclisleri oluşturarak. Seçim çalışmasını mümkün mertebe bir meclisleşme çabasıyla paralel biçimde yürüterek.

Bu meclisleri farklı toplumsal alan faaliyetlerini yürüten çevrelerin ve bireylerin ortak zemini olarak kurgulamak gerekir. Bunların Gezi direnişinden sonra oluşan forumların, dayanışma evlerinin ve bunların etrafında oluşan ağların yanı sıra, farklı toplumsal alan çalışmaları yürütenlerin ve bağımsız bireylerin birbirleriyle buluşacakları ortak zeminler olmaları hedeflenmeli. Bu zeminlerin demokratik organı olarak işleyecek meclisler basit birer seçim kampanyası ortaklaşması olarak ele alınmamalı. 7 Haziran sonrasına oluşturulacak toplumsal muhalefetin ortaklaştırılmış zeminlerinin inşasına yönelik bir perspektif, en baştan itibaren temel bir örgütleyici fikri bileşen olmalı.

Olanaklı olan her yerde oluşturulacak bu meclislerin bu seçim kampanyasında ortak talepler etrafında yürütecekleri mücadele, bu açıdan gayet yerinde bir başlangıç olacaktır. Elbette HDP de, rejim meselesinin yanı sıra temel bazı toplumsal talepleri içeren bir seçim beyannamesi yayınlayacaktır. Fakat şunu unutmayalım: Türkiye’de siyasal partilerin kampanyaları genelde talep propagandası ekseninde gerçekleşmez. Bir kitle partisi olarak HDP’nin seçim çalışması da bu kuralı çok fazla zorlamayacak, ister istemez doğrudan “oy istemeye” odaklanacaktır.

Özerk seçim çalışmasının önemi tam bu noktada ortaya çıkacaktır. Zira böyle bir çalışma bir yandan HDP’ye oy isterken, diğer yandan da bazı temel talepler üzerinden Türkiye’deki siyasal ve toplumsal muhalefetin alanını genişletmeye ve derinleştirmeye uğraşacaktır. Dar manada AKP karşıtlığına sıkışmayacak talep bazlı bu tür bir çalışma, temel olarak kamuoyunda bir fikri ağırlık, referans noktası oluşturmayı hedeflemelidir. Bu nedenle taleplerin belirlenmesindeki en önemli ölçüt, seçimlerden sonra da takibi yapılabilecek, toplumsal muhalefetin çeşitli odaklarının ortaklaşmasını sağlayabilecek nitelikte olmalarıdır. Bu seçimler böyle bir “ortak talepler” listesi için bir ilk adım olarak kullanılabilir. Fakat mesele esas olarak bu talepleri giderek bir tür “sokak programına” dönüştürebilmek ve Türkiye’nin üst siyasal bağlamı içerisinde somut bir referans noktası haline getirebilmektir. Mesele bir yandan HDP’yi meclise taşımaya çalışırken; diğer yandan bu olasılığın gerçekleşmesi durumunda, yine bu talepler ekseninde, bu sefer parlamentodaki HDP’ye baskı yapacak birleşik toplumsal muhalefet zemininin taleplerini şimdiden oluşturabilmek olmalıdır.

Başlangıç olarak sadece bir seçim kampanyasına, ne kadar önemli olsa da yalnızca HDP’nin barajı aşması için çalışmaya davet etmiyoruz. Birleşik, çoğulcu ve meclisler aracılığıyla aşağıdan örgütlenecek özerk bir seçim kampanyasıyla toplumsal muhalefetin taleplerini yaygınlaştıracak ve seçim sonrası için anlamlı bir tahkimat oluşturacak bütünlüklü bir faaliyete davet ediyoruz.

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar