kobanê: kutsal ittifak devrimi boğmaya çalışıyor – cihan çabuk / y. doğan çetinkaya -

 

Suruç’ta Kobane’den gelen 20 bin insan var…

450 bin kişilik yeni çadırlar kurulmuş…

Hava saldırılarının Kobane’ye hiçbir faydası olmamış, tam tersine ağır silahlarla saldırı yoğunlaşmış…

KDP Rojava’yı düşürmek için saldıran IŞİD’e saldırmıyor…

Günlerdir Kobane düştü propagandası yapılıyor…

Durum kritik ve bu propaganda ile kitlesel bir göç yaratılmak isteniyor…

Saldırıların, göz yummaların ve propagandanın hedefi belli: Rojava’yı insansızlaştırmak, Arap Ayaklanmaları dalgası içinde devrimci güçlerin iktidara geldiği, mevzi kazandığı yegane bölgeyi boşaltmak. Bunun için AKP, KDP, ABD, IŞİD, Esad Rejimi adeta bir Kutsal İttifak gibi Kobane’ye çullanmış durumda…

Karşı devrimci güçler hazırlanan yüzbinlerce kişilik çadırların Rojava’yı boşaltması beklenen insanlarca doldurmasını bekliyor. Ancak direniş sürüyor. Rojava’nın insansızlaştırılması ve Kürtlerin mülteci haline getirilmesi ile eksiğiyle gediğiyle çölde yeşertilmeye çalışılan “yeni bir dünya” düşünün çökmesi arzu ediliyor. Çünkü Rojava Devrimi’nin, Kutsal İttifakın unsurlarının kurmaya çalıştıkları Ortadoğu’da yeri yok. Bundan dolayı bir birleriyle savaşırken dahi Rojava’yı boğmak için anlaşmadan görüşmeden bile zımni işbirliği içinde hareket edebiliyorlar. Bazı akl-ı evveller Kürtlere emperyalistlerin silah vereceklerinden dem vuruyordu. Son yaşananlar her şeyi tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardı. Seküler, demokratik, özgürlükçü bir düzene bu bölgede gözü olan bütün egemenler karşı. Batı cephesinde IŞİD durmasına rağmen doğudaki hareketlenme sürüyor. Suriye ve Irak’ta el koyduğu ağır silahlarla ve tecrübeli savaşçılarının seferber etmesiyle IŞİD kadınların ellerinde yeşeren devrimi parçalanmak için saldırıyor.

YPG an itibarıyla halk ile birlikte güvenlik alarak geri çekiliyor. Bu bir ölüm kalım savaşı. Muhtemel bir katliamın önlenmesi için çok boyutlu bir direniş örgütlenmeye çalışılıyor. Kobane hala direniyor. IŞİD bölgedeki en büyük ideolojik düşmanını oradan silmek istiyor. AKP bölgenin boşalmasını, askeri olarak karşısında derli toplu bir gücün ortadan kalkmasını, mülteci haline gelmesini bekliyor. Müzakere sürecinde karşısındakilerin sıkışmasını, morallerinin dağılmasını umuyor. IŞİD’in egemen olduğu ve artık Rojava değil Kuzey Suriye olacak bir bölgede hem Suriye rejimine hem de Kürt Hareketi’ne ayar vermek istiyor. ABD IŞİD’den rahatsız olsa da yeni kurulacak statükoda o da toplumsal özgürlük mücadelesi veren bir tarafın Ortadoğu’da yeşermesini diğer tüm egemenler gibi istemiyor. Aklımıza haçlı seferlerinde direnmek için halkına silah dağıtmaktansa kenti kaybetmeyi yeğleyen komutan geliyor. KDP Kürt hareketi içinde kendi anti-tezinin yok olmasını hareketsizce seyrediyor. Egemenler kendi aralarında mücadele ederken farklı dengelerle oynarlar ama asla ezilenleri, özgürlük için mücadele edenleri güçlendirebilecek adımlar atmazlar. Asıl düşman onlar için nettir.

Şu anda taraflar açıktır; bir yanda mezhepçi, din boyutu güçlendirilmiş bir milliyetçilik eliyle “dizayn” edilmeye çalışılan bir Ortadoğu, diğer yanda ise demokratik ulusu temel alan seküler, komünal ütopyaları dillendiren, cinsiyet özgürlükçü bir Ortadoğu. Bu iki segmentin sahipleri bellidir.

“Rehinelerin kurtarılmasından” sonra saldırılar artıyor ve yoğunlaşıyor. AKP burada bir tampon bölgenin oluşturulması fırsatının gelişmesini bekliyor. Devrimcilerin devrim fikriyatına yabancılaştıkları bir zamanda burada ortaya çıkan devrimci durum çok fazla düşman üretmiş durumda. Kutsal İttifak bu konuda sanki koordine hareket ediyor. Her türlü psikolojik harp ve propagandaya rağmen çocuk ve hastalarını bırakıp direniş için geri dönenler çok. 25 kilometrelik bir sınırı tutmaya çalışan direniş bizlerden, elinden bir şey gelemeyenlerden dayanışma istiyor. Bunun çağrısını yapıyor. Türkiye’nin batısından dün yola çıkan kafileler an itibarıyla Suruç’a ulaşmış durumda. Halkın topyekun coşkusuyla karşılanmış durumdalar. Çok kritik bir, iki veya üç gün içerisinden geçmekteyiz. Bu dayanışmayı arttırmalı ve bunu talep edenlere güç vermeliyiz. IŞİD geçişi engellenmeye çalışılıyor, dolayısıyla dayanışma eylemleri önemli; bizi uzun soluklu ve herkesin samimi şekilde tarafını seçeceği bir süreç bekliyor. Bir yandan IŞİD’e karşı olup, diğer yandan da onunla göğüs göğse çarpışan, bunu sadece cephede değil, hayatın her kesitinde yapan bir siyaseti yok saymak en hafifinden ikiyüzlülüktür…

Kobane düşerse dünyanın her yerinde biz düşeriz!

Rojava yenilirse biz yeniliriz!

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar