kobanê bizi neden ilgilendiriyor? – kadıköy kobanê ile dayanışma platformu -

 

Ortadoğu’da bir kanser hücresi gibi yayılan Işid güçleri şimdi Urfa Suruç’tan bir demiryolu rayı uzaklıktaki Kobane kentine kesintisiz bütün şiddetiyle saldırıyor kenti düşürmeye çalışıyor. AKP hükümeti ise bütün açıklamalarında Kobane’yi savunan direniş gücü olan YPG’yle, Işid güçleri arasında bir fark olmadığına bizi ikna etmeye çalışıyor. Gerçekten bu savaş bize ait olmayan tarafsız kalmamız gereken bir çatışma mı?

Kobane şehrinin bağlı olduğu Rojava özerk Bölgesi, Suriye’de yaşanan iç savaş trajedisinin ortasında ülkenin kuzeyinde oluştu. Kuruluşuyla beraber tarihe geçecek bir demokratik deneyimi de hayata geçirdi. Mahallelerden başlayan halk meclisleri oluşturuldu ve karar organları haline geldi. Azınlıkta kalan etnik kökenlerin,  inançların ve kadınların temsilini garantiye aldılar,  emekçiler lehine düzenlemeler yaptılar. Rojava Toplumsal Sözleşme’sinin  girişi şöyle başlıyor:” Bizler demokratik özerk bölgelerin halkları olan; Kürtler, Araplar, Suryaniler, Türkmenler ve Çeçenler olarak, din, dil, ırk, inanç, mezhep ve cinsiyet ayrımının olmadığı, eşit ve ekolojik bir toplumda adalet, özgürlük ve demokrasinin tesisi için, çoğulcu, kadın haklarına saygılı ve çocuk ile kadın haklarının kökleşmesi için,inançlara özgürlük ve saygı için bu sözleşmeyi kabul ediyoruz”.

Kobane ve Rojava bugün halkların birlikte yaşama umududur. Biz bu umudun gerçekliğini, Telafer’de Işid zulmünden kaçıp Şengal (Sincar)  dağlarına sığınan on binlerce Türkmen’in kurtuluşunda yeniden gördük. Bugün Kobane’de Işid’e karşı direnenler, dağdakilerin tüm umutlarını kestikleri bir anda Ezidilerin, Türkmenlerin ve Arapların imdadına yetişti. Onları susuzluğun, çölün ve Işid’in ortasında bir koridor açarak Rojava’ya güvenli bölgelere taşıdılar.  Bu sırada AKP hükümeti can havliyle sınırımıza dayanan Türkmenleri pasaportları olmadığı gerekçesiyle geri çeviriyordu.

Rojava’da bunlar olurken, Işid ele geçirdiği bölgelerde yayınladığı fetvalarda,  kadınların tek başına pazar yerine gitmelerini yasaklıyor, ailedeki iki kadından birinin Işid canilerinin hizmetine verilmesini şart koyuyor, bırakın gayri Müslimlerin haklarını,  halk İslam’ının kutsal bildiği türbelere dahi bombalar yağdırıyordu.  Işid vahşetini sadece Sünni olmayan Türkmenlere, Kürtlere, Araplara Hıristiyanlara değil kendisi gibi olmayan Sünnilere karşı da kullandı.

Bir yanda kadınları Musul’da köle pazarlarında satan Işid’in temsil ettiği barbarlık, bir yandan demokratik, laik, eşitlikçi, doğaya saygılı bir Kobane. Bizce savaş barbarlık ile insanlığın değerleri arasında gerçekleşiyor Biz bu çatışmada iki tarafa da eşit mesafede değiliz, olmamalıyız.

Bugün Kobane halkı Türkiye’yi kendisiyle beraber bir çatışmanın içerisine çağırmıyor. Onların şu andaki temel istekleri AKP’nin Işid’e olan desteğini kesmesi, Suruç sınırına Kobani halkı için gelebilecek her türlü yardımın geçişine izin verilmesi. Çünkü Işid güçleri, Kobane’nin üç tarafını da çevirmiş durumda ve Türkiye sınırı dışında yardım alabilecekleri bir alan yok.

Unutma Işid dün Irakta doğdu, bugün Suriye’de, şimdi Yemen’e ve başka ülkelere yayılıyor. Türkiye’den de önemli katılımlar olduğunu ve burada da toplumsal bir destek yaratmaya çalıştığını görüyoruz. Ve Kobane’de bir halk hafif silahlarıyla yediden yetmiş yediye, Işid’in tanklarına toplarına karşı kendi topraklarını savunuyor.

Hangisiyle komşu olmak isterdiniz?

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar