kızgın bosnalılar ve değişen balkanlar – amadeu antonio -

‘’Balkanlarda ulus savaşları bitti, zaman bizi sömüren devlete karşı hep beraber mücadele zaman 

(Tuzla’da sayıları küçükte olsa bir takım anarşistin attığı slogan)

Bir ziyaret amacı ile bulunduğum Belgrad’tan, Tuzla’da yaşanan olaylardan haberdar olduktan sonraki ilk gün ilk tren ile bölgeye gittim. Bu yazıda Bosna, Tuzla-Sarayova’da sokakta gördüklerim duyduklarımı biraz da kendi araştırmamı ekleyerek sizlerle paylaşacağım.

Olayların nasıl başladığını anlatmadan önce Bosna’nın politik yapısı ve tarihinden biraz bahsetmekte fayda var.

Olay balkanlar olunca, tabii aklımıza ilk gelen Yugoslavya oluyor. Yugoslavya’nın yıkılışında Bosna’nın konumu, 1992’de Srebrenica katliamı, büyük göçler, işsizlik, savaş sonrası yardıma muhtaç hale gelen ülkenin dış ülkelere bağımlılığı. Balkanları konuşuyorsak bahsedilmesi gereken çok konu var. Ben mümkün olduğu kadar protestolar süresince özellikle bugünün çizgisini belirleyen tarihten bahsedeceğim

savaş ülkeyi, ülke savaşı yarattı

1992-1995 Yılları Bosna halkı için çok derin yıkımların tarihidir. Savaşın sonucunda binler öldü, milyonlar evsiz, yurtsuz kaldı. Savaş sonrasında Dayton Barış Antlaşması ile Bosna 3 etnik bölgeye ayrıldı: Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar. Bu üç bölge de kendi içinde 10 kantona ayrılmıştır. Günümüzde ise Bosna-Hersek iki alt-devletten oluşuyor: Boşnak ve Hırvatların beraber oluşturduğu Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırpların oluşturduğu Sırp Cumhuriyeti.

Bosna, Yugoslavya süresince sanayinin en gelişmiş olduğu yerdi. Yaklaşık 453.000 işçi sanayi sektöründe çalışmaktaydı. Savaş sonrası büyük yıkım ile sanayi ve ülkenin ekonomik belleğini sağlayacak tüm yapılar ortadan kalktı. 1995 Dayton antlaşması ile Bosna-Hersek yavaş ve sancılı bir ekonomik yapılandırma sürecine girdi. Ülke Avrupa Birliği üyesi olma yolunda olan her ülke gibi halk şirketlerini özelleştirerek ve yabancı sermayeye ilgiyi artırarak bürokrasisini kısmaya odaklanmıştır. Bu iki gecede özelleşen şirketlerin emekçileri bu özelleştirmeden hiç de mutlu değil.

Gel gelelim ülkenin politik yapısına. Şaşırmayacağınız üzere, sokağa çıkan protestocuların altını özellikle çizdikleri bir nokta; ülkedeki politikacıların başarısız ve eğitimsiz olmaları.

Bazı siyaset bilimcilere göre Bosna’da oturmuş bir politik düzen vardı. Bugüne kadar sayıları üç- beş bini geçen protesto yaşanmamıştı lakin ülke de politik durum istikrarlı, ekonomi sancılı gelişse de sabit olduğundan bu tip bir protesto beklenmiyordu. Peki ne oldu? Son bir yılda dünyanın her köşesinde içinde gençlerin, emekçilerin bulunduğu çoğu protestonun ortak paydası olan bir nokta var; ‘’Başarısız Muhalefet ve Halkın birikmiş muhalefet isteğinin tatminsizliği’’. Bu birikme insanları sokağa çıkmaya, kitle hareketine dönmeye sebep veriyor. Bosna’da olayların bu denli kitleye geçmesinin önemli bir sebebi buydu.

nasıl başladı ?

Olaylar Bosna’nın çoğunluğunun Müslüman olduğu ve sanayi işçilerinin yoğun bulunduğu Tuzla kentinde başladı.  İşten çıkarılan yaklaşık iki yüz-üç yüz kadar işçiye katılan Tuzlalı insanlar bir anda binlere döndü. Ardından olaylar kısa süre içinde başkent Sarayova,  Hırvatların yaşadığı Zenica, Mostar ve son olarak Sırpların yaşadığı Banja Luka’ya kadar ulaştı.  Asıl çarpıcı olan nokta ise bu protestoların facebook üzerinden insiyatif alan insanların kurduğu facebook grupları ile bu kadar hızlı yağmur sonrası mantarı gibi bir gecede ortaya çıkması.

Tuzla’da ilk grubun ismi ‘’Udar’’ yani İnme harekete geçme anlamında. Aldan Sirovic adında bir Boşnak tarafından kuruldu. Kısa sure içinde ülke de birçok facebook grubu bu şekilde kuruldu ve eylem saatleri oluşturmaya başladı. İşin bu kadar büyümesinde en büyük etken ise ülkede ilk defa bir protestoya Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar ortakça katılıyor, omuz omuza hükümete karşı yürüyorlar. Sokağa çıkan yaş grupları, kimlikler, iş grupları farklı olsa da, tüm protestocuların sokağa çıkmasını etkileyen ortak etmenler var:  Yolsuzluk, adil olmayan gelir dağılımı ve ülkenin Kantonlara ayrılmasının getirdiği sorunlar.

Protestolar süresince şu ana kadar 40 kişi tutuklandı. Tutuklanan protestocular arasında 14-16 yaş aralığında çocuklarda bulunuyor. Bu tutuklanmalara karşı geçen hafta Pazar günü (10 Şubat Günü) Tuzla ve Sarayova’da ‘’Çocuklarımızı serbest bırakın’’ protestoları düzenlendi.

Kitle polis ile karşılaştığı zaman, polise ekipmanlarını bırakıp aralarına katılmalarını haykırdılar ve o gün orada inanılmaz bir görüntüye tanıklık ettim. Yaklaşık 10-12 polis kalkanlarını bırakıp, protestocuların arasına katıldı. Aynı gün 40 protestocu serbest bırakıldı. Serbest bırakılan 14 yaşında bir protestocu 8 polis tarafından dövüldüğünü iddia etti.

Protestolara katılan insanların çoğunun nedeni farklı belki ama ben sokak ortasında konuşmaya başardığım orta yaşlı Mubera Campara isimli bir kadının şu sözlerini paylaşmak istiyorum.

‘’Ben bir emekli olarak çok az bir rakam ile hayatımı geçindirmeye çalışıyorum, ancak ülkenin bir tarafında az sayıda bir takım insan her şeye sahip. Benim sokağa çıkma sebebim politik değil, benim sokağa çıkma sebebim karnımın, ve etrafımdaki insanların aç olması’’

‘Udar’’ insiyatifi kısa süre içinde ortak bir manifesto yayımladı. Bu manifestoya katılmayan birçok insan var ancak 37 maddelik bu manifestodan birkaç maddenin paylaşılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

Haksızlığa karşı özgürlük manifestosu:

  • Yolsuzluğa adı bulaşan tüm siyasilerin, bakanlıkların istifalarını vermesi
  • Din ve etnik değerler üzerinden siyasetin engellenmesi (Ülkenin anayasasına göre Din ve Etnik değerler üzerinden siyaseti engellemek üzere yaptırımlar var, ancak tüm siyasi partiler bu değerleri sömürerek mücadele veriyor, protestocular bu değerlerin seçim propagandası olarak kullanılmasının engellenmesini istiyor)
  • Kanton ile özerk devletçiklere bölünen ülkedeki bu sınırların kalkması. (Bu sınırlar fahri olsa da, sınırlar arasındaki bölgelerde büyük farklılıklar, eşitsizlikler ortaya çıkıyor)
  • Yeni bir kimlik mücadelesi, din ve etnik değerlerin sömürüsüne karşı bir kimlik mücadelesi yurttaşların eşitliği ile tüm Bosna yurttaşlarının refahı artacaktır.
  • Ülkede işsizlik oranı %10’un altına düşene kadar politikacıların minimum maaşı kazanması.
  • Tüm Bosna yurttaşlarına ücretsiz sağlık hizmeti sağlanması.
  • İsmi rüşvet ve kara paraya bulaşmış tüm isimlerin açıklanması ve hukuki sürecin bu insanlar için başlatılması.
  • İşçiler ve Emekçiler için daha adil ödenek ve çalışma saatleri.
  • Askeri maaşın en kısa zamanda yükseltilmesi.

 

ba vanjskih sila ba (‘he yav he! dış mihraklar’)
Peki ya protestoculara karşı olanlar?

Hemen her zaman alışa geldiğimiz, ‘’Dış Mihrak, Darbeciler,’’ suçlamaları yine sağ kesimden geliyor. Bosna’da sağcı gruplar bu protestoların Sırplar tarafından düzenlendiğini, öteki tarafta Sırp sağcılar ise bu protestoların amacının Sırplara karşı bir devrim olduğunu iddia ediyor. Ancak bu ithafları pek bir adres bulmuyor. Nedeni çok basit, protestolar Müslüman yoğunluğu bulunduğu bir kentten Hıristiyanların yoğun olduğu başka bir kente oradan Sırplara kendiliğinden ulaştı. Ardından Boşnak, Sırp ve Hırvatlar omuz omuza sokakta slogan atmaya başladı. Yani o balkanlarda alışageldiğimiz o din, etnik ayrımı yapmak için biraz geç kaldı sermaye sahipleri. Kitleler omuz omuza durmaya başladı bile.

Sarayova’dan kısa bir süre sonra Belgrad’a, oradan da Priştine’ye geçtim. Belgrad’da iki protestoya tanıklık ettim. Biri protestoya destek olan, ancak protestoda aynı zamanda NATO karşıtı bir duruş olması gerektiğini dile getiren yaklaşık 300-400 kişilik bir grup. (Naco Nato yani Natoya hayır! sloganı Sırbistan’daki neredeyse her eylemde dile gelmekte, nedeni NATO’nun Bosna, Kosova’da olan Sırpların saldırılarına misilleme olarak gerçekleştirdiği Novi Sad ve Belgrad’ın bombalanması). Bu gruba karşı olarak yine aynı sayılarda, ellerinde kocaman Sırbistan bayrağı olan, askeri pantolonlarını giymiş insanların olduğu bir kalabalık. İddia etikleri bu eylemlerin NATO, BM tarafından Sırplara karşı düzenlendiği ve olaylara katılan Sırpların kandırıldığı..  Daha önce Balkanlarda ‘’dış mihraklar’’ bu tip karışıklık propagandası yapmış olabilir. Ancak neden dış mihraklar her gün özelleşen, büyük şirketlerin daha çok emekçiyi ezdiği, büyüklerin kazandığı küçüklerin kaybettiği bu düzene karşı böyle bir eylem organize etsin? Yoksa bu dış mihraklar anti-kapitalist mi? Emekten, karnı aç halktan yana mı? Bosnalı protestocuların dediği gibi: Ba vanjskih sila Ba, yani “He yav he! dış mihraklar’’

 

(Belgrad’ta ‘’ “Podrška narodu Tuzle iz Srbije” pankartlı bir protesto grubu;’’Sırbistandan Tuzla’daki insanlara destek grubu’’)

 

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar