“İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula” Forumu’nun Anlattıkları – Alev Tosun, Cansu Alara Aysu -

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi Türkiye tarafından 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalandı ve 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girdi. İsminin İstanbul Sözleşmesi olması Türkiye’nin, bir süre uluslararası arenada çokça övündüğü, ilk imzacı olmasından kaynaklanıyor. İmzacı diğer ülkelerin Türkiye’den farklı olarak sözleşmeyi yürürlüğe koymakta gecikmesinin nedeni iç hukukunu buna uygun hale getirerek gerekli mekanizmaları oluşturmasıydı. Ancak hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nin alelacele yürürlüğe koymuş olması değerini azaltmıyor. Dünya ve Türkiyeli kadınların eşitlik mücadelesinin önemli kazanımlarından olan İstanbul Sözleşmesi, şiddetin önlenmesi, şiddete maruz kalan kadınların destek alabileceği mekanizmaların oluşturulması ve şiddetin failinin cezalandırılması noktasında taraf devletlere önemli sorumluluklar tanımlıyor.

Hükümet uzun süredir açıkça feministlere karşı düşmanca bir yaklaşım sergilemekte, kadın erkek eşitliğini gayrimeşru zemine çekmeye çalışmakta, kadın cinayetlerini münferit olarak tanımlamak istemektedir. İstanbul Sözleşmesi’nin getirilerinden GREVIO[1] ise sadece GONGO’ları değil, kadına yönelik şiddet alanında uzun yıllardır mücadele veren kadın örgütlerinin hükümet politikalarına ve uygulamalarına dair eleştirilerine kulak vermiş, hükümet ve politika yapıcıların kadına yönelik şiddet alanındaki eylemsizliklerini ve kullandıkları ayrımcı dili eleştirmiştir.[2] Kendisine yapılan hiçbir eleştiriyi kabul etmeyen hükümet şimdi de İstanbul Sözleşmesine saldırıyor.

Ancak kadınlar büyük mücadeleler sonucu elde ettiği kazanımlarından vazgeçmeme konusunda kararlı. 26 Temmuz günü İstanbul’daki kadın örgütlerinden, platformlardan, üniversiteler ve liselerden birçok kadın ve bağımsız feminist Abbasağa Parkı’nda buluşarak İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için yapabileceklerimizi konuşmak üzere bir forumda bir araya gelmek istedik. Fakat buluşma saatinden önce parkın bütün kapılarının polisler tarafından kapatıldığını gördük. Hiçbir şekilde hukuki bir zemini olmayan, kurşun kalemle tarih atılmış bir dokümanla parkta forum yapmamızın engellendiğini öğrendik. Üstelik parkın kapılarını tutan polis memurları bizim için uygun gördükleri yer olan Barbaros Meydanı’nı işaret ediyordu. Biz kadınlar oturup konuşabileceğimiz yeri seçme hakkından mahrum bırakıldık. Onun yerine bize güneşin altında bir lokasyon atanıyordu. Durumu açıklayan polis memurunun ifadesinde de kullandığı gibi “kadınlarımız” için uygun mekân seçilmişti. Forum katılımcısı kadınların buna sessiz sedasız riayet etmesi bekleniyordu. Ancak iyelik eklerini kabul etmediğimiz gibi bunu da kabul etmedik. Böylece forumda da dile getirildiği gibi İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak için başlayacağımız kampanya bir yürüyüşle açılmış oldu.  

Kazanımlarına sahip çıkmak isteyen birçok kesimden kadın büyük bir coşkuyla bir araya geldi. İşçi kadınlar, işsiz kadınlar, ev emekçisi kadınlar, liseliler, üniversiteliler, bütün kadınların ortak bir talebi vardı: Mücadeleyle kazandığımız İstanbul Sözleşmesinin eksiksiz uygulanması. Farklı yerellerden gelen kadınların kendi deneyimlerini paylaşması yol haritamızı belirledi. Söz alan kadınlar, 5 Ağustos’ta toplanacak olan AKP MYK’sının, yani bir grup erkeğin, ülkenin yarısını oluşturan kadınlar hakkında karar veremeyeceği, ana akım medyasıyla ve Aktrolleriyle sözleşme hakkında kara propaganda yapmaya çalıştıkları ancak AKP içindeki kadınların bile bu durumdan rahatsız olduğu, bu sebeple topyekûn bir mücadele ile sözleşmenin savunulacağı üzerinde durdu. Tepedeki güneşe, yerdeki betona, etrafımızdaki araç trafiğine rağmen kadınlar büyük bir kararlılıkla son sözünü söyledi: Haklarımız için İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyeceğiz.

Forumun sonrasında ise kadınlar dağılmış kafelere, barlara oturmaya geçmişken ellerinde isim listesi olan polisler tarafından takip edildiler. Kadın katillerini aramak için çaba sarf etmeyenler, etkinlik sonrası kadınları oturdukları mekânlarda bularak gözaltına aldılar. Ancak tekrar söylüyoruz: İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz. Bütün zorluklara rağmen bir arada olmaya devam eden kadınları yıldırmaya çalıştığınız için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz. Günün her saati sokaklarda güvenle var olabilmek için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz. Haklarımız için, var olabilmek için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz. Bir kişi daha eksilmemek için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz. Türkçe konuşamadığı için gördüğü şiddeti anlatamayan Kürt kadınlar, Laz kadınlar, göçmen kadınlar öldürülmesin diye İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyeceğiz.


[1] Group of Experts on Action against Violence against Women and Domestic Violence (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu) taraf devletleri İstanbul Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirip getirmediğini denetlemektedir. Bu kurum taraf devletlerle ilgili rapor hazırlamaktadır.

[2] GREVIO’nun Ekim 2018’de Türkiye’ye ilişkin yayınlan raporunun İngilizce ve Türkçe haline erişmek için: https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/tr/news/none-grevio_turkiye_raporunu_acikladi/

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında