hindistan’da sosyal hak mücadeleleri: haziran 2014 isyanı – ateş uslu -

 

Hindistan’da 2 Nisan-12 Mayıs 2014 arasında gerçekleşen seçimlerin sonucunda radikal sağ-milliyetçi Hint Halk Partisi (Bharatiya Janata Party, BJP) oyların %31’ini alarak birinci parti oldu; BJP’nin oluşturduğu koalisyon ise toplamda %39 oy elde etti. Bu kısa yazıda, BJP hükümetinin ilk ayında demiryolu zammına karşı düzenlenen kitlesel gösteriler incelenecek. Hindistan örneği, gerek milliyetçi-popülist hegemonyanın sosyal hak ihlalleri yoluyla ulaşabileceği sınırları, gerekse neoliberal hegemonik söylemi yeniden üreten muhalefet partilerinin sosyal hak mücadelelerini sahiplenme potansiyelini gösteriyor. Bu açıdan, 2014 seçimlerinin ertesinde Hindistan, 21. yüzyıl popülizmlerinin anlaşılması için önemli bir örnek teşkil ediyor.

İsyanın Toplumsal ve Siyasal Arka Planı

BJP lideri Narendra Modi’nin kurduğu hükümetin önceki dönemden devraldığı tartışmalı konuların başında, demiryolu ulaşım fiyatlarına yapılması planlanan zam paketi bulunuyordu. Demiryolları idaresi seçimlerden hemen sonra, yeni hükümetin kurulmasından birkaç gün önce, tren bileti fiyatlarında ortalama %14 artış yapılmasını öngören bir düzenleme yapıldığını duyurmuş, ancak düzenlemeyi yeni hükümetin kararına bırakmıştı. Narendra Modi, 26 Mayıs 2014 tarihinde başbakanlık görevini devralmasından üç hafta kadar sonra, Haziran ayı ortasında zam kararını onayladı. Ülkede demiryolları kullanımının yaygınlığı, özellikle de demiryolunun işçilerin ikamet ettikleri bölgelerle ticaret ve sanayi alanları arasındaki bağlantıyı sağlayan başlıca ulaşım aracı olması, zam konusunu gerek emek hareketinin, gerekse muhalif partilerin gündemindeki başlıca sorun haline getirdi. Zam karşıtı protesto haberleri 21 Haziran tarihinden itibaren yoğunluk kazandı; polisin tazyikli su ve benzeri yöntemlerle müdahale ettiği gösteriler Hindistan’ın pek çok bölgesine yayıldı. Gösteri yürüyüşlerinin yanında biletsiz seyahat etme gibi çeşitli mücadele yöntemleri kullanıldı.

Bu süreçte dikkati çeken bir nokta, 2014 seçimlerini kaybederek ana muhalefet partisi konumuna gelen Hint Ulusal Kongresi’nin yerel bileşenlerinin gösterilerde oynadığı aktif roldür. Diğer yerel muhalefet partileri de benzer bir şekilde zam karşıtı gösterilerde etkindi. Bu durumun tarihsel arka plana ve güncel siyasal konjonktüre bağlı çeşitli nedenleri vardır. Kongre, 1980’lerde itibaren benimsediği neoliberal hatta rağmen, Indira Gandhi döneminde (1960’larda) uygulanan halkçı-kalkınmacı politikaların mirasçısı olarak görülebilmektedir; bunun yanında, Hindistan’da bağımsızlık sonrası siyasal hayatın iki partili bir sistem olarak örgütlenmesi ve partiler arası ittifak geleneğinin bulunması, Kongre’nin BJP’ye karşı muhalefetin esas taşıyıcısı olduğu yönündeki düşünceyi sağlamlaştırmaktadır. Gerçekte Hint Ulusal Kongresi’nin ve yerel düzlemdeki müttefikleri ve bileşenlerinin zam karşıtı mücadeleye destek vermesi ironiktir, keza zam paketi yukarıda da belirtildiği gibi Modi’nin hükümeti kurmasından ve başbakanlığa gelmesinden önce, Kongre hükümetinin son günlerinde açıklanmıştı. Bu durum, Kongre’nin ve BJP’nin sermayedarların çıkarına uygun düzenlemeler yapmak ve bunu yaparken çeşitli yöntemlerle işçi sınıfının desteğini almaya çabalayarak benzer bir siyasal ve iktisadi politika izlediklerini göstermektedir (Das, 2014); başka bir deyişle, popülist yöntemlerle hegemonya sağlayarak kapitalizmi savunmak açısından iktidar ve muhalefet partileri arasında önemli bir fark bulunmamaktadır. Zam karşıtı hareketlerin Kongre ve müttefikleri tarafından manipüle edilmesi, Hindistan’daki sosyal haklar hareketinin muhalefetin popülist manipülasyonu tarafından “çalınması” anlamına geliyor.

Kentsel Sosyal Hak Mücadeleleri Ekseninde Haziran 2014 İsyanı

Zam karşıtı protestolar, zam paketinin açıklandığı ve büyük çapta gösterilen başladığı 20 Haziran’ı takip üç günün sonunda hükümetin kısmen geri adım atmasıyla sonuçlandı: Demiryolları idaresi, 80 kilometreye kadar olan mesafelerde ikinci sınıf vagonların bilet fiyatlarının zam uygulaması dışında tutulacağını açıkladı (The Indian Express, 24/06/2014). Bu durum, kent yoksullarının Hindistan’da popülist hegemonyanın ortaya kalkması için sahip olduğu potansiyel rolün önemini göstermektedir.

Haziran 2014 protestoları, Hindistan’da toplumsal mücadelelerin yeni bir dönemece girdiğinin göstergesi olarak yorumlanabilir. Kimi yayın organlarında 2014 gösterilerini 1953 Kalküta gösterileriyle kıyaslayan değinilerin yayınlanmaya başlaması, hareketin toplumsal ve siyasal boyutlarının tarihsel bir düzlemde incelenmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Hindistan’ın bağımsızlığını elde etmesinden altı yıl kadar sonra, 1953 yılında ülkenin en büyük şehirlerinden Kalküta’da (günümüzde Kolkata) tramvay bilet fiyatlarındaki artışa karşı büyük bir gösteri dalgası başlamıştı; bu gösteri dalgası ülkenin bağımsızlığını elde etmesinde en önemli rolü oynayan parti olan Hint Ulusal Kongresi’nin toplumsal meşruiyetini yitirme sürecini başlatan önemli uğraklardan biri olarak kabul edilir (Roy, 1990). Dolayısıyla Haziran 2014 gösterileri Hindistan’da kentsel sosyal hak mücadeleleri tarihinde bir uğrak olarak ele alınabilir ve bu mücadelelerin milliyetçi-popülist hegemonyayı sarsma potansiyelini taşıdığı söylenebilir. Buna karşılık, Hint Ulusal Kongresi bileşenlerinin gerek tarihsel nedenlerle, gerekse siyasal sisteme ve güncel siyasal konjonktüre bağlı nedenlerle sahip olduğu toplumsal meşruiyet bağlarını sağlamlaştırarak toplumsal muhalefeti manipüle etmesi, Hindistan’da emek hareketinin sadece iktidardaki sağ partinin politikalarına değil, muhalefetteki Kongre’nin popülist hegemonik söylemine de maruz kalacağını göstermektedir.

Sonuç

Hindistan örneği genel çerçevede değerlendiğinde, popülist hegemonyanın kurulmasında muhalefetin oynadığı rol dikkat çekmektedir. Macaristan, Hindistan ve Sri Lanka örnekleri karşılaştırmalı olarak incelendiğinde iktidar ve muhalefet partilerinin ideolojik söylem ve/veya ekonomi politikaları açısından benzer konumlanışlarda yer aldığı gözlemlenebilir; bu durum alternatifsizlik fikrini toplumda yaygınlaştırarak popülist-otoriter iktidarın konumunu güçlendirmektedir. Sistemde bütünsel bir kırılma gerçekleşmesi için, var olan siyasal kutuplaşmalara hapsolmak yerine doğrudan sosyal haklar temelinde mücadele eden emek eksenli hareketlerin oluşması gerekmektedir.

Kaynakça

Das, Raju J. (2014) “The Hindu Right’s Model of Development: A Marxist Critique”, The Bullet: Socialist Project: E-Bulletin, 974, 28/04/2014.

Roy, Siddhartha Guha (1990) “Fare Hike and Urban Protest: Calcutta Crowd in 1953”, Economic & Political Weekly, 29/12/1990, 2863-2867.

The Indian Express, 24/06/2014.

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar