hindistan’da modi hükümetinin ilk ayları: neoliberalleşme ve safranizasyon – ateş uslu -

 

Hindistan’da radikal Hindu milliyetçisi Bharatiya Janata Party’nin (BJP, Hint Halk Partisi) Mayıs 2014 seçimleri sonucunda birinci parti olması çeşitli tartışmalara yol açmıştı. Bir yandan partinin Hindu üstünlüğüne dayalı dinsel-milliyetçi motifleri yaygınlıkla kullanması ve 1980’lerden beri Hindistan’ın çeşitli bölgelerinde ölümlerle sonuçlanan çatışmaların yaşanmasına neden olan Hindu-Müslüman gerginliğini yeniden tırmandırma potansiyeli taşıması, diğer yandan da Narendra Modi liderliğindeki BJP hükümetinin Hindistan’ı neoliberalleştirme yönünde kararlı adımlar atması, tartışmalar sırasında en çok öne çıkan iki başlık. Hindu dinsel milliyetçiliğinin yükselişi siyaset bilimi literatürüne yeni bir terim kazandırılmasına da zemin hazırladı: Hindu münzevilerin giydiği safran rengi kıyafetlerdem ilham alınarak türetilmiş bir terim olan “Safranizasyon” (Safranlaşma), Hindistan’da siyasette ve gündelik hayatta Hinduizmin etkin hale gelme sürecini adlandırmak için kullanılıyor.

Bu yazıda neoliberalleşme ve “Safranizasyon” süreçleri kısaca ele alınarak 2015’in ilk aylarında Hindistan’da otoriter popülizmin ve neoliberalizmin gelişiminin ana uğrakları incelenecek.

I. Planlı Ekonomiden Neoliberalizme

Hindistan’da 1930’ların sonunda bağımsızlık hareketinin başlıca partisi olan Hint Ulusal Kongresi’nin en önemli siyasetçilerinden olan Jawaharlal Nehru ve çalışma arkadaşları, Sovyet planlama pratiklerinden etkilenen bir iktisadi düşünce geliştirmişlerdi. Kongre bünyesinde 1938 yılında kurulan Ulusal Planlama Komitesi’nin (National Planning Committee, NPC) amacı, ulusal çıkarlara uygun olarak uzmanlar yoluyla planlama çalışmalarının yapılması ve Hindistan’da sanayileşme yoluyla kalkınma yönünde adımlar atılmasıydı (Corbridge & Harriss, 2000: 56). Komite sadece on sekiz ay boyunca faaliyet gösterebildi ve II. Dünya Savaşı’nın başlamasından itibaren faaliyetlerine son verdi, ancak Kongre liderlerinin önemli bir kısmı merkezi planlamayı Hindistan’ın kalkınması için başlıca yöntem olarak değerlendirmeye devam etti.

Hindistan’ın bağımsızlığını kazandığı 1947 yılını izleyen otuz yılı aşkın süre boyunca Nehru ve arkadaşlarının fikirleri uygulamaya kondu ve planlama yoluyla kalkınmanın hedeflendiği bir ekonomi politikası izlendi. Böylece Mohandas K. (“Mahatma”) Gandhi’nin küçük üretimi esas alan iktisadi düşüncesi terk edildi ve kamu sektörünün ağırlıkta olduğu bir karma ekonomi sistemi kuruldu. Nehru’nun düşüncesine göre Sovyet tipi planlı ekonomi ve kapitalist ekonomilere alternatif bir “üçüncü yol”u izlemesi gereken Hindistan ekonomisi, gerçekte kapitalist üretim tarzının devlet müdahaleleriyle yeniden üretilmesine dayanıyordu; burjuvazi ve toprak sahipleri gerek merkezi hükümetle, gerekse eyalet hükümetleriyle yakın temas içindeydi ve planlı ekonomi bürokrasi ile sermayedar sınıfların uyumlu ilişkisi içinde hayata geçiriliyordu (Milbert, 2006: 115-117). Bununla birlikte, 1960’ların ortasına gelindiğinde söz konusu uyum bozulmaya başladı; hükümet, merkezi planlama çabalarında gerekli olan vergi ve kaynakları toplamak için burjuvaziyi ve toprak sahiplerini ikna etmekte başarısız oluyordu. Bu kriz, Nehru döneminde kurulan konsensüse dayalı dominant parti sisteminin son bulmasına neden olmuştur; yine 1960’lardan itibaren Hint Ulusal Kongresi’ne karşı gelişen radikal sağ milliyetçi muhalefet akımlarının üst kastlardan destek bulmasının nedenlerinden biri olmuştur (Corbridge & Harriss, 2000: 66). 1960’ların sonundan itibaren çeşitli dönemlerde başbakanlık yapan İndira Gandhi, babası Nehru’nun izlediği üst kastlarla uyum politikasını terk ederek popülist yöntemleri kullanarak hegemonya kurma çabasına girmiş, bir yandan alt kast ve sınıfların desteğini elde etmiş, diğer yandan devletin patronaj içinde olduğu mülk sahibi kast ve sınıfların da desteğiyle karma ekonomi uygulamalarını sürdürmüştür.

Planlı ekonominin tasfiyesi ve neoliberalizme geçiş yönünde ilk adımlar 1970’li yılların sonunda, Kongre karşıtı Janata Party hükümeti döneminde atılmış, Kongre’nin yeniden iktidara geldiği 1980’li yıllarda ise hız kazanarak devam etmiştir. Hindistan’da 1980’li ve 1990’lı yıllar, serbest piyasa ekonomisine geçiş yönünde pek çok önlemin alındığı bir dönemdir. Buna karşılık, Nehru döneminde kurulan bazı kurumlar, örneğin Planlama Komisyonu, neoliberalizme geçiş yapılan bu dönemde de varlığını korumuştur. Örneğin Narendra Modi, 2001’de Gücerat Eyalet Başkanlığı görevine seçildikten sonra eyalet içinde özelleştirme başta olmak üzere pek çok alanda neoliberal bir strateji geliştirme yönünde çabalar göstermiş, bu çabaların bir kısmı Planlama Komisyonu tarafından engellenmiştir.

Modi, “Sovyet tipi bir bürokrasi”nin kalıntısı olduğunu söylediği bu kurumun faaliyetlerini durdurma yönünde atmak istediği ynünde sinyalleri 2014 seçimleri öncesinde vermişti. Başbakanlık görevine başladığı 2014 yılında Planlama Komisyonu’na yönelttiği eleştirileri artırdı ve Hindistan’ın bağımsızlığının yıldönümü kutlamaları sırasında 15 Ağustos 2014’te yaptığı bir konuşmada Planlama Komisyonu’nun yerine federal yapıya daha çok önem veren ve küresel gelişmeleri daha çok dikkate alan bir kurumun gerekli olduğunu açıkladı (The Hindu Business Line, 15/08/2014). 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle ise Planlama Komisyonu lağvedildi ve yerine Hindistan’ın Dönüşümü İçin Ulusal Kurum (National Institution for Transforming India) adını taşıyan, bir düşünce kuruluşu gibi işlev görmesi hedeflenen bir kurum oluşturuldu; başbakanlığa bağlı olan kurumda ekonomi uzmanların yanında federe birimlerin temsilcilerinin yer alması öngörülüyor (Reuters, 01/01/2015). Bununla birlikte, Modi’nin neoliberalleşme planını uygulamaya koyması için başka engeller de var; bunların en önemlisi, Eyaletler Meclisi. Hindistan’ın iki meclisli parlamentosunun üst meclisi olan Eyaletler Meclisi, senato benzeri bir yapı ve meclis üyelerinin ücte birlik kısmı iki yılda bir yenileniyor. BJP, Eyaletler Meclisi’nde halen çoğunluğa sahip değil.

II. Gündelik Hayatta Safranizasyon: Milliyetçi Sembollerden “En Az Dört Çocuk” İlkesine

Hindu milliyetçiliğinin yaygınlaşması yönünde BJP hükümetinin attığı çeşitli adımlar var. Bunlardan en önemlisi, tarih ders kitaplarının yeniden yazılması. Bu konudaki tartışmalar, BJP’nin iktidarda olduğu 2002 yılında hükümetin tarih ders kitaplarının Hindu kültür normlarına uygun olarak yeniden yazılması gerektiği yönündeki açıklamalarıyla ortaya çıkmıştı; parti temsilcileri ders kitaplarının Kongre’nin ve komünist tarihçilerin etkisinden kurtarrılıp Hindistan’ın gerçek mirasını yansıtacak şekilde yeniden yazılması gerektiğini belirtiyorlardı. BJP’nin 2004’te muhalefet partisi konumuna geçmesinden sonra ders kitaplarında “safranizasyon” gündemden düşmüştü, ancak Gücerat gibi BJP hükümetleriyle yönetilen eyaletlerde Hindu kültürü ve dini dikkate alınarak yeniden yazılan tarih kitapları dolaşıma sokulmuştu. Yeniden BJP hükümetinin kurulduğu 2014 yılında ise bu tartışmalar yeniden yaygınlaştı. Marksist tarihçi Irfan Habib, bu girişimin “tarihin safranlaşması”nın da ötesinde, “tarihin kurgu haline gelmesi” anlamına gelecek sonuçlar doğurduğunu belirtiyor (The Indian Express, 15/11/2014). Ders kitaplarının Hindu milliyetçi söylemine uygun hale getirilmesi, Hindistan Müslümanları tarafından da yoğun bir şekilde eleştiriliyor.

BJP hükümeti, döneminde sokak ve meydan isimlerinin değiştirilmesi konusundaki tartışmalar “safranizasyon”un boyutlarından birini oluşturuyor. Yeni Delhi’de bulunan Evrengzib Yolu’nun isminin değiştirilmesi girişimi için yapılan tartışmalara bu noktada örnek olarak değinilebilir. XVII. yüzyılın ikinci yarısında Türk-Moğol İmparatorluğu sultanı olarak hüküm süren Müslüman hükümdar Evrengzib, Hindu ve Sikh inancına mensup topluluklara baskı uygulamasıyla hatırlanıyor. Delhi Sikh’lerinin özyönetim organlarından Delhi Sikh Gurdwara Yönetim Komitesi, Evrengzib Yolu’nun adının değişmesi için Kasım 2014’te bir kampanya başlattı. Komite yönetiminde radikal sağ Sikh partilerinden biri (Shiromani Akali Dal) etkin durumda ve sözkonusu parti BJP ile ittifak içinde. Komite, Delhi’nin en önemli caddelerinden birinden Evrengzib’in isminin silinerek caddeye 1670’lerde Evrengzib’e karşı Sikh ve Hinduları koruyan Sikh lider Guru Tegh Bahadur’un isminin verilmesini teklif ediyor (The Times of India, 27/11/2014). Bu kampanya, “Safranizasyon”un her zaman Hindu kültürel-dinsel milliyetçiliği ile sınırlı kalmadığının göstergesi; pek çok Hindu milliyetçisi Hinduizmle birlikte Sikhizm, Caynacılık (Jainizm) ve Budizm’i de Hindistan’ın yerel inançları arasında değerlendiriyor ve ortak “Öteki”ye, Müslümanlara karşı ittifak çağrısında bulunuyor. Hint silahlı kuvvetleri ile milliyetçi Sikh gerillalar arasında yaşanan çatışmaların yaşandığı 1980’li yıllarda İndira Gandhi başkanlığındaki Hint Ulusal Kongresi’nin hükümette olması Sikh’lerin önemli bir kısmını Kongre’den uzaklaştıran ve BJP gibi Kongre karşıtı partilere yaklaştıran nedenlerden biri.

Safranlaşma yönündeki bir diğer gösterge, Hindistan’ın en kalabalık eyaleti Uttar Pradesh milletvekillerinden Sakshi Maharaj’ın yaptığı açıklamalar. BJP millevekili Maharaj, Aralık 2014’te yaptığı bir açıklamada, Gandhi’yi öldüren radikal Hindu milliyetçisi Nathuram Maharaj’ı överek onun bir yurtsever olduğunu belirtmişti. Açıklama karşısında mecliste muhalefetin son derece şiddetli eleştiriler dile getirmesi sonucunda BJP hükümeti Godse’yi eleştirmiş, Maharaj da “yurtsever” kelimesini geri almış ancak Godse’nin bir hain olmadığını düşündüğünü de sözlerine eklemişti. Maharaj, inek öldürenlerin ölümle cezalandırılması gerektiğini savunuyor, 1991’de BJP’nin faaliyetleri sonucu yıkılan Ayodhya Babür Mescidi’nin yerine bir Hindu tapınağının inşa edilmesinin gerekli olduğunu açıkça söyleyerek Hindularla Müslümanlar arasında büyük bir gerilime yol açan bu olayın canlı kalmasına neden oluyor. Maharaj, 2015’in Ocak ayında yaptığı bir açıklamada Hindu kadınların Hindu dinini korumak için en az dört çocuk yapması gerektiğini belirtti. Maharaj’ın açıklamaları Hindu milliyetçiliğinin Müslüman stereotipinin üzerine kurulu. Maharaj’ın, “dört kadınla kırk çocuk yapanları” eleştirerek Müslümanların çok eşli ve çok çocuk yapan bir topluluk olduğunu ima etmesi de bu durumun bir göstergesi.

Maharaj’ın açıklaması, ister istemez R. T. Erdoğan’ın 2008 yılında yaptığı “en az üç çocuk” açıklamasını anımsatıyor. Erdoğan, Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: “Biz genç nüfusumuzu aynen korumalıyız. Bir ekonomide aslolan insandır. Bunlar ne yapmak istiyor? Bunlar Türk milletinin kökünü kazımak istiyorlar, yaptıkları şey bu. Eğer nüfusunuzun azalmasını istemiyorsanız, bir ailenin üç tane çocuğu olmalı.” Erdoğan, 2014’te benzer beklentilerini tekrarlarken genç nüfusun “millet”in güçlülüğünün teminatı olarak görüyor. Temelde ekonomik bir rasyonalite sorunsalı üzerinden bir argüman geliştirir gibi görünse de ekonomik kaygılar ile milliyetçi söylemi ve doğurgan kadın rolünün yüceltilmesine dayalı cinsiyetçi ideolojik söylemin unsurlarını sentezliyor. Maharaj’ın açıklamalarında dinsel-milliyetçi ve cinsiyetçi unsurlar ön planda ve ekonomik rasyonaliteye herhangi bir vurgu yapılmıyor, ancak BJP’nin genel yönelimi zaten neoliberal büyüme perspektifiyle dinsel-milliyetçi söylemi harmanlamayı sağlıyor.

Sonuç

Bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Hindistan’da burjuvazi, toprak sahipleri ve devlet arasındaki ittifakın kırıldığı 1960’lı yılların ortasından itibaren gerek planlamacı-kalkınmacı devlet modeline uygun politikalar geliştiren partilerin, gerekse neoliberalleşme yönünde politika geliştiren partilerin popülist yöntemleri mobilize ederek politikalarına zemin hazırladığı gözlemlenebilir. “Safranizasyon” bir yandan neoliberalleşme döneminde çeşitli sınıf ve kastların rızasını teminat altına almayı sağlama işlevi görmekte, diğer yandan da Hindistan’ın özgül toplumsal dinamiklerine bağlı olarak özerk bir gelişme göstermektedir.

Kaynaklar

Corbridge, Stuart & John Harriss (2000) Reinventing India: Liberalization, Hindu Nationalism and Popular Democracy, Cambridge: Polity.

Milbert, Isabelle (2006) “La Construction de l’économie”, Jaffrelot, Christophe (ed.) L’Inde contemporaine de 1950 à nos jours, Paris: Fayard/CERI, 109-131.

Reuters, 01/01/2015, http://in.reuters.com/article/2015/01/01/india-planningcommission-modi-idINKBN0KA1NA20150101

The Hindu, 07/01/2015, http://www.thehindu.com/news/national/sakshi-stokes-another-controversy-asks-hindus-to-have-4-kids/article6763837.ece

The Hindu Business Line, 15/08/2014, http://www.thehindubusinessline.com/economy/plan-panel-to-be-replaced/article6320873.ece

The Indian Express, 15/11/2014, http://indianexpress.com/article/cities/lucknow/irfan-habib-rewriting-history-not-saffronisation-but-fictionalisation/

The Times of India, 27/11/2014, http://timesofindia.indiatimes.com/city/chandigarh/Delhi-Sikh-Gurdwara-Management-Committees-demand-to-rename-Aurangzeb-Road-stirs-controversy/articleshow/45290937.cms

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında