hindistan’da 2014 seçimleri- ateş uslu -

 

Sadece Türkiye’de değil, dünyanın başka ülkelerinde de 2014 yılının bahar ayları seçimler ve bunlara bağlı siyasal krizlerle başladı. Fransa yerel seçimleri ve Macaristan genel seçimleri bu çerçevede ilk akla gelenler: Her iki seçimde de sağ partilerin yükselişe geçtiği, radikal milliyetçi partilerin de yüksek düzeyde oy oranlarına ulaştığı görülüyor. Bu süreçte en dikkat çekici ülkelerden biri ise Hindistan. Seçmen sayısının 814,50 milyon olduğu ülkede seçimler 7 Nisan-12 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Tarih aralığının genişliği, her eyaletin kendi seçim tarihinin olmasından kaynaklanıyor. Seçim sürecinde en çok tartışılan konulardan biri ise, 2004 yılından beri hükümeti elinde bulunduran Hint Ulusal Kongresi’nin karşısında muhalefet partisi Ulusal Demokratik İttifak’ın güçlenmesi. Tartışmaları iki düzlemde ele almak mümkün: Kongre’nin meşruiyet kaybı ve Hint milliyetçiliği ile popülizmi birleştiren Ulusal Demokratik İttifak’ın başlıca bileşeni Hint Halk Partisi’nin (Bharatiya Janata Party, BJP) lideri Narendra Modi hakkında yapılan tartışmalar. Bu yazıda, sözkonusu iki düzlemin Hint milliyetçiliğinin gelişim çizgisiyle olan bağlantıları üzerinden tartışılması hedefleniyor.

Bağımsızlık Hareketinden Neoliberal Dönüşüme Hint Ulusal Kongresi

Hint Ulusal Kongresi, Hindistan’ın “Britanya İmparatorluğunun en önemli mücevheri” olduğu dönemde, 1885 yılında kuruldu. Mohandas (Mahatma) Gandhi ve Jawaharlal Nehru başta olmak üzere Hindistan bağımsızlık liderlerinin partisi olma özelliğini taşıyor. Ülkenin 1947 yılında bağımsızlığını elde etmesinden sonra ülke politikasında yön veren başlıca parti konumunda. Partide Nehru-Gandhi ailesinin önemli bir ağırlığı var. Bağımsızlığı takip eden yıllarda Nehru, daha sonra ise Nehru’nun kızı Indira Gandhi gerek parti başkanı olarak, gerekse başbakan sıfatıyla Hindistan politikasına yön verdiler; Indira Gandhi’nin oğlu Rajiv Gandhi ise 1980’lerin ikinci yarısında bayrağı devraldı. Ülke 2014 seçimlerine girerken de “Nehru-Gandhi hanedanı” ağırlığını koruyor; Kongre başkanlığı 1998’den beri Rajiv Gandhi’nin eşi Sonia Gandhi’nin elinde, başbakanlığa ise oğlu Rahul Gandhi seçilmiş durumda.

Kongre, XIX. yüzyıl sonunda kurulduğunda Bombay (günümüzde Mumbai) gibi büyük şehirlerin üst kastlardan temsilcilerini bir araya getiren bir partiydi ve talepleri eğitimli Hintlilerin Hindistan idaresine daha fazla katılmasıyla sınırlıydı. XX. yüzyıl başlarında parti yöneticileri ve liderleri yerinden yönetim ve bağımsızlık taleplerini daha belirgin bir şekilde öne sürmeye başladılar. Mohandas Gandhi’ni etkin olduğu 1920’li yıllardan itibaren ise Kongre geniş bir kitleselleşme sürecine girdi ve özellikle köylülerden destek almaya başladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında bağımsızlık mücadelesi ivme kazandı ve Kongre ile Muhammed Ali Cinnah liderliğindeki Müslüman Birliği arasında ayrışma meydana geldi. Hindistan 1947’de bağımsızlığını kazanırken Britanya Hindistanı’nın Müslüman nüfus yoğunluğuna sahip kuzeydoğu ve kuzeybatı bölgeleri Pakistan adıyla ayrı bir devlet teşkil etti.

Kongre, 1960’lardan 1980’lerin ortasına değin Nehru ve Indira Gandhi’nin yönetiminde sosyal harcamalara ağırlık veren; kent yoksullarına, kast dışı kabul edilen “Dalit”lere, kadınlara ve diğer dışlanmış kesimlere yönelik politikalar uyguladı. Özellikle Indira Gandhi döneminde, 1960’lı yılların sonunda büyük bankalar ve enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketler de dahil olmak üzere büyük sanayi ve finans kuruluşlarının millileştirilmesi dikkat çekicidir. Uluslararası düzlemde ise Hindistan bir yandan Doğu ve Batı bloklarına dahil olmayı reddeden “Bağlantısızlar” hareketinin öncülerinden biri olurken, diğer yandan Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler geliştirdi. Bütün bu gelişmeler, özellikle 1960’ların sonuna gelindiğinde Kongre’nin seküler refah devleti anlayışını ön plana koyan bir merkez sol parti olarak algılanması sonucunu doğurdu.

Indira Gandhi’nin 1984 yılında bir suikast sonucu öldürülmesini takiben başbakan olan oğlu Rajiv Gandhi, neoliberalleşme yönünde adımlar attı; bazı sektörlerde devlet tekelini kaldırdı ve gümrük düzenlemeleri gibi çeşitli yöntemlerle dış ticaretin gelişmesini sağladı. İdeolojik açıdan ise Rajiv Gandhi’nin kısa süreli başbakanlık dönemi Hindu milliyetçiliğinin önemli bir gelişme gösterdiği bir dönem oldu. Rajiv Gandhi, seçmen tabanını genişletmek için Hindu milliyetçiliğini kendi söylemine dahil etti; medya kuruluşları da bu eğilimi destekleyen faaliyetlerde bulundu. Tarih kitaplarının Hindu tarihi merkeze alınarak yeniden yazılması, matematikte geleneksel Hindu yöntemlere dönülmesi çağrıları ve büyük Hint destanları bu dönemde Hindu kimliği ekseninde kültürel-dinsel temaları ön plana çıkaran bir Hint milliyetçiliği yorumunun önem kazanmasının göstergesidir. Hükümetin Müslümanları ve Sikh dini mensuplarını hedef alan kimi hamleleri de Hindu milliyetçiliğinin gelişimine zemin hazırladı.

Hint Halk Partisi: Kültürel-Dinsel Milliyetçiliğin Zaferi

Hindu dinsel-kültürel milliyetçiliği (Hindutva) esas olarak Hint Halk Partisi (Bharatiya Janata Party) tarafından savunulmaktadır. Partinin ideolojisinin kökenleri Vinayak Damodar Savarkar’ın 1920’lerdeki yazılarına dayandırılabilir. Yine 1920’lerden itibaren kurulmuş olan kimi radikal sağ partiler de Kongre’ye alternatif bir milliyetçi örgütlenmenin göstergeleridir. Bağımsızlığı takiben Kongre’nin izlediği seküler politikaları eleştiren siyasetçiler 1951’de Bharatiya Jana Sangh’ı kurdu; parti 1977’de Janata Party ismini, 1980’de ise Hint Halk Partisi ismini aldı. Parti özellikle 1980’li yılların sonunda, Rajiv Gandhi’nin başbakanlık yaptığı dönemde popülerlik kazandı. Nehru-Gandhi ailesinin bir kanadı (Rajiv Gandhi’nin kardeşi Sanjay Gandhi’nin mirasçıları) bu partiye destek verdi. Ancak partinin gerçek anlamda Hindistan’ın gündemine yerleşmesi, 1986’da parti başkanı seçilen Lal Krishna Advani, Hindistan’ın kuzeyindeki Ayodhya yerleşiminde bulunan XVI. yüzyılda inşa edilmiş bir cami hakkında başlatılmış olan kampanya verdiği destekle mümkün oldu.

Ayodhya, Eskiçağ Hint yerleşimlerinden biriydi ve bu yerleşimin önemli Hindu tanrılarından Rama’nın doğduğu yer olduğuna dair söylentiler bulunmaktaydı. Çeşitli Hindu milliyetçisi gruplar 1980’lerin başından itibaren Ayodhya’da bulunan Babür Mescidi’nin Rama’nın doğduğu noktada yapılmış olan bir tapınağın üzerine inşa edildiğini öne sürüyor, mescidin yıkılarak yerine bir Rama tapınağı yapılması gerektiğini savunuyorlardı. Advani, 1990 yılında bu kampanyaya destek için Rama’nın at arabasını temsil eden bir araba üzerinde Kuzey Hindistan’da gezi düzenledi ve mescidin bulunduğu yerde dua etmek için gönüllüler topladı. Advani Ayodhya’ya ulaşamadan tutuklandı, ancak bu kampanya partisinin popülerliğini daha da artırdı; BJP 1991 seçimlerinde %20 oranında oy alarak Kongre’den sonraki en güçlü ikinci parti oldu. Bu arada Babür Mescidi de bir grup Hindu isyancı tarafından yıkıldı. Parti 1998 seçimlerinde aldığı %37,21 oranında oyla Kongre’yi tarihi bir yenilgiye uğrattı ve 1998-2004 arasında iki dönem hükümeti kurdu. Sonia Gandhi liderliğindeki Kongre’nin %2’lik bir farkla birinci parti olduğu 2004 seçimlerinden sonra ise ana muhalefet partisi konumuna geldi.

BJP’nin 2014 seçimleri sürecinde liderliğini yapan Narendra Modi, ülkenin en tartışmalı siyasetçilerinden biri. Hindistan’ın batısındaki Gücerat eyaletinin başkanlığına 2001 yılında seçilen Modi, seçilmesinin hemen ardından Şubat-Mart 2002’de Gücerat’ta meydana gelen katliamla ilişkili olarak ismini duyurmuştu. Modi’nin Şubat 2002’de Hindu hacıları taşıyan bir trenin yanmasından Pakistan istihbarat teşkilatını sorumlu tutması, eyalette Hindu-Müslüman çatışmasının ciddi bir boyuta gelmesine neden olmuş, çatışmalar sonucunda çoğunluğu Müslüman 1000 ila 2000 kişi ölmüş, pek çok kadın tecavüze uğramıştı. Modi sonraki yıllarda Müslümanlara karşı açıklamalar yapmaya devam etti; Müslümanların fazla çocuk yaptığına dair açıklamaları bu çerçevede örnek olarak verilebilir. Bunun yanında, Modi yönetimindeki Gücerat’ta şirketlere piyasa fiyatlarının altında eyalet arazisi satılması, yine piyasa fiyatlarının altında elektrik sağlanması ve düşük faizli kredi verilmesi, Hint burjuva çevrelerin Modi’ye destek vermelerine zemin hazırladı.

Kongre lideri Rahul Gandhi’nin ülkede din ayrımı gözetmeden bütün halkın çıkarlarını koruduğunu belirtmesi, nefret politikasını ve ayrımcılığı kınaması ve Dalit’ler gibi dışlanmış toplumsal kesimlerin dostu olduğunu belirtmesi belirli oranlarda olumlu yankı bulsa da, gerek 2004-2014 arasındaki dönemde Kongre hükümetinin Müslümanların durumunun düzelmesine yol açmadığı yönündeki eleştiriler, gerekse Rahul Gandhi’nin genç yaşta siyasal alanda yükselmesini sadece “Nehru-Gandhi hanedanı” üyesi olmasına borçlu olduğu yönündeki fikirler, Kongre’nin BJP karşısında zayıflaması ya da seçmenlerin alternatif yerel partilere doğru yönelmesi sonucunu doğurmaktadır. BJP bu hoşnutsuzluğu seçim stratejisine ve vaatlerine dahil etmekte. Partiyi destekleyenlerin Kongre’ye karşı yönelttiği eleştiriler arasında elitizm ve sekülarizm önemli bir yer tutuyor. Partinin 2014 seçim bildirgesi “Hindistan dünyanın en eski uygarlığıdır” sözleriyle başlasa da, metinde (Kongre’nin 2014 seçim bildirgesinde olduğu gibi) işsizlik, yolsuzluk ekonomik-toplumsal sorunlara yönelik çözüm önerileri çok daha geniş bir yer tutuyor.

 Sonuç

Hindistan’da 2014 yılı seçim süreci ülkede 1980’li yıllardan itibaren yükselen Hindu milliyetçiliğinin önemini koruduğunu ve özellikle Narendra Modi’nin parti başkanlığı döneminde neoliberal ekonomik stratejilerle bütünleştiğini göstermektedir. Modi liderliğindeki Hint Halk Partisi bir yandan Hindu kültürel üstünlüğüne dayalı demagojik-popülist bir söylemi kullanarak, diğer yandan da Hint Ulusal Kongresi’ni nepotizm ya da elitizm temelinde eleştirip ülkedeki ekonomik-toplumsal sorunlara çözüm bulamamakla suçlayarak Hint siyasal hayatı içindeki varlığını sağlamlaştırmaktadır. Bu süreçte Hint Ulusal Kongre Partisi Soğuk Savaş dönemindeki kalkınmacı-bağımsızlıkçı söylemini yurttaşlığa dayalı ulus anlayışını merkeze koyan bir söyleme evriltmekte, bu durum parti liderlerinin 1970’li ve 1980’li yıllarda kullandıkları etnik-kültürel vurguların günümüzde geri plana düşmesi sonucunu doğurmaktadır.

 

Kaynakça

BJP (2014) Election Manifesto 2014: Sabka Saath, Sabka Vikas, New Delhi: Bharatiya Janata Party, http://bjpelectionmanifesto.com/pdf/manifesto2014.pdf.

Brosius, Christiane (2005) Empowering Visions: The Politics of Representation in Hindu Nationalism, London: Anthem Press.

Burke, Jason (2014) “India elections: domination of Nehru-Gandhi dynasty under threat”, The Guardian, 07/04/2014.

Chakrabortty Aditya (2014) “Narendra Modi, a man with a massacre on his hands, is not the reasonable choice for India”, The Guardian, 07/04/2014.

INC (2014) Your Voice Our Pledge: Lok Sabha Elections 2014: Manifesto – Indian National Congress, New Delhi: All India Congress Committee, http://inc.in/media/pdf/English_Manifesto_for_Web.pdf.

Markovits, Claude (2006) “Appropriation du passé et nationalisme hindou dans l’Inde contemporaine”, Sociétés & Représentations, 22: 63-80.

Tilly, Charles (2004) Social Movements, 1768-2004, Boulder: Paradigm Publishers.

 

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar