Herkese İş ve Gelir Güvencesi için Kaynak Var! -

COVİD-19 salgını, hükümetler ve patronlar tarafından krizin yükünü işçi sınıfı ve halk kesimlerinin sırtına yüklemek için kullanılıyor. Bu süreçte tüm dünyada milyonlarca insan işini kaybetti veya ücret kesintisi yaşadı. Tüm kıtalarda yoksul nüfusun geniş kesimleri açlıkla karşı karşıya kaldı. Salgından en çok etkilenenler emekçiler olurken, yine salgının derinleştirmiş olduğu ekonomik ve toplumsal krizin bedeli de dünyanın ezilen, sömürülen ve güvencesiz kesimlerinin üzerine yüklenmeye çalışılıyor.

Salgının başlangıcından bu yana AKP iktidarı patronlara “kalkan” olup kredi, vergi ve prim destekleri açıklarken; emekçilere daha fazla işsizlik, yoksulluk ve güvencesizliği reva görüyor. Ekonomik krizle birlikte temel tüketim maddelerinin fiyatlarındaki artış emekçilerin alım gücünü yerle bir etmiş vaziyette. Bugün ve bundan sonraki süreçte emekçilerin en yakıcı gündemi işsizlik olacaktır. Salgından önce ülke tarihinin en büyük işsizlik rakamlarına zaten ulaşılmıştı. KHK’larla binlerce emekçinin iş ve gelir güvencesi elinden alındı, 2018’de patlak veren kriz işsizliği derinleştirdi ve bugün Nisan 2020 verileriyle geniş tanımlı işsizlik 17 milyonu aşmış durumda. Buna, emekçilerin büyük çoğunluğunun asgari ücret ve civarında ücretlerle geçinmeye çalıştıklarını eklediğimizde istihdam ve gelirde yaşanan bu büyük daralmanın muazzam bir yoksullaşma ile sonuçlanacağı ortadadır.

Böylesi bir durumda iktidar, “işten çıkarmaları yasaklıyoruz” yalanının arkasına sığınarak ücretsiz izne meşruluk kazandırıp işçilerin 1170 TL’lik sefalet ücretine rıza göstermesini bekliyor. Diğer yandan da iş güvencesinin son dayanağı olan kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya, “tamamlayıcı emeklilik sistemi” adı altında işçinin ücretinin bir bölümü olan kıdem hakkına el koymaya hazırlanıyor.

İşsizlik de insanca yaşayacak bir gelirden mahrum bırakılmak da emekçilerin, kadınların ve ezilenlerin kaderi değildir! Pandemiye, işsizliğe ve yoksulluğa karşı emekçileri yaşatacak şu acil talepler etrafında birleşik emek mücadelesini yükseltmeye davet ediyoruz:

Güvencemiz olan kıdem tazminatımıza dokunulmasın!

Geliri olmayanlara koşulsuz bir yaşam geliri sağlansın!

Çalışma saatleri ücretlerde kesinti olmaksızın kısaltılsın, herkes insana yaraşır koşullarda çalışabilsin!

İşsizlik sorununu çözmek ve herkes için insanca yaşamayı olanaklı kılacak bir yaşam geliri sağlamak için gereken kaynak, servetlerin vergilendirilmesinden sağlanmalıdır. Milyonlarca insan her gün işsizlik ve yoksulluğu tecrübe ederken pandemi koşullarında dahi patronların servetlerine servet katmalarının hiçbir meşru açıklaması olamaz. Türkiye’nin en zengin yüzde 1’lik kesimi ülke toplam servetinin yüzde 45’ine sahipken, milyonlar yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahkûm edilemez. Emekçilerin gelirleri sürekli aşınırken ve borçla yaşamak zorunda bırakılırken, köprü ve otoyol geçiş garantisi adına patronlara her yıl milyarlarca lira aktarılmasına ve işsizlik fonunun sermayeye destek olarak kullanılmasına göz yumulamaz.

Herkese iş ve gelir güvencesi için “kaynak yok” bahanesi kabul edilemez:

En zengin yüzde 1’den servet vergisi alınsın!

Yap-işlet-devret (YİD) işletmelerinin tüm ödemeleri durdurulsun, tamamı derhal kamulaştırılsın!

İşsizlik fonu işçilerin denetimine geçsin ve sadece emekçiler yararına kullanılsın!

Bu somut talepler etrafında tüm emekçileri herkese iş ve gelir güvencesi sağlamak için birleşik mücadeleye çağırıyoruz.

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında