HDP’den özgürlükçü laiklik -

 

“Laiklik” kavramı uzun süredir Türkiye’nin gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Başta AKP olmak üzere siyasi yelpazenin sağındaki partiler, dini, devletin hizmetine sokarak ve hayatın her alanında devlet dini yaratmaya çalışırken; sol partiler de, dini, bırakın devlet örgütünün dışına çıkarmayı, toplumun da dışına çıkarmaya çalışıyor. Yine aynı sorun, sol-sosyalist partiler tarafından gelenekselleşmiş aydınlanmacı-pozitivist kalıplarla tanımlanarak, toplum bu kalıplaşmış değerlere sıkıştırılmaya çalışılıyor (Damar, 2014).

Çeşitli disiplinler dikkate alınarak laiklik şu şekilde tanımlanabilir; “Laiklik; din ve devlet işlerinin ayrılması, devletin din kurallarına dayanmayıp, pozitif hukuka dayanması; devletin ve dinin birbirinden bağımsızlaşması; devletin din ve inançlar karsısında tarafsız olması; dinsel görüş ve kurumların, siyasal otoritenin dayanağı olmaktan çıkarılması, devlet otoritesinin ve siyasal otoritenin meşruluğunun tanrısal değil, dünyevi bir kaynağa yani halka dayanması; bilginin referansının tanrısal olmaktan çıkarılıp, tamamen beşeri-rasyonel bir temele oturtulmasını ifade eder.”

HDP, 21 Nisan 2015 tarihinde seçim bildirgesini açıkladı (HDP, 2015). “Radikal demokrasi” perspektifiyle ve “Büyük İnsanlık” şiarıyla açıklanan bildirge birçok açıdan yeni söylemler ve ilkeler içeriyor. Bu söylemlerden laiklik konusunu ilgilendiren bölümler bizi açıkça heyecanlandırdı. Bu ilke ve önerileri irdelemek istiyoruz;

Bildirgenin “Halklara Eşitlik, İnançlara Özgürlük” başlıklı bölümü şu paragrafla başlıyor; “HDP, din, mezhep, felsefi görüş ayrımı yapmaksızın, tüm halkların ve inançların kendilerini özgürce ifade etme haklarını savunur. Hiçbir baskıya maruz kalmaksızın farklılıklarıyla birlikte kendi varlığını korumasını, geliştirmesini, eşit ve özgür yurttaşlık hukuku içerisinde istediği gibi yaşamasını temel bir ilke olarak kabul eder. İnanan veya inanmayan herkesin inanç ve vicdan özgürlüğünü benimser. Özcesi HDP, özgürlükçü laiklik anlayışını kararlılıkla savunur.”

Bu ilkelerin nasıl hayata geçirileceği ise şu şekilde somutlaştırılmış;
-Zorunlu din dersi uygulamasına son verilerek, her bir öğrencinin kendi inancı doğrultusunda seçmeli olarak ders ve eğitim alma hakkı gözetilecek. Sivil din eğitimi tümüyle serbest olacak.
– Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılarak, devletin din ve inanç alanından elini çekmesi sağlanacak, din ve inanç işleri topluma, inanç sahiplerine bırakılacak. İnanç topluluklarının örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılacak, kendi inançlarını istedikleri gibi yaşayabilecekleri koşullar yaratılacak. Diyanet işleri çalışanlarının özlük hakları korunacak.
-Başta Cemevleri olmak üzere, Aleviler’in bütün ibadet mekânları “ibadethane” olarak tanınacak. Kapatılmış dergâh ve benzeri ibadet mekânlarının önündeki engeller kaldırılacak, bu konuda yerel yönetimlere inisiyatif tanınacak.
-Dini inançların gereği olarak tercih edilen kılık ve kıyafete hiçbir alanda müdahale edilmeyecek.

Bu ilke ve öneriler bizim yaptığımız laiklik tanımıyla örtüşmekte; yazdığımız birçok yazıda dile getirdiğimiz somut önerileri kapsamakta; zorunlu din derslerinin kaldırılması önerilirken, sosyalist solun yaptığı gibi din derslerinin tamamen kaldırılması yerine, olması gerektiği gibi seçmeli hale getirilmesi önerilmekte; Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması önerilirken; inanç topluluklarının örgütlenmesinin önündeki engellerin de kaldırılması önerilmekte; Cemevlerinin ibadet mekanı olarak tanınması önerilirken; kapatılmış dergah ve diğer ibadet mekanlarının da açılması önermekte; laik eğitim savunulurken, dini inançların gereği olarak tercih edilen kılık ve kıyafete hiçbir alanda müdahale edilmeyeceği güvencesi verilmektedir.

Bu önerilerin bütünü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” başlıklı 9.maddesindeki; “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir; bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.” hükmüne birebir uyduğu gibi; AB ülkelerindeki din ve laiklik uygulamalarıyla örtüşmektedir.

En önemlisi de bu öneriler, Anadolu’nun adeta bir mozaik gibi olan çok kültürlü, çok dinli, çok dilli, çok etnisiteli yapısını kapsayabilecek ve bütün bu yapıların bir arada yaşayabileceği bir ortamı sağlayabilecek özgürlükçü önerilerdir.

1990’lı yıllarda tartışılmaya başlanan ve bugün HDP’de somutlaşan özgürlükçü laiklik tanımı bu ülkenin demokrasi mücadelesinin önünü açacak nitelikte öneriler içermektedir. Siyasal alanda HDP ile yakalanan özgürlükçü laiklik yaklaşımı başta eğitim alanında mücadele yürüten Eğitim Sen olmak üzere diğer bütün örgütlenmelere de ışık tutmalı, yol göstermelidir.(Eğitim Sen, laiklik ve laik eğitim ile ilgili uluslar arası katılımlı bir sempozyum düzenleyerek, bu konuda kararlarını güncellemelidir.)

Dindar, liberal, muhafazakâr, sosyal demokrat, radikal demokrat veya sosyalist olabilirsiniz ancak bu kimlikler özgürlükçü laikliği savunmaya engel değildir. Özellikle de bu ülkede sosyalist solun kamburu ve ayakbağı haline gelen aydınlanmacı-pozitivist laiklik anlayışını çöpe atmanın zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.

Kaynaklar:

Damar, A. Sol-Sosyalist Parti Programlarında Laiklik. https://adamarblog.wordpress.com/2014/06/29/sol-sosyalist-parti-programlarinda-laiklik/ Erişim Tarihi: 23.04.2015

HDP Seçim Bildirgesi. http://www.hdp.org.tr/materyaller/genel-secim-2015/6010 Erişim Tarihi: 23.04.2015

(Bu yazı daha önce alternatifsiyaset.net sitesinde yayımlanmıştır.)

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında