“Hayır’da Yarışmak” -

Referandum bahsinde “Hayır’ın çokça nedeni, birbirinden farklı, hatta birbiriyle çelişen Hayır’lar olduğu” haklı olarak sıklıkla vurgulanıyor. Bu nedenle tek bir Hayır kampanyasından ziyade farklı kampanyaların gereği üzerinde bir uzlaşma var gibi. Gerçekten, tam da bu çoğulluk nedeniyle beyhude ve bizi ister istemez sığ bir ortalamacılığa hapsedecek bir “tek ve büyük” kampanya arayışı beyhude.

Bu noktadan hareketle farklı Hayır’ların birbirine ilişmemesi, birbiriyle çatışır pozisyona sürüklenmemesi gereğinin de altı çiziliyor. Hayır’ların birbiriyle didişir hale gelmemesi elbette referandum sürecinin selameti açısından mühim. Son dönemde resmi sık sık karşımıza çıkan mahyadaki tabirle “Hayırda Yarışmak” en iyisi.

Ancak bazı Hayır’ların bize kaybettirebileceği, öne çıkardığı argümanlar itibariyle “hayırlı” sonuçlara yol açmayacağı hususunu da es geçmemek gerekiyor. Bu Hayır’larla didişmek değilse de kendi Hayır’ımızı belli Hayır’lardan kesin çizgilerle ayırmak ve kampanya sırasında ve eylem içerisinde fiilen o Hayır’ların eleştirisine girişmek önemli.

Bir örnekle demek istediğimi izaha çalışayım: Sosyal medya mecralarında “kopyala-yapıştır” yöntemiyle çoğaltılan, sanırım İnci Sözlük kaynaklı olup CHP ve “ülkücü” tandanslı hesaplarda hayli görünür olan “Hayırcı” bir metinde şöyle bir paragrafla karşılaşıyoruz örneğin:

“Yeni başkan kendisine çok sayıda başkan yardımcısı atayacak ve bu yardımcılar, ilkokul mezunu olabilecek, 18 yaşında tecrübesiz olabilecek, yemin etmeyecek, başkan isterse, devlet tecrübesi olmayan oğlunu ya da kızını, akrabalarını oraya atayabilecek. Yetki sınırlaması da yok…”

Bu başkan yardımcısı atama hususunun yarattığı tehlikelere odaklanmak elbette önemli. Metinde mesela söz konusu değişikliğin bir “hanedanlık” yaratma hevesine dahi yol verebileceği vurgulanıyor. Ancak metnin bu kritik değişikliği eleştirmek için kullandığı diğer argümanlara da bakalım. Örneğin “yardımcıların ilkokul mezunu olma” ihtimali. Bu gerçekten eleştirilecek bir şey mi? Devlet idaresinin “cahil kara kalabalıklara” teslim edilemeyeceğine dair böyle bir elitist ima Hayır’ı güçlendirir mi gerçekten?

Toplumda “dezavantajlı” grupların (yoksulların, kadınların, Kürtlerin) eğitim seviyesi elbette daha düşük. Bu durum, toplumsal eşitsizliklerin, mevcut eğitim sisteminin giderek daha belirgin hale gelen sınıf karakterinin bir neticesi. Hal böyleyken “ilkokul mezunları” bahsini bir tehdit saymak, bu toplumsal kesimlerin, yani bir başka deyişle toplumun emekçi çoğunluğunun “devlet yönetmeye ehil olmadığı” iddiasını bir Hayır argümanına çevirmek, ancak Evet kampının elini güçlendirecek vahim bir söylem değil mi? Hem de siyasal iktidar “mağdur ve mazlum millet” ile “seçkinler” karşıtlığına yaslanan bir popülizmi yıllardır maharetle kullanmışken.

Devam edelim. Aynı paragrafta, başkan yardımcılarının “18 yaşında tecrübesiz” kimseler olabilmesi de bir risk faktörü olarak anılmış. Gençleri “tecrübesiz” diye yaftalayıp onları “ehil saymamak” ve bunu bir “Hayır” argümanı saymak, hele Türkiye gibi genç bir toplumda “Hayır’ın bacağına sıkmak” değilse ne? Gençleri evlendiren, çalıştıran, askere alıp ölüme gönderen ama onları kamusal işlerin idaresine ehil saymayan “gerontokratik” tavır, bu çifte standart Hayır’a kazandırabilir mi? Şimdiden bir toplumsal dinamizmi, yeniden siyasallaşmayı kışkırtan Hayır kampanyalarında bir “ak saçlılar” hâkimiyetinin ima edilmesi gerçekten kime yarar?

Uzatmayayım. Çok sayıda Hayır’ın olması belki bir avantaj, ancak her Hayır argümanının Hayır davası için “hayırlı” neticeler vermeyeceğini de asla unutmamak gerek. Elbette farklı Hayır kampanyaları olsun, elbette işimiz sair kampanyalarla kavga etmek olmasın.

Ancak bizim, “bırakınız yapsınlarcı” bir kampanya liberalizminden ziyade, kendi Hayır’ımızı sair Hayır’lardan ayırmaya, o Hayır’a “pozitif” bir içerik vererek dönüp dolaşıp Evet’e “gollük paslar” verecek kimi Hayır’lara set çekmeye ihtiyacımız var. Örneğimizden devam edersek: “İlkokul mezunlarının” da gençlerin de kamusal işlerde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunan, aslında tam da bunun için, hatta giderek “ayakların baş olması” için Hayır’ın elzem olduğunu iddia eden kampanyalarla set çekmeye…

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar