hava iş kongresi değerlendirmesi – akif kara -

İşçi sınıfına yönelik saldırıların günbegün arttığı bir dönemde uzunca bir süredir direnişte olan THY işçilerinin sendikası Hava İş’te kongre gerçekleştirildi. AKP’ye karşı ses çıkartan, kafa tutan ve söz söyleyen; hem kapitalizm hem de iktidar açısından çok “kıymetli” ve “tehlikeli” bir iş kolu olan bir alanda sürdürdükleri direniş ile birlikte “gelenek” yaratan Hava İş için bu kongre bir dönüşümün de göstergesi oldu.

Hava İş, Türk İş içerisinde oluşan Sendikal Güç Birliği Platformu’nun güçlü ve aktif bir üyesi olarak, sınıf sendikacılığını ön plana alan ve özellikle TEKEL direnişi sonrası daha fazla görünür olan “parçalı” direnişleri bir araya getirmeye çalışan ve dayanışma faaliyetlerini sürdüren bir yerde durdu.  Gerek SGBP gerekse Hava İş, Türk İş’in “muktedirlerden” yana tavır alan, bir ayağı işverende olan sendikacılık anlayışının karşısında mücadeleci, talepleri net olan bir sendikal faaliyeti önüne koymuş ve parçalı-dağınık da olsa bir dizi direnişle bunu gerçekleştirmeye çalışmıştır.

***

Kongreye dönecek olursak sendikanın yeni dönem yönetimini belirleyeceği Genel Kurul toplantısı, Topkapı Inn Otel’de başladı. AKP’nin özel ilgi gösterdiği Genel Kurul yoğun polis kuşatması altında gerçekleştirildi.

Genel Kurul’da Ayçin başkanlığındaki mevcut yönetim ile AKP, Türk İş yönetimi ve THY yönetiminin desteklediği “Reform Grubu” yarıştı.

Divan seçiminde Reform Grubu’nun adayı Türk İş 1.Bölge Temsilcisi Faruk Büyükbucak divan başkanlığına seçildi. Bu durum, Türk İş merkez yönetiminin açıkça Reform Grubu’nu desteklemesi olarak açıklanabilir. Bunun dışında Türk İş Genel Sekreteri ve Türk Metal Genel Başkanı Pervul Kavlak’ın genel kurul öncesi Reform Grubu adına çalışma yürütmesi de bu iddiayı ve değerlendirmeyi doğru kılmaktadır.

Mevcut yönetimin adayı ise Petrol İş sendikasının Başkanı Mustafa Öztaşkın oldu. THY grevi sırasında “sınırlı” bir dayanışma gösteren SGBP’nun yeni dönemde Hava İş ile daha güçlü bir destek-dayanışma ilişkisi kurmak hamlesi olarak değerlendirilebilir bu.

Genel Kurul’un ilk günü Atilay Ayçin’in AKP karşıtı konuşmaları sonucunda Reform grubu salonu terk etti ve kısa süreli bir arbede yaşandı. Ayçin ve destek konuşmaları bittikten sonra salona geri döndüler.

Genel Kurul’da destek konuşması yapanlar arasında DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, SGBP Dönem Sözcüsü Mustafa Öztaşkın, CHP Milletvekili Musa Çam ve grevci işçiler adına Sevda Bozbey, grev yasağına karşı çıktıkları için işten çıkarılan 305 işçi adına da direnişçi Deniz Eralp söz aldı.

Genel Kurul’un göze çarpan noktalarından birisi de Reform Hareketi’nden Başkan adayı olan Ali Kemal Tatlıbal’ın 305 işçinin işten atılma sürecinde işçilerin aleyhine şahitlik yapması oldu. Bu nokta da Hava İş’in yeni dönemde nasıl bir hat izleyeceğinin göstergelerinden birisi olarak okunabilir.

Genel Kurul’dan yaklaşık 10 saat önce açıklama yayınlayan Gökkuşağı Grubu, Genel Kurul’a “işçilerin iradesi olmadığı ve THY işvereninin baskıları nedeniyle demokratik bir genel kurul yapılmayacağı” gerekçesi ile katılmayacaklarını duyurmuştu.

***

İşçilerin aleyhine tanıklık eden ve işçi sınıfı adına konuşmakta beis görmeyen “sandukacıların[i]” olduğu bir coğrafyada sınıf sendikacılığını ve işçi sınıfının öz örgütlenmelerini savunmak ve bunun için mücadele etmek önem kazanıyor.

Hava İş sendikası kongresinde yeniden aday olan ve kaybeden Atilay Ayçin ve grubunun “kaybetme” meselesi başlı başına “gündemi yakalayamama” ve “olan biteni anlayamama” üzerinden değerlendirilebilir.

Uzunca bir süredir “muhalif” bir noktada duran Gökkuşağı grubunun kongreye gelmemesi, bir önceki kongreyi 1 oy farkla kazanan Atilay Ayçin grubunun “kazanamamasındaki” bir başka önemli faktördür.

Gökkuşağı grubunun kongreye gelmemesi ve “muhalif tutumu” kendi durdukları açıdan “doğru” olsa bile genel olarak sendikanın kaybedilişi ile birlikte bu “doğru” tutumun genel siyaset içinde “yanlışlığı” da ortaya çıkmıştır.

Hava İş’in içinde bulunduğu işkolu genel siyaset açısından önem taşımaktadır. Özellikle sınıf kavramının “genişlediği[ii]” bir dönemde, ücret açısından yüksek bir yerde olan emekçilerin içinde örgütlendiği bir sendikanın uzunca bir süredir sokaklarda görünür olması ve bizatihi birçoğumuzun “burun kıvırdığı” nitelikli işçilerin (pilot, kabin görevlisi vb.) direnişin ön safında yer almaları ve direnişin uluslararası sınıf mücadelesinde önemli bir yerde durması bu kongreyi anlamlı kılan bir başka olgudur.

Bundan sonra Hava İş’in SGBP içinde kalıp kalmayacağı bir yana “klasik” Türk İş sendikacılığına teslim olacağı aşikardır. Hava İş’in dirençli işçilerinin sendikalarına sahip çıkmaları, direnişlerini daha da büyütmeleri ve asıl olanın sınıf mücadelesi olduğu gerçeği ile birlikte hareket etmeleri bu dönem özellikle önemli hale gelmiştir.

Reform grubunun iktidar karşısında “ses” çıkarmayacağı, sendikayı pasif bir hale sokmaya çalışacağı ortadadır.



[i] Reşat Enis, bu coğrafyanın ilk işçi romanlarından birisi olarak değerlendirebileceğimiz Sarı İt isimli romanda “bir ayağı işveren ve iktidarda olan” sendikaları sanduka olarak ele almaktadır.

[ii] Sınıf kavramına dair yapılan tartışmalar neticesinde “genişleme” fikri daha makul görünmektedir. Özellikle plaza çalışanlarının, hizmet sektörünün daha da proleter bir hal aldığı günümüzde sınıf örgütlerini de bu biçimiyle yenilemek önümüzdeki dönemde daha net duruşlar almayı beraberinde getirecektir. Hem de bu söylem ile esasında Gezi direnişi sürecinde ve sonrasında sıkça tartışılan “orta sınıf” meselesine bir gönderme olarak bu kavramı kullanmaktayım.

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında

İlgili Yazılar