greif’te neler oluyor?: işçi sınıfının sendika bürokrasisiyle imtihanı -– barış çatal -

Esenyurt-Hadımköy ve Ümraniye-Dudullu’da kurulu olan Greif (Sunjüt) Çuval Fabrikası’nda, işçilerin Toplu İş Sözleşmesi’ndeki (TİS) talepleri yerine getirilmediği için 10 Şubat’ta işyeri işgali başladı. Fabrikada 1.500 işçi çalışmaktadır. Bu işçilerin 500’ü kadrolu, 1.000’i taşeronda bulunuyor. Şu anda işyeri işgaline katılan işçi sayısı ise 600’ün üzerindedir. Bu işçilerin 500’e yakını Hadımköy’deki fabrikada bulunurken 100’e yakını da Dudullu’daki fabrikada eylemdeler. Yine işyerinde örgütlü olan DİSK’e bağlı Tekstil İşçileri Sendikası’nın fabrikada 600 civarında üyesi bulunuyor. Ama gerçekleşen hak arama mücadelesi sonucu hem fabrika işgaline hem de sendika üyeliğine katılan işçi sayısında bir artış beklenmektedir. Nitekim özellikle konfeksiyon bölümünde çalışan ya da halihazırda işyeri işgaline katılmayan işçiler e-devlet şifreleriyle sendikaya üye olmak istediklerini ve işgale katılmak istediklerini ifade etmişlerdir.

8 Kasım 2013 DİSK Tekstil’in işyerinde yetki aldığı tarihtir. Yine bu tarihte “üretim daralması” gerekçe gösterilerek bir işçi işten çıkartıldı. Hem Hadımköy hem de Dudullu’da işçiler bunun için eylem yaptılar. Patron, işyerine sendikanın girmesini kabul ettiğini, ama bu işçinin işe geri alınamayacağını söyledi. 8 saatlik bir iş bırakma gerçekleşti. Burada sendika iş bırakmanın yanlış olduğunu, atılan işçinin mahkeme aracılığıyla işe dönebileceğini söyledi. Neticede patron bu tarihte geri adım atmak zorunda kaldı ve atılan işçi geri alındı. Dolayısıyla şu andaki işgalden önce gerçekleşen bu eylem, işçilerin kendi güçlerini ve örgütlülüklerini sınamaları açısından bir vesile oldu. Bu eylem vesilesiyle iki haftada 180 taşeron işçi sendikaya üye oldu.

işyerinde örgütlenme nasıl gerçekleşti?

Fabrikada bir yıldır süren bir örgütlenmeden söz edilebilir. Örgütlenme sürecinde 44 ayrı taşeronda çalışan işçilerin bir araya gelmesi bir hayli zor olmuş, ama bu, işçilerin örgütlenme isteği sayesinde aşılabilmiş.

İşyerinde bir taban örgütlenmesi var. Bölümlerde komiteler ve bu bölüm komitelerinden oluşan bir fabrika komitesi bulunuyor. Örgütlenme sürecinde fabrika komitesi düzenli olarak her hafta sonu toplanıyordu. Örgütlenme önce kadrolu işçiler arasında gelişti. Sonrasında taşeron işçiler de örgütlenmeye dâhil edildi. Fabrikadaki örgütlenme ise TİS sürecinden önce başladı. Bütün kararlar ve üretimden gelen gücü kullanmanın bir ifadesi olan fabrika işgali de dâhil olmak üzere komiteler aracılığıyla alındı.

Örgütlenme başlarken, örgütlenmenin koşullarını ücretlerin yetersizliği, çalışma koşullarının olumsuzluğu ve performans dayatması yarattı denilebilir. Örneğin Greif’te taşeronda çalışan işçiler üretimde çalıştırılmaktadır. Hâlbuki 4857 sayılı İş Kanunu’na göre esas iş kapsamındaki üretim alanında taşeron işçi çalıştırılamaz. Diğer taraftan ücretler çok düşüktür. 20 yıldır işyerinde çalışan kalifiye bir işçi ancak 920-940 TL. ücret almaktadır. İşçiler 400 kg. ile 800 kg.lık yüklerle ve yoğun çalışma koşullarında çalışmaktadır. Dolayısıyla işçiler önce bu sorunları temelinde bir araya gelip bir işçi örgütlenmesi kurdular. Ardından bir sendika arayışı neticesinde DİSK Tekstil ile yolları kesişti.

İşyeri örgütlenmesinde başta bazı güvensizlikler yaşandı. Ama işçiler yapılan işyeri/komite toplantılarında taleplerinin haklılığına ikna olduklarında ve bu talepleri hayata geçirmenin ancak birlikte hareket ettiklerinde ve kendi haklarına sahip çıkarak mümkün olduğunu gördüklerinde işyerindeki örgütlenme de yaygınlık kazanmaya başladı.

Başlangıçta komiteler bir karar aldıklarında, “bu kararı nasıl gerçekleştirebiliriz” endişesi taşırlarken, planlananlar yapıldıkça ve başarıldıkça adım adım ve zaman içinde hem komitelerin hem de işçilerin güvenleri tazelendi ve moral kazandı. Bugün belki işgal nedeniyle ailelerini göremiyorlar ya da hastalarıyla yakından ilgilenemiyorlar. Ama yine de kararlılar. 

işçiler ne talep ediyor?

TİS’in başladığı günden görüşmelerin koptuğu ana kadar altı toplantı gerçekleşti ve bu toplantıların sonucunda patron, işçilerin taleplerini kabul etmedi. Hatta patron, “fabrikayı kapatıp, tazminatlarınızı öderim” diyerek işçileri tehditle ikna etmeye çalıştı.

Patron, fabrika işgalinden önce “üretimde taşeron işçi çalıştırılmasın” talebini kabul etmezken, bugün bu talebi kabul eder pozisyona gelmiştir. İşyerinde performansa dayalı bir prim uygulaması bulunmaktadır. İşçiler bunun/performans dayatmasının kaldırılmasını istemektedir. Yine işçiler prim uygulamasının kaldırılmasıyla bir mağduriyete uğramamak için seyyanen 150 TL. bir iyileştirme yapılmasını ve bunun üzerine de ilk 6 ay için yüzde 30 zam taleplerini dile getirmişlerdir. İşçilerin bu talebi de patron tarafından kabul edilmemiştir. Patronun önerdiği 120 TL. brüt iyileştirme (ki, bu rakamı fabrika işgali başladıktan sonra önermiştir) ve ilk 6 ay için yüzde 8 ücret zammıdır. İkramiye konusunda da bir parça iyileşme sağlanmıştır.

Fabrika komitesindeki işçiler bu talepleri belirlerken asgari geçim olanaklarına, fabrikanın kâr oranlarına ve üzerinde ortaklaşılan fikirlere göre bunların şekillendiğini ifade etmektedir.  İşçilerin ücret talepleri yerine getirilse bile, çoğu asgari ücretle çalıştığı için taban ücretleri ancak 1.200 TL. civarına ulaşabilecek.

16 Şubat Pazar günü DİSK Tekstil yöneticileri ve işyeri temsilcilerinin yaptığı görüşmede gündeme gelen, patronun sunduğu son teklifin ana hatları ise şu şekildedir: Her işçiye 120 TL. seyyanen zam,  bu seyyanen zam üzerine ilk 6 ay yüzde 9, ikinci 6 ay için yüzde 7 ücret zammı. DİSK Tekstil kendi web sayfası üzerinden yaptığı bu açıklamada “ilk 6 ay için en düşük ücretli üye için önerilen zam oranı yüzde 27,62’dir” demektedir. Sendika bu hesabı yaparken, seyyanen yapılan zammı da bu orana dâhil etmektedir. DİSK Tekstil’in yaptığı açıklamaya göre taşeron konusunda işçilerin talepleri kabul edilmiş görünüyor.

işçiler, hem patronu hem de sendika bürokrasisini karşılarında buldular

Patron, işçilerin gerçekleştirdiği fabrika işgaliyle taleplerinin bir kısmı konusunda geri adım atmak zorunda kalırken diğer taraftan da işçilerin cep telefonlarına “bu işgalin yasadışı olduğu, sendikanın bile fabrika işgalini ve işçilerin eylemini desteklemediği” şeklinde mesajlar atarak aba altından sopa gösterdi. Böylece hem varolan işçi örgütlülüğünü sindirmek hem de olası yeni katılımların önünü keserek işçilerin birleşmesinin önünü kesmeye çalıştı.

DİSK Tekstil Sendikası ise başlangıçta fabrika işgali eylemini desteklemediğini açıkladı. Sendikanın kendi web sayfasına koyduğu açıklama şu şekildeydi: “Sendikamızın yetkili kurullarının bilgisi dışında meydana gelen söz konusu eylemin nedeni ve amacı konusunda yeterli bilgi henüz alınamamıştır. (…) Hâlihazırda, söz konusu işyerindeki üyelerimiz adına toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri yeni başlamış olup, ilgili mevzuat hükümlerine uygun şekilde sürdürülmektedir, müzakereler henüz sona ermemiştir. Bu nedenle bu eylem sendikamızın inisiyatifinin dışında gerçekleşmektedir. (…) Üzülerek belirtmek gerekirse, bu işyerinde toplu iş sözleşmesi süreci bilerek veya bilmeden adeta baltalanmıştır.”

Bu, tabii ki işçi eylemliliğini gayrimeşru gören bir yaklaşımdı. Bu açıklama öncelikle fabrika işgalini gerçekleştiren işçilerin tepki göstermesine neden oldu. İşçiler sendikacılara bu bildiriyi web sayfalarından kaldırmalarını söylediler. Buna rağmen sendikacılar bu bildiriyi 10 saate yakın web sayfasında tuttular. Dolayısıyla işçilerin üretimden doğan güçlerine dayanan meşru eylemlerini tanımadıklarını/arkasında durmadıklarını göstermiş oldular.

Gelişmeler böyle seyredince işçiler topluca sendikaya gitmek ve bu konuyu sendika bürokratlarıyla görüşmek istediler. Ama Şirinevler’deki DİSK Tekstil Sendikası, saat henüz 16:00 olmasına rağmen kapalıydı! Ardından işçiler Şişli’deki DİSK Genel Merkezi’ne gidip burada bir yetkiliyle görüşmek istediler. Kendilerine orada yetkili kimse olmadığı söylendi. İşçiler DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ile görüşmek istediklerini ifade ettiler. İşçiler kimseyle görüşmeden oradan ayrılmayacaklarını söyleyince Arzu Çerkezoğlu geldi. Ancak hiçbir şeyden haberi olmadığını söyledi ve işçilerin sorunlarını kendi sendikalarıyla çözmelerini önerdi.

Sonuçta işçiler çok kararlı durdukları içindir ki, sendika bürokratları, fabrika işgali eyleminin arkasında durmayan ve patronun gözünde eylemi gayrimeşru kılan bildiriyi kaldırmaya ikna oldular! Neticede sendika geri adım attı. Bunu başaran -ironiktir ama- yine kendi üyeleri olan mücadeleci işçiler oldu. Ama bu ikiliği ve sendikanın yalpalamasını patron ileriki günlerde işçiler aleyhine kullandı.

Bütün bu olanlara rağmen işyerindeki işçi örgütlülüğü, kendi gücüne ve güven ilişkilerine dayandığı için bir arada bulunabilmiştir. Hatta bunu “sendika biziz” şeklinde ifade etmektedirler.

Bunun yanında DİSK’in 47’nci Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri Devrimci İşçi Hareketi’nin (DİH), şu an tutuklu bulunan ve DİSK’in eski avukatı olan Taylan Tanay’ın, yine DİSK tarafından işten çıkarılmasını protesto etmeleri nedeniyle yarıda kaldı. Yine aynı etkinlikte direnişteki Greif işçilerinin de, DİSK Tekstil’i işyeri işgalindeki olumsuz tavrı nedeniyle protestosu gerçekleşti. Bu ise, birçok mecrada “böyle bir günün berbat edilmesi” olarak ifade edildi.

sonuç: direnişçi işçilerden öğrenilecek çok şey var

Greif işçilerinin yürüttüğü mücadele ve fabrika işgali birkaç açıdan önemli: Birincisi taleplerinin öncelikli maddeleri arasında yer alan doğrudan taşeron karşıtı tutum, bugün işçi sınıfının karşı karşıya olduğu bir sorunu kararlı bir şekilde dile getirmesi ve Greif’teki örnekte olduğu gibi kadrolu işçilerin taşeron işçilerine sahip çıkması açısından çok anlamlı.

İkincisi mücadeleci işçiler sırasıyla DİSK Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak, İstanbul Şube Başkanı Kazım Doğan ve Genel Sekreter Muzaffer Subaşı, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu başta olmak üzere sendika bürokrasisini tanıdılar. Sendika bürokratlarının kendi çıkarlarını korumak için işçilerin meşru mücadelesinin önünde nasıl durabileceğini gördüler ve bizlere de gösterdiler.

Üçüncüsü, bizlere hala yılmadan, usanmadan, birçok badireler atlatarak hak arama mücadelesinin gerçekleştirilebileceğini kanıtladılar. Mücadeleleri mücadelemizdir!

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında

İlgili Yazılar