Gezide öyle değildi, Rojava’da da öyle olmayacak -

Ben aslında 1 Mayıs’a bile gitmezdim. Saygı duymadığımdan, önemsemediğimden, işçi emeğinin dünyadaki en değerli şey olduğunu bilmediğimden değil; halk hareketlerinin çözümleyici gücüne inancımı yitirmiş olmamdan dolayı gitmezdim. Benim gibi “sanat sepet işleri” ile uğraşan insanlar, hızlı bir kolaycılıkla “toplum bu, düzen bu, yapacak çok fazla şey yok” diye düşünüp, kendini ve devrimi zamana bırakırlar genelde.

Fakat bir gün, mesele “3-5 ağaç” oldu ve her şey değişti. 31 Mayıs akşamı ben de çıktım sokağa. Harbiye tarafından ve ilk gazımı orada yedim. Gaz sıkma, gazlama, her hangi bir canlıya gaz uygulaması bana, ilk olarak böcekleri hatırlattı. Öyle ya, gaz böceğe sıkılırdı ve yeterli derecede gaza maruz kalan böcek yaşama veda ederdi. Bunu düşündükten sonra aklıma Kafka’nın Değişim romanı geldi ve aslında Kafka’nın, çağımız insanın, kapitalist sistemin içinde böcekleşmişliğinin tespitini yapalı neredeyse 70 yıl olduğunu fark ettim. Evet dedim. Ben bir böceğim. Bu sistem beni böceğe dönüştürdü ve şimdi, aynı sistem bana gaz sıkarak beni yok etmeye çalışıyor. 31 Mayıs 2013 benim hayattaki son günüm diye düşündüm ama öyle olmadı. Bana gaz sıkıldıkça, ben yok olmuyor, aksine daha da var oluyordum. Daha güçleniyor, daha yürekleniyor ve yaşama dört elle sarılıyordum. Etrafımda, benim gibi yüzlerce insan gördüm. Başka bir ortamda yarışacağım insanla bu gece dayanışıyordum. Kafka’nın romanında, insandan böceğe evrilen varlık bu sefer böcekten insana dönüşüyordu. Sonra bunu duvar yazısı geldi “BU GAZ BİR HARİKA DOSTUM”.

Sonra yaşadığımız şeye “Gezi ruhu” dedik. Gezi ruhu öyle bir şeydi ki, parkı aştı forumlara taşındı. Aylarca, Beşiktaş’ta, Kadıköy’de forumlar düzenledik. Forumun tam ortasında şehitlerimiz haberlerini aldık. Ağladık. Slogan attık. Saatlerce Gezi direnişi ile ilgili konuştuk. Saatlerce ne olup bittiğini anlamaya çalıştık. Sonra forumlar da dağıldı. İşgal evleri oluştu. Gezi ruhu dolaşmaya devam etti. Soma’daki maden kazası sonrası, Levent’te Soma Holding’in önüne uğradı. Kuzey Ormanları Savunması ile Garipçe’ye gitti. Yırca’lı zeytin işçileri ile destek olmak için Manisa’ya, Hes’lere karşı verilen mücadeleye destek olmak için Arhavi’ye, Hevsel bahçelerinin yok olmaması için Diyarbakır’a uğradı. Bir el koyma hikayesine müdahale etmek için Tuzla’ya Kamp Armen’e gitti. Gezi Ruhu gittiği her yere, insanlar taşıdı ve ben de o ruhu takip edelerden biri oldum hep. Attığım her adımda evrimim devam ediyordu.

31 Mayıs 2013’te başladığım evrim süreciyle böcekten insana öyle bir yönelim geliştiriyordum ki, kendim bile kendime şaşırıyordum. Bu yeni insanlığımla, yaşayacak yeni bir yere ihtiyacım vardı. Bu yer neresi olabilir, neresi olabilir diye düşünürken gezi ruhu yine göz kırptı bana. Usulca fısıldadı bana: “Rojava’da devrim oldu sen ne yapıyorsun, neden hala buralarda oyalanıyorsun? Ben Kobane’ye gidiyorum, düş peşime gel” dedi. Teklif o kadar güvenilir bir yerden geliyordu ki, bir an bile tereddüt etmedim. Hazırladım sırt çantamı, çıktım yola. Sonra düşündüm, Gezi direnişi sonrası yaptığımız her konuşmada, herhangi bir problematiği irdelerken, konuşma tıkandığında aramızdan biri çıkıp “gezide öyle değildi” diyordu. “gezide biz bunu çözmüştük”, ” gezide farklı idi”, “gezide aşmıştı bunları”. Evet öyle idi ama gezi yoktu artık. Ruhu bizi zaman zaman bazı direniş mekanlarına götürüyordu. Bizim asıl yapmamız gereken Gezi’yi yeniden kurmaktı ve bunu, bu topraklarda yapabileceğimiz tek yer Rojava olacaktı. Gezi ruhu beni bunun için çağırıyordu. İçimdeki coşku bundandı. Etrafımdaki insanların güzelliği bundandı. Bu mutluluk, bu şenlik, bu sevgi ondandı. Özlediğimiz geziye kavuşmak için bir vuslat yolculuğuna çıkmıştık. Tam bu demde, bu şevkte, bu hasrette iken biz ortamıza bir bomba düştü. 31 yoldaşımızı aldı elimizden. Bize, “tekrar böcek olun, böyle çok tehlikelisiniz” dedi. Ama yağma yok. 31 Mayıs 2013 gecesi böcekliğinden kurtulup, insanlık evriminin son noktalarına ulaşmış insanları tekrar böcekleştiremeyeceksiniz. Biz en insan halimizle, inşa edeceğiz Kobane’yi. Tamamına erdireceğiz Rojava devrimini. Kürt arkadaşlarımızın önderliğinde Orta Doğu’da kurulan bu yeni hayat, şu an tek korkunuz ama yakında anlayacaksınız ki, sizin de tek kurtuluşunuz.
Murat Akdağ
(oyuncu/Kobané  grubundan ve Suruç’ta sağ kurtulanlardan)

 

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar