Gerekirse filmini de çekeriz! -

Seçimlerin ardından AKP cephesinden en ilginç çıkışlardan biri beklendiği gibi Yalçın Akdoğan’dan geldi.

Seçimlerden sonra yapmış olduğu ilk değerlendirmede adeta mahallenin “o zaman ben de topumu alır eve giderim” diye ağlayan şımarık çocuğu edasıyla kameraların karşısına geçerek “HDP bundan sonra çözüm sürecinin ancak filmini yapar. “ deyiverdi.

Herhalde görüşmeleri yürüten heyette bulunan Sırrı Süreyya Önder’e kendince bir gönderme yapmaya çalıştı.

Yalçın Akdoğan’ın bu sarkastik bayalığı, adeta AKP’nin barış sürecine yaklaşımının bir özeti gibi.

Kürt Özgürlük hareketinin her fırsatta ve defalarca Türkiye toplumuna anlatmaya çalıştığı gibi AKP’nin barış sürecinde uzunca bir süredir, faydacı ve oyalamaya yönelik tavrı artık ayan beyan ortada.

Kobane direnişi sırasında göstermiş olduğu kibir ve barış süreci ile ilgili ciddiyetsiz tavrı üzerine Kürt illerinde neredeyse sıfırlanan AKP’nin en kudretli (çok yakında “kudretliydi” diyebiliriz) isimlerinden biri milyonlarca kişinin karşısına geçmiş HDP %13 oy aldığı için ve Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığına engel olduğu için barış sürecini bitirebileceklerini söyleyebiliyor.

Selahattin Demirtaş bu ciddiyetsizliği aslında seçim sürecinde “sen başkan olacaksın diye bu ülkenin çocukları ölmeyecek” diyerek özetlemişti.

Yalçın Akdoğan’ın, muhtemelen seçim sonuçlarının vermiş olduğu öfke ve hezeyan ile yaptığı açıklamasında gözden kaçırmış olduğu çok önemli bir nokta var.

Barış süreci sandığı üzere AKP inisiyatifiyle başlamış, onun iznine tabi ve onun kontrolünde devam eden bir süreç değildir. Kürt özgürlük hareketinin 90’ların başından beri formüle ettiği, uğrunda büyük bedeller ödediği ve adım adım geliştirdiği bütünlüklü bir yaklaşımdır. Yani sürece karşı Yalçın Akdoğan’ın yaklaşımı ne kadar “sığ” ise hareketin yaklaşımı bir o kadar derindir.

Yani süreç Yalçın Akdoğan’dan önce de vardı kendisinden sonra da devam edecektir.

Barış süreci artık masadan sokaklara taşmıştır ve milyonlarca Türkiye’li tarafından sahiplenilmiştir. Kuşkusuz HDP’nin kazanmış olduğu seçim zaferi barış sürecinin yaratmış olduğu atmosferden de bağımsız düşünülemez.

Türkiye’de barışın teminatı Yalçın Akdoğan gibi “havuz” siyasetçileri değil, 200.000 kişinin katıldığı bir mitinge yapılan bombalı katliam girişiminin ardından yine de barışa sahip çıkan milyonlardır.

 

 

 

 

 

 

 

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında