Geleceğe dönüş: Tecavüzcülerin dünyası – Ecehan Balta -

AKP’li 6 milletvekili tarafından “mağdurla evlenmesi halinde tecavüz suçuna yönelik cezanın ertelenebileceği ya da hükmün geri bıraktırılabileceği” şeklindeki yasa tasarısının Meclis gündemine getirilmesi, gündeme bomba gibi düştü. Diğer taraftan Adalet Bakanı özrü kabahatinden büyük bir açıklama yaparak; düzenlemenin “sadece evlenmiş; ama yaş şartı nedeniyle nikah yapamamış olanların, resmî nikahla evlenmeleri halinde uygulanacağı”nı söyledi. Tam o sırada, Ensar Vakfı’nın bir ilinin eski başkanı çocuk istismarı nedeniyle tutuklandı. 2 yaşında bir kız çocuğuna devlet yurdunda kalemle işkence yapıldığı ortaya çıktı. “Yeni Türkiye’de” yine sıradan ve yine ürküntü yaratıcı bir gündü.

Yasa tasarısı, “Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkıdaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur” şeklinde.  Yasa koyucu, niyetinin çocuk evliliklerini meşrulaştırmak olduğunu saklamıyor. Gözden kaçırdığı (ya da sakladığı) şey, zaten “çocuk evliliği” denilen şeyin tecavüz olduğu gerçeği. 12 ya da 17 yaşındaki bir kız çocuğunun evlenme iradesinin olamayacağı gerçeği. O kız çocuğuna yönelik cebir, tehdit, hileyi o mahkemelerdeki koca koca adamların anlayamayacağı gerçeği. Hatta o mahkemelerdeki koca koca adamların bizzat varlıklarının kız çocukları açısından bir cebir, tehdit ve hile unsuru olduğu gerçeği.

Çocukların ihmal ve istismardan korunması, devletin görevi ve çocukların hakkıdır. Uluslararası sözleşmeler gereği de bu böyledir, ancak toplumsal vicdan açısından daha da böyledir. Çocuk istismarı, insanlık suçudur. AKP bugün, bu suçu işleyenlere çanak tutmakta, yol vermekte kararlı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Adalet Bakanı’nın “bizim dönemimizde çocuk koruma konusunda önemli adımlar atıldı” dediği dönemde kayıt dışı çalışan yüzde 37.5’luk kesimin kaç tanesi kayıt içine alınamayacak kadar çocuktur, kaç çocuk işçi hayatını iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir, kaç tanesi çocuk cezaevleri denilen işkencehanelerde kendisini öldürmüştür, kaç kız ve oğlan çocuğu devlet yurtlarında ya da devlet tarafından denetlenmesi gereken yurtlarda kötü muamele, işkence ve tecavüze maruz kalmıştır? Biz neden bu rakamları önceki dönemle karşılaştırmak zorunda kalalım?

Ama hadi karşılaştıralım: Bir tek veriden bahsedelim. AKP’li Bakanın bir soru önergesine verdiği yanıta göre kadın cinayetleri 2003-2009 arasında yüzde 1400 artmıştır. Neden? Çünkü, çok net ki, AKP zihniyeti kadınları ve kız çocuklarını erkeklerin malı olarak görmektedir. Kadın bedeninin metalaştırılmasını da içeren nüfus politikaları, kürtajın fiilen yasaklanması, kadınların doğum kontrol yöntemlerine erişiminin sınırlandırılması, çocuk doğurmanın “özendirilmesine” yönelik tedbirler, kadınların ev eksenli çalışmalarının teşvik edilmesi vs. bütün bunlar, neoliberal muhafazakarlığın gerekleri olarak uygulanmaktadır. Bir başka deyişle, neoliberalizmle muhafazakarlığın kanı uyuşmuştur. Kol kola, geleceğin geçmişten daha kötü olamayacağına inananlara nanik yapmaktadırlar.

Şimdi, “yine kadın meselesini ortaya attıklarına göre bizden sakladıkları başka çok mühim şeyler var”, ya da “15 Temmuz sonrası Cumhuriyet Gazetesi’ne baskılar ve HDP eş genel başkanlarıyla birlikte milletvekillerinin tutuklanması gündemini değiştirmeye çalışıyorlar”, diyenlere sözüm: İki gözüm; bu mesele, çok mühimdir. O kadar mühimdir ki, daha mühim bir mesele yoktur. Devlet eliyle tecavüzün sistematikleştirilmesinden bahsettiğimiz için değil sadece, bu konu aynı zamanda erkek şiddeti altında yaşamaya zorlanan pek çok kadın için üç beş Bakanı ya da AKP iktidarını hedef alan 15 Temmuz’dan çok daha vahimdir, Rıza Sarraf’ın kaçırmasaydı yoksulların eline geçmeyecek olan milyon dolarlarından çok daha önemlidir. Kız çocuklarına “dokunulması”, hatta dokunulmasının düşünülmesi, bu kadar hak görülmesi bile, bir fay hattı yaratır /yaratmaktadır.

Bizim işimiz, öncelikle bu ucubenin durdurulmasını sağlamak, yenilerinin gelmesini engellemek için de tüm kadınların bir arada olabileceği en geniş zeminleri yeniden ve yorulmadan inşa etmektir. Tüm kazanımlarımızı en çok da kız-oğlan çocukları ve kadınlara saldırarak yerle yeksan eden ve böylece neoliberalizmin de çeşitli formlar altında devamını sağlayan bu saldırılara yanıt vermekten daha hayati hiçbir şey yoktur şu gün. Mücadele, sokakta kazanılacak. Gündelik yaşamda. Siyasetin inşa olduğu yerde. Başlarımızı akmakta olan hayata çevirebilirsek belki bunu daha net görebiliriz.

Bulunduğu kategori : Mor ve Gökkuşağı

Yazar hakkında