fortino ve ahmet neden gülümsüyor? -

Latin Amerika Edebiyatı’nın en büyük yazarlarından Carlos Fuentes, ‘’ Herkes, ölmemek için bir hikaye anlatmak ister, Şehrazad gibi. İnsanlığın en eski dürtülerinden biridir bu. Ölümü geciktirmenin bir yolu’’ der. Sonra felsefe derslerinde hakikat ve gerçek arasındaki farkı izah edebilmek için hep aynı örnek verilir: Gerçek olduğumu nereden anlıyorsun? Beş duyunla mı? Peki diyelim ki; Amazon ormanlarında yüzyıllık devasa bir ağaç, büyük bir gürültü kopararak yıkıldı. Ama kimse görmedi, duymadı, bilmiyor. Bu gerçek midir? Hakikat nedir? Gerçeğin kaygan zemininde başka bir dünyanın hayalini kuranlar ve hakikate giden o engebeli yolu mühim kılanın hakkını almak olduğuna inananlar için bir hikaye anlatmak, güçlülerin el koyup kuraklaştırdığı tarih ve belleğin topraklarında yemyeşil bir alan yaratmak değil de nedir? Tarih kazananların hikayelerini anlatmaya devam ederken, büyük anlatıların kırılgan gerçekleriyle dolu hakikatin çok uzağına düşen o yerde, kazanmak ve kaybetmenin anlamı da değişiyor oysa.  ‘Kaybedenler kaybetti.’ diyenlerin aleyhine, kaybettiği söylenenlerin lehine…  Varsın hakikat ulaşılmaz olsun, ölüm çoktan gerçekleşmiş olsun; hikayeler, fotoğraflar, şarkılar, sorular hafızalarda direnişi örmeye sabırla devam ediyor, hakkını er ya da geç ala ala.   

Meksikalı fotoğraf sanatçısı Agustin Victor Casasola bu fotoğrafı çekmeseydi eğer, Fortino Samano da unutulanların, ismini anacak hiç kimsesi kalmayanların ve nihayetinde bu dünyaya hiç uğramamış sayılanların arasına karışırdı belki. Henüz otuzuna bile gelmemiş Fortino Samano’nun bir duvara yaslanmış keyifle sigara içerkenki fotoğrafının ardındaki hikaye, tozlu bir müzedeki çerçeveye hapsolup kalırdı. Artık kimsenin duyamayacağı, göremeyeceği, bilemeyeceği hikayesiyle hınzırca bize gülümsemeye devam ederdi. Yunan müzisyen Thanasis Papakonstantinou her nasılsa Fortino’nun hikayesini öğrenip de bir şarkı yazmasaydı eğer, ‘Bu şarkı ne anlatıyor? Şu fotoğraftaki adam neden gülümsüyor?’ diye sorulmasaydı eğer Fortino’nun ta Meksika’dan bizim topraklara kadar gelmesi ne uzun sürerdi kimbilir.

Fortino Samano hakkında pek fazla yazılı kaynak yok ne yazık ki. Diktatör Porfirio Diaz ve Meksika burjuvazisinin temsilcisi Francisco Madero arasındaki iktidar kavgası sırasında patlak veren ve 20. yüzyılın ilk büyük devrimi olarak görülen Meksika Devrimi sırasında Emiliano Zapata ve Pancho Villa’yla birlikte topraksız köylülerin isyanına liderlik edenlerden biri Fortino Samano. Fortino’dan geriye sadece iki fotoğraf kalmış. Biri, elleri cebinde, sigarasını içerek gülümsediği fotoğraf. 1916’da hükümet tarafından yakalanıp kurşuna dizilmeden hemen önce çekilmiş. Fortino Samano, idam edilmeden önce son sigarasını içiyor. Diğer fotoğrafta ise Fortino’nun, silahlarını ona doğrultmuş askerlere karşı dimdik durduğunu görüyoruz, birazdan kurşun yağmuru altında yere yıkılacak.

Birkaç gün önce kaybettiğimiz Fransız yönetmen Alain Resnais’in bellek, hatırlama ve sorgulamaya dair baş yapıtı Geçen Yıl Marienbad’da filmindeki kahramanların isimleri yoktur. Filmin bir sahnesinde insanların gölgeleri varken, ağaçların gölgelerinin olmadığını görürüz. Resnais’in gölgelerle ve gölgesizlerle, geçmişle gelecek arasında kurulan ilişkide hafızanın sonsuzluğuna ve varoluşa dair bir gönderme yaptığına dair bir yorum okumuştum. Teknik bir meseleden ibaret yahut tuhaf bir tesadüf belki de, ama Fortino Samano’nun gölgesi yok fotoğrafta. ‘Noldu lan… Büyük adam olamadıysak, hayallerimizi satmadık ya!..’ yazan bir duvara elleri cebinde yaslanmış gülümseyen Ahmet Atakan’ın da gölgesi yok. Gölgeler ‘Vardım, varım, var olacağım! Daima!’ demek için terk etmişler orayı sanki; ölümün gecikmediği o anları terk edip başka bir dünyayı hatırlatmak, hafızamızı ve umudumuzu canlı tutmak için hikayelerini yüklenmişler, aramızda dolaşıyorlar. Cevabı kolay gözüken zor sorular düşürüyorlar aklımıza sonra: Fortino ve Ahmet, neden gülümsüyorlar acaba?

Dionysis Savvopoulos ve Thanasis Papakonstantinou; Fortino, Ahmet ve isimsizler için söylüyor: “O Fortino Samano”:

 

Fortino Samano son sigarasını içiyor ve düşünüyor

’Ben yaşamadığım her şeyim.

Gelmek üzere olan yağmurum

Bilinmeyen kadınların vücutlarını serinletecek yağmur…

Öyle ki, geceleri, yataklarında ateşler içinde inleyecekler:

Hangi Şaman getirdi bu yağmuru diye.’’

 

Askerlerden biri silahını doğrultmuş, düşünüyor

’’Basit bir hareketle yaşadığı her şeyi ondan çalabilirim.

Küçük bir tanrıyım ya da bir çeşit cin

Yarın tam da bu zamanlarda,

kanının üzerinde sürüngenler dolanıyor olacak, aynı benim gibi.’’

 

Son sigara da düşünüyor

’’Bir kahkaha olacağım eğlenen çocukların içine saklanmak için.

Ta ki zaman geçip de o çocuklardan biri

Namlulara doğru ’Özgürlük!’ diye haykırana kadar

İşte o zaman, kendimi yine bir sigara olarak onun dudaklarında bulacağım.’’

http://www.youtube.com/watch?v=jl0qJZ1rr4Q

 

 

 

 

Bulunduğu kategori : Ruhun Gıdası

Yazar hakkında