Filiz Kerestecioğlu ve Faysal Sarıyıldız ile Cizre’deki Durumun Değerlendirmesi -

Karşı Radyo, Cizre’de gelinen nokta ile ilgili Faysal Sarıyıldız ve Filiz Kerestecioğlu ikle görüştü.

-Filiz Hanım, Cizre hakkında bize bilgi verebilir misiniz? 10 gün içerisinde neler oldu, şu an neler oluyor? Sokağa çıkma yasağı kalktı…

-Evet. Şimdi 10 gün içerisinde aslında olanları genel olarak biliyorsunuz, gerçekten ciddi bir abluka altında. Halk sokaklara çıkamadı, gıdasını temin edemedi, kuyu suyu içmek zorunda kaldılar. Bu nedenle ishal vakaları görülmeye başlandı. Gerçekten sivil halk çok ciddi zarar gördü. Biz içerde olan vekillerden değildik. 4 gün boyunca İdil’de kaldık. Ama Cizre’de olan vekil arkadaşlarımız vardı. Onlar da dışarı çıkamadılar. Fakat onların anlattıkları özellikle çok ciddi şeyler… Bir mahalleden diğer mahalleye geçerken onların etrafına da kurşunların atıldığını ve zar zor geçtiklerini bugün aktardılar Cizre’de konuştuğumuzda. Herkes hüznü, sevinci, isyanı birlikte yaşadı. Hem ağlamaklı hemde bu sokağa çıkma yasağının kalkmasından dolayı sevinçliler. Özellikle Cudi Mahallesi’nde sivillerden çok sayıda ölen var. Onlar da keskin nişancılar tarafından öldürülen insanlar. Çocuklar, kadınlar yani bir kadın kapının önünde kayınvalidesine yardım etmek isterken çıkıyor o öldürülüyor. Aynı şekilde gördüğünüz fotoğrafları herhalde çocuk annesinin kucağında yaralıydı, annesi öldürüldü. Bu sabah bir çocuğun kolu mayın nedeniyle koptu. Aslında sayı olarak ifade etmek istemiyorum ama bu kadar kısa bir günde 23 kişi hayatını kaybetti. Bunların içerisinde çocuklar var, savunmasız insanlar… İnsan bütün bunlar ne diye soruyor. Sonuçta ne olursa olsun gerçekten görüşme olmadan diyalog olmadan bu sorun çözülebilecek bir sorun değil. Barışa ulaşmak gerekiyor ama ona ulaşmak içinde daha önce denenen 30-40 gündür denenen yöntemlerin artık denenmemesi gerekiyor. Biraz devletin de aklı olmalı ve ders almış olmalı yaptığı şeylerden. Biz 4 gün boyunca girmeye çalıştık. Ama bu aslında siyasi bir skandal… 2 bakanın 40 milletvekilinin bir şehre sokulmaması şehrin kapalı hale getirilmesi… Ben tarafsız olarak şöyle düşünüyorum gerçekten bizi sokmasalarda, gerçekten orada ne olduğunu görmek için kendi halklarının durumunu mağduriyetini görmek için bir bağımsız partili olmayan gözlemci heyeti ya da sağlıkçılar girseydi. Ama demek ki anlaşılıyor mesele bu değil. Şeffaf olduğunuzda başka şeyler görülecek orada. Aslında ciddi bir gözdağıydı oranın halkına diye düşünüyorum. Uzun kilometreler yürüdük bir şekilde kamuoyu etkisi oldu. Sonuçsuz kaldı diye düşünmüyorum ama gerçekten siyasi bir skandal. Valilerin telefona çıkmaması bakanların telefonlarına çıkılmaması gibi şeyler Türkiye tarihinde daha önce gördüğüm yaşanmış şeyler değil. Bugün ise Cizre’ye girdiğimizde biz bir gözlemci heyetiydik orada arkadaşlarımız var onlarda raporlar tutacaklar hukukçularda gittiler onlarda incelemelerde bulunacaklar. Sağlıkçılar gittiler umarım yaraları çabuk sarılır oranın. Biz halkla buluştuk çok büyük coşkulu bir karşılama vardı. Söyleyebileceklerim bunlar. Umarım başka yerlerde tekrar yaşanmaz ve bir an önce görüşmelere geri dönülür.

 


 

 

-Faysal Bey, dün sayın Tuncel ve Kürkçü ile konuştuk bölgede yaşananlara dair. Siz bu süreçte içeride olan milletvekillerinden bir tanesisiniz. Ayrıca bölge milletvekilisiniz. Ne yaşandı Cizre’de 10 gün boyunca?

-Aslında Cizre 8 gün boyunca devlet vahşetini en yoğun şekilde yaşandığı, 20 üzerinde insanın katledildiği 100’ün üzerinde insanın yaralandığı bir bölge… Tabii oradaki saldırının boyutu sadece bu değil, şehrin büyük bir kısmı kurşunlara dizildi, üzerinde kurşun mermi izi olmayan tek bir hane yok. Bunun yanı sıra bu şehir 8 gün boyunca dünyadan yalıtılmaya çalışıldı. Olup bitenlerin oradaki vahşetin bilinmemesi için dünyadan yalıtılmaya çalışıldı. Elektriği, suyu, telefonu, erzağı kesildi. Hastanelerin ve hastanede çalışan sağlık personellerinin işe gitmesine izin verilmedi. Acı bir şekilde 8 gün boyunca şiddetli bir işkence uygulandı. Çok insan yaşamını yitirdi. Aslında bu uygulamaların yasada yeri yok. Bu uygulamalar vahşet… Bugün yasaklar kalktığında biraz daha rahat dolaşma imkanımız oldu bu şehirde. Vahşetin katliamın boyutlarını daha iyi görebildik. Sokak aralarında katledilmiş kurşuna dizilmiş güvercin ve kediler vardı. Neredeyse hareket edilen her şey vurulmaya çalışılmış mahallede. Şu an hala dışarıdan bölgeye gelen sivil kitle örgütleri incelemelerini yapıyor. Raporlarını kamuyla paylaşacaklar o zaman daha iyi anlaşılır. Ama aslında Cizre vahşetini anlatan bir kare var. Annesi hastaneye, morga götüremediği için kızının cesedini buzdolabında tutmaya çalışıyor. Bu Cizre vahşetinin resmidir. Cizre’deki olup biten her şeyi en iyi anlatan fotoğraflardan biridir.

-Siz orada 11 milletvekili arkadaşınızla beraber neredeydiniz? Belediye binasında mıydınız, kamu görevlileriyle görüşebiliyor muydunuz? Emniyet güçleri sizinle hiç temas kurdular mı?

-Böylesi zamalarda, gerçi ilk kez böyle bir uygulama oluyor. İlk kez 8 gün boyunca sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Ülkede binlerce polis dışarıdan getirilmiş zırhlı aracıyla askeri taburla paletli tanklarla bu operasyon düzenleniyor. Ama böylesi zamanlarda genelde devlet bölgedeki seçilmişlerle her türlü ilişkisini kopartıyor. Diğer zamanlarda da valilerle diyaloğa pek yanaşmıyorlar. Böylesi zamanlarda ama o kanal tamamen kapanıyor. Mesela ağır yaralı olduğu halde hastaneye taşınması engellenen hastalar vardı. Onunla ilgili görüşmeye çalıştığımızda ulaşamadık. Biz bu durumu bakanlarımız üzerinden halletmeye çalıştık. Sağlık Bakanı’na İç İşleri Bakanı’na ulaşmaya çalıştık. Ama oradan da olumlu bir sonuç alamadık. Söz konusu olan yaralı ölü olunca biz ısrar etmeye çalıştık ama bugün cenazeyi yeni taşıdık. Cizre için şehrin çeşitli noktalarına konumlanmaya çalıştık arkadaşlarımızdan biri hastanedeydi. Çünkü hastaneye taşınan insanların hastane kapısında polis tarafından katledildiğine ilişkin tanıklıklarımız vardı. Silopi’de mobese kamerasına şu an savcılık el koymuş durumda soruşturmuyor, araştırmıyor. Araştırsa devletin polisinin insana, halka yaklaşımı net bir şekilde görülür. Öyle bir sıkıntı yaşanmasın diye hastanede bu süre boyunca arkadaşlarımız bulunuyor. Diğer arkadaşlar telefonun çektiği belediyedeydi. Bir grup arkadaşımızda bu ablukanın daha şiddetli uygulandığı Cudi ve Nur mahallesindeydi. Çok kısıtlı hareket alanımız vardı. Orada dönüp dolanıyorduk. Hergün onlarca hak ihlali, onlarca şiddet, onlarca vaka ile karşı karşıya geliyorduk.

-Son bir soru sayın Sarıyıldız. Bugün bi görüntü dolaşıyor twitterda bir zırhlı araç iki emniyet mensubu bir kabloyla yola bomba döşeme girişiminde bulunuyorlar. Bu arada da sağa sola ateş ediyorlar. Bu çok ilginç bir şey… Acaba planları devam ediyor mu orada tam bir sükunet sağlanabilir mi? Bu gece ne olur?

-Şu an sokağa çıkma yasağı dış kamuoyunun, halkımızın, Cizre’nin, dünyanın da buna artık yeter demesi sonucu kalktı ama şu anda hala polis ablukası tam anlamda kalkmış değil. Hala ölülerin olduğu mahallelerin köşe başlarında zırhlı araçlar duruyor. Bu yönelimle bu şiddetle ilgili endişelerimiz var. Bu zırhlı araçlar bölgeden çekilmedikçe bu ölümler bu şiddet devam edecek ve malesef buradaki ortam güvenli hale gelemeyecek. Dolayısıyla sadece sokağa çıkma yasağının kalktığını söyleyebiliriz, ablukayı gerçekleştiren polisin sayısı düşmüştür yani hala burada varlar.

-Sayın Sarıyıldız çok teşekkür ediyoruz. Umuyoruz ki yaşananlar son bulur.

-Teşekkürler, sağolun.

 

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar