ey idare, acelen ne? – evren işler – can atalay -

“Danıştay Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” 03.12.2013’te Meclis’e gönderildi. Bu tasarı ile özellikle idari yargılama alanında, usule ilişkin gibi görünen ama aslında hak arama özgürlüğünün temellerine saldırı niteliği taşıyan değişiklikler gündeme geldi.

Genel olarak bakıldığında; vatandaşların toplu dava açma imkanını ortadan kaldıran, dava açma ve kanun yoluna başvurma sürelerini kısaltan, “grup dava” ve “ivedi yargılama” kurumlarını getiren, temyiz kanun yoluna başvuru alanını kısıtlayan bu tasarı, idarenin hukuki denetimini ciddi şekilde daraltmakta ve hatta iddialı konuşursak idareyi denetimden muaf tutmaktadır.

Tasarının, halkın hak arama özgürlüğüne en büyük darbeyi vurduğu alanlar üç başlıkta toplanabilir;

  1. Toplu dava açılmasının engellenmesi, yoksul insanların idari yargıya başvurmasını imkansız hale getirecektir. Kendilerini ilgilendiren idari işlemler nedeni ile insanların beraber dava açabilmesi hukuk devletlerinde zorunluluktur. ÇED’e karşı açılan davalar, Sulukule – Balat gibi kentsel dönüşüme ilişkin davalar, Karadeniz’deki HES davaları toplu davaların örnekleridir. Bu örnekler toplu davaların, hem hukuken hem de toplumsal olarak ne denli önemli olduğunu ortaya koymakta ve idarenin neden toplu dava açılmasını engellemeye çalıştığını da anlamamızı kolaylaştırmaktadır.

 

  1. Tasarıdaki bir diğer önemli değişiklik, dava açma ve kanun yoluna başvurma sürelerinin kısaltılmasıdır. Ülkemiz pratiğinde idarenin yaptığı işlemleri gizlemeyi tercih etmekte olduğu da dikkate alındığında, dava açma sürelerinin kısaltılması vatandaşın hak arama yoluna başvurmasını imkansız hale getirecektir.

 

  1. Tasarıda yer akan “ivedi yargılama” düzenlemesi, yargılama faaliyetini göstermelik süreçlere indirgeyip işin esasını umursamayan bir anlayışı yansıtmaktadır. Düzenlemenin bütününde “bir an önce karar verelim de ne olursa olsun” düşüncesi kendisini göstermektedir. Tasarı ile kısaltılan dava açma süreleri ivedi yargılamada daha da kısaltılmakta, ivedi yargılama söz konusu ise yürütmenin durdurulması ile ilgili kararlara itiraz edilememektedir. Tasarıya göre İhale işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında yapılan satış, tahsis ve kiralama işleri, Çevre Kanunu uyarınca tesis edilen çevresel etki değerlendirme işlemleri, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca alınan Bakanlar Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında “ivedi yargılama” usulü uygulanacaktır. İvedi yargılanacak bütün alanların çevre, sağlık, barınma gibi son dönemlerde toplumsal mücadelenin temellendiği alanlar olması ve akçeli işlere temas etmesi,  siyasi iktidarın acelesinin ne olduğunu göstermektedir.

 

Yargılama faaliyeti açısından usul önemlidir ve esası belirler. Tasarı ile  idari yargılama usulünde yapılan değişiklikler, idari yargılamanın özüne temas etmekte ve idarenin işlem ve eylemlerinin denetlenmemesi sonucunu doğrumaktadır. Bu nedenle de, hem hukukçular hem de bütün yurttaşlar açısından “Danıştay Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın geri çektirilmesi, önemli bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

İdare hukukunda, son yirmi yıldır sürekli ve düzenli bir geriye gidiş yaşanmaktadır. Bu anlamda; 2010 Anayasa referandumundaki en önemli kayıpların idare hukuku alanında yaşandığı, 3. Yargı paketiyle getirilen 6352 sayılı yasa ile yürütmenin durdurulmasına ilişkin esaslı bir kötüye gidiş olduğu, Afet Kanununda yer alan düzenlemeler nedeni ile kent mekanı ile ilgili başlıkların hukuken denetlenme olanağının fiilen yok edildiği unutulmamalıdır. Bütün bu gelişmelerin üzerine bir de bu tasarının yasalaşması; AKP patronajı eli ile yeniden düzenlenen Türkiye kapitalizmini hukuken kısmen de olsa sınırlayan son “engel”lerin de yok olması anlamına gelecektir. Halihazırda minimum seviyede olan hukuki sınırlamaların da ortadan kalkması, otokratik bir “demokrasi”ye doğru gidişin önemli adımlarından biri olacaktır.

 

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında