Evet, Kutadgu Bilig var… – İhsan Seddar Kaynar -

İçişleri Bakanı Efkan Ala, 26 Aralık’ta Diyarbakır’da Sivil Toplum Kuruluşları ile yaptığı toplantı ertesinde kameraların karşısına geçti. Bakanı Diyarbakır’a getiren; özerklik ilanları sonrasında bazı ilçe merkezlerinde devletin gücünü gösterdiği, polisin devriye attığı boş sokaklarda duvarlara yazılama yaptığı, dakika başı ölüm ya da yaralanma haberleri alındığı, sokağa çıkma yasakları ile şehirlerin savaş alanına döndüğü, insanların can güvenliğini ancak hendek kazarak sağlamaya çalıştığı bir ortamdı. Bakan Ala bu ortama rağmen; kameralar karşısında ne konuşacağını bilememenin verdiği çaresizlikle, bölgede yaşanan toplumsal gerçekliğin kenarında kalmayı tercih ederek; Diyarbakır’ın kültür hazinemizdeki yerini anlatmaya çalıştı.

Adı geçen basın açıklamasına Kutadgu Bilig’in nasıl dahil olduğunu anlamak mümkün değil. Efkan Ala, “Kutadgu Bilig” derken ağzından çıkanı kendi de bilemediği için, bir kaç başarısız tekrar yaptı. Biraz da mahcup olarak, yaşanan hadiselerin olumsuzluğu bahanesine sığındı ve hakkıyla “Kutadgu Bilig” diyemediğinden sitem etti. Tekrarlıyorum: Basın açıklamasına Kutadgu Bilig’in nasıl dahil olduğunu anlamak mümkün değil. Kutadgu Bilig var ya… Evet, böyle bir kitap var, ama bu kitabın Diyarbakır ile bir ilgisi yok. Gerçi “Divanü Lugâti’t-Türk”ün de Diyarbakır ile bir ilgisi yok. Neyin neyle ilgisi var ki zaten… (Bu yazıyı yazan) ben, Ünyeliyim. (Basın açıklamasını yapan) Efkan Ala, Erzurumlu. (Kitabı yazan) Mahmud, Kaşgarlı. (Kitabı keşfeden) Ali Emiri Efendi, Diyarbakırlı.

Ali Emiri Efendi, İstanbul-Fatih’de Macar Kardeşler Caddesi üzerindeki Millet Kütüphanesi’nin kurucusudur. Yüz sene kadar önce yaşadığı İstanbul şehrinde düzenli olarak dolaştığı sahaflardan birinde, Kaşgarlı Mahmud’un “Divanü Lugâti’t-Türk” eserini bularak; kültür dünyamıza kazandırmıştır. Bu, çok önemli bir keşiftir; ancak yüz sene önce bu keşfi yapanın bir Diyarbakırlı olmasının edebiyat tarihi için pek bir manası yoktur. Ta ki, Efkan Ala bu keşfi keşfetmeye çalışana kadar.

Erzurumlu İçişleri bakanı Efkan Ala’nın İstanbul’da kütüphanecilik yapan Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi ile Diyarbakır Valiliğinde basın açıklaması sırasında kurmaya çalıştığı ilişkide bahsetmesi gereken eser Kaşgarlı Mahmud’un Bağdat’ta yazdığı “Divanü Lugâti’t-Türk”tür. Ali Emiri Efendi, Kaşgarlı Mahmud’un “Divanü Lugâti’t-Türk” adlı eserini, sahaftan para karşılığı satın almak yolu ile keşfetmiştir. Çünkü Kaşgarlı Mahmud’un diğer eserleri gibi bu eserin de varlığına dair somut kanıt yoktu ve varlığı yüzyıllar boyunca tartışmalı olmuştu.

“Kutadgu Bilig” ile “Divanü Lugâti’t-Türk” arasındaki fark nedir?  Birincisi, eserlerin adları ve içerikleri farklıdır. Peki ortak yön nedir? Ali Emiri Efendi bu iki eserin de yazarı değildir.

Efkan Ala’nın CV’sinden görüldüğü kadarıyla bu edebiyat tarihi bilgilerine; kaymakam, şube müdürü, daire başkanı, vali, müsteşar, milletvekili ya da bakan olmak için ihtiyacı olmamıştır. On küsur yıldır muhafazakar iktidar görüntüsü veren AKP’nin, ülkenin içişlerini emanet ettiği bakandır; bölgede yaşanan savaşı görmezden gelip, dilinin dönmediği kitap adlarına sarılmasına şaşırmamak gerekir. Siyasette hamaset, en kısa yoldan hemşericilikle yapılır. Hemşericilik yapmak gerekiyorsa, bu Kaşgarlıların hakkıdır ve ne kadar gururlansalar azdır Mahmud’la. Denize düşenin de sarılacak bir şey bulduğu gibi, siyaseten düşenin de edebiyata sarıldığı açıktır. Bu durum, Efkan Ala’nın üyesi olduğu aynı hükümetin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun seçim meydanlarını dolduran kalabalıklarla Osmanlıca konuşmaya çalışmasına benziyor. Yaşadığımız her şey dikkat çekicidir; ama bu ikiyüzlülükler ısrarla göz kırpmaktadır…

Bulunduğu kategori : Ruhun Gıdası

Yazar hakkında

İlgili Yazılar