“eşlerimiz sessiz kaldıkları için öldüler” – h. burak öz -

 

Selda Sümer,  2 çocuğunun babası, 10 yıllık eşi Gazi Osman Sümer’i katliamın yaşandığı Soma Eynez’de maden ocağında kaybetti.  Eşine sevgisini şöyle anlatıyor Selda Sümer: “Biz birbirimize çok bağlıydık. 10 yıllık evli olmamıza rağmen ilk tanıştığımız zamanki gibi severdik birbirimizi. Ben ona güneşim derdim, güneş gibi aydınlatırdı, görmemi sağlardı, içimi ısıtırdı, benim ve çocuklarımın yaşam kaynağıydı.”

Selda Sümer, evinin güneşi olarak adlandırdığı eşini 13 Mayıs’ta kaybettikten sonra 9 yaşındaki Özgür ile 4 yaşındaki Oğuzhan’ın sorumluluğunu tek başına yüklenmek zorunda kaldı. Bir taraftan da verilen söz ve vaatlere kanmayarak, eşinin ölümünden sorumlu tuttuklarından hesap sormaya başladı. Eylemlere katıldı, tartaklandı, biber gazına maruz kaldı, tehdit edildi, gazetelerde haberleri yayımlandı.

Eşi Gazi Osman Sümer’in fotoğraflarıyla süslü evinde buluştuğumuzda, aldığı tehditlere karşın Selda Sümer’in gözlerinin içinde hiçbir korku belirtisi yoktu. Konuşmaya çekinmedi. Katliamla ilgili ilk sözü, ocakta felaketin ‘geliyorum’ dediği; ancak eşinin şikâyetlerinin dikkate alınmadığı oldu. Sümer, “Eşim sürekli söylüyordu ocağın içinin çok sıcak olduğunu, kömürün içten içe yandığını. Eve geldiğinde sanki giysileri suya girip çıkmış gibiydi. Bunu sürekli şikâyet ettikleri halde inip bakmadılar. Enerji Bakanı ‘Ben bilmiyordum, sorumlu değilim’ diyor, ama işçileri başka yerlere mitinglere götürmesini biliyorlardı” dedi.

“kareli gömlek dağıtırlardı”

Kucağında mızmızlanan 4 yaşındaki oğlu Oğuzhan’ı yatıştırdıktan sonra “Bizim eşlerimiz maden kölesiydi” diyerek konuşmasını sürdüren Sümer, “Eşlerimizi ‘falan kişi gelecek’ diye madenden terli terli çıkartıp, soğuk havada dışarıda saatlerce bekletiliyorlardı. Ertesi gün de kareli gömlek dağıtılıyordu, ‘falanca kişi gibi giysinler’ diye… İsim açıklamak istemiyorum, bu kişiyi beklemezseniz, ‘çıkışınızı alın gidin’ deniyordu. Bu kadar ezilen insanlar nasıl sesini duyuracaktı? Kim duyacaktı? Birlik olamadılar. Sessiz oldukları için öldüler. Ben de diyorum ki daha fazla kişi ölmesin, birlik beraberlik olsun. Ölen kişilerin analarına babalarına, hanımlarına, akrabalarına sesleniyorum,  sessiz kalmayın, sesimizi beraber duyuralım, daha fazla can yanmasın.  Sevdiklerimiz sessiz kaldıklarından öldüler” diye konuştu.

“sendikadan da şikâyetçiyim”

Soma Maden İşletmeleri sahibi ve yöneticilerinin, Türk Maden-İş yöneticilerinin, denetçilerin, Enerji ve Çalışma Bakanlığı’nın Eynez’de yaşanan katliamın sorumlusu olduğunu söyleyen Sümer, şöyle devam etti: “Bu kadar insanın çalıştığı bir yerde, bu ne tedbirsizlik, bu ne önemsizlik, acımasızlık! İnsanların canını hiçe saydılar!

Eşim anlatırdı, denetlemeciler kapının önünden bakıp çıkarmış.   Sendikadan da şikâyetçiyim. İnşallah vicdanı onları bırakmaz. Olay olduğu gün gururla çıkıp istifa ettiğini açıklıyor. Onur, gururmuş gibi bunu söylüyor. Her ay 50 TL aidat kesmesini biliyorsun. Sen neden sahip çıkmıyorsun? Sülük bunlar. Sömürdüler, sömürdüler, bizim eşlerimiz öldü. İşveren kadar, sendika da sorumlu bu yaşananlardan. ‘Sendika bizim maden’ diyor, ‘benim işçim’ demiyor. Bunların hepsini madene kapayıp, üstünü örtmek lazım. Bizim kocalarımızı çıkaran oldu, bunları çıkaran olmasın. Her biri için 301 kere müebbet istiyorum. ”

“tehdit ediyorlar, bana ne yapabilirler ki…”

Kısa bir soluklanmadan sonra, sessiz kalmadığı, eylemlere katıldığı için ‘çevreden tehdit aldığını’ (malum çevreyi ısrarlarıma karşın açıklıkla ifade etmiyor) da kaydeden Selda Sümer, “Bana ne yapabilirler ki… Ben zaten eşimi, canımı kaybetmişim.  Ben acının en büyüğünü yaşamışım. Korkunun en büyüğünü yaşamışım. Dehşetin, vahşetin en büyüğünü görmüşüm. Kırkağaç gibi yerde insanları üst üste yığmışlar, onu görmüşüm. Daha ne olabilir ki… Yalanın en büyüğünü görmüşüm. Hastane önünde oyalamalar, kandırmalar, ‘Yaşıyorlar, tamam şimdi çıkaracaklar’ falan, tüm bunları görmüşüm. Daha ne olabilir ya!” diyerek tepkisini dile getirdi.

‘bir çift ayakkabısı vardı’

“Bundan kötüsü var mı?” diyerek sorusuyla devam eden Selda Sümer’in “Bu kadar insan öldü, bu Soma yıkılır dedim. Bu kişilerin yanına kalmaz dedim.  Fakiriz ya hâlâ üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bir tane zenginin çocuğu ölsün, görün nasıl oluyor!” dedikten sonra gözleri doldu, “Eşimin sadece bir ayakkabısı vardı. Onu gördüm, boyamış. Ben onu gördükten sonra daha ne yapabilirler” diyerek ağlamaya başladı ve daha fazla konuşamadı, röportajı bitirmek zorunda kaldık.

 

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında