Duran Kalkan, HDP ve Barış – Hakan Tahmaz -

 

Türkiye 1 Kasım’da seçimlere gidiyor. 7 Haziran seçimlerinin parlayan yıldızı tartışmasız HDP. Ancak KCK yöneticilerinden Duran Kalkan, bu düşüncede olmadığını geçtiğimiz hafta Med Nuçe haber kanalına verdiği söyleşide açıkladı.

PKK’ye yapılan eylemsizlik çağırılarını  değerlendirdiği söyleşide  Duran Kalkan,  “HDP siyasette yeterince yaratıcı ve başarılı olamadı. Başkalarına çağrı yapıyorlar, ama kendileri neyi başardılar da çağrı yapıyorlar! Biraz gerçekçi olmaları lazım. Halkların, Kürt halkının temsilciliğini iyi yapmaları gerekli” diye konuştu.

İnsan inanamıyor. Bu sözler HDP’ye mi söylendi diye bir an düşünüyor. Kalkan’ın bu değerlendirmesine HDP Eş Başkan’larından veya genel merkez yöneticilerinden hiç bir yanıt gelmedi.   Yanıt verilmemesini bir zafiyet olarak değerlendirmek mümkündür.  Seçim öncesi böylesi bir tartışma partiye ne kazanır çok beli değil.

Konu köşe yazılarına taşındı. Bu, KCK yöneticilerinin HDP’ye yönelik ilk sert eleştirileri değil. Daha öncede Duran Kalkan ve Mustafa Karasu benzer eleştiriler yaptılar. Eleştiri yapan Kandil olunca gereğinden fazla dikkat çekiyor. Çeşitli anlamlar yükleniyor. Ortada bir özensizlik ve fazlasıyla Türkiye siyasetini eksik değerlendirme ve ayar verme vakası olduğu bir gerçek.

Kalkan’ın sorduğu,  HDP neyi başardı sorusu haksız ve yanlış bir soru. Bu, demokratik siyaseti ve elde edilen başarıyı değersizleştiren,  önemsizleştiren bir dil ve yaklaşım. Barışı zora sokan bir tarz.

Liberal ve demokrat Köşe yazarlarının  dili ve yaklaşımı ise en az Kalkan’ınki kadar sorunlu. Fazlasıyla üstten ve nobran.  Kalkan’ı eleştirdikleri noktaya düşmüş durumdalar. HDP-Kürt siyaseti ilişkisini, HDP’nin konumlanış biçimini ve sessizliğini hiç dikkate almayan bir yaklaşım.  HDP başarısının esas mimarı olan Kürt seçmenini yok saymak ve HDP seçmenin yüzde birlik beyaz kesimini merkeze koymak hem HDP’ye hem de tarafgili oldukları Selocan’a büyük zarar verir.

Lakin Duran Kalkan’ın sözünü ettiğimiz söyleşisinin gözden kaçan bir bölümü var. Açıklama kamuoyunun  “çatışmaların sonlandırması ve ellerin tetikten çekilmesi” talep ve  beklentisine dair yeni yaklaşım  getiriliyor.

Duran Kalkan’ın ”PKK’ye de, HPG-YJA Star güçlerine şu çağrıyı yapıyorum. Kesinlikle operasyona çıkmayan, gerillaya ve halka saldırmayan, siyasi yönetimle ilgilenmeyen, vatanı korumak adına sınırda, karakolda duran askerlere dönük saldırı yapmamalılar”  biçimindeki açıklaması ve buna uymayanlara yaptırım uygulanacağını ifade etmesi çatışmasızlığa giden yolun “tünelin uçundaki ışık ve ilk adımları” olarak görmek mümkün mü sorusunu sorduracak nitelikte.

Açıklamada polis gücüne yönelik bir belirsizlik var. Ama açıkça “bize yönelmeyen askere karşı silah kullanılmayacak” tutumu ve çağrısı var. Tarafların çatışmasızlığa dönüş için çeşitli temas ve arayış içinde olduğu bir süreçte KCK yöneticilerinden böylesi bir açıklama gelmesi arayış ve temasların bir sonucu olma olasılığı oldukça yüksek. Özellikle de Hükümet çevresinin çatışmasızlığa giden yolun ilk adımı PKK tarafından atılmalı beklentisine kamuoyu önünde verilen  bir yanıt olarak görmek mümkün. Bildiğimiz kadarıyla hükümet,  ilk günden itibaren bu kez Kandil’in kendi iradesiyle adım atmasını bekliyordu. Bu nedenle de faturası çok ağır bir yaklaşımla PKK lideri Abdullah Öcalan’ın devreye girmesine izin vermiyor.

Gördüğümüz kadarıyla hükümet, Kandil’in bu yaklaşımını çatışmasızlığa gidiş için yetersiz bulduğundan duymazlıktan geliyor. Kürt illerinin büyük bir kısmının yangın yerine dönüştüğü ve barut fıçısı olduğu bir dönemde AKP’nin bu rahatlığı insanı endişelendiriyor. Doğal olarak hangi büyük ve tehlikeli hesaplarla bu kadar rahat davranış sergileniyor sorusu akıllara geliyor. Belki de büyük bir sorumsuzluk, kin ve nefretle hareket ediliyor.

Ancak barış arayışı içerisinde olanları ve HDP-Kandil ilişkisi üzerine kalem oynatanları anlamak imkânsız. Önümüze gelen küçük fırsatları değerlendirmek uzak durmak veya imtina etmek rasyonel bir tutum olmaz.

 

 

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında