direnişteki güvenlik-sen üyesi ömür tekin ile konuştuk -

 

İşten çıkarılma ve direnişe geçiş sürecinizi anlatır mısınız?

Ö.T: Çankaya Belediyesi’nin Park ve Bahçeler biriminde 2 Temmuz Parkı’nda çalışıyorken 31 aralık 2013 tarihinde sgk çıkışım yapılarak iş akdim ihbarsız ve tamamen hukuksuz bir şekilde feshedilmiş. Ben bunu 4 Ocak’ta şirket yetkilisinin beni 6 Ocak günü yanına çağırmasıyla öğrenmiş oldum. O süre zarfında sigortasız bir şekilde çalıştırıldım. 6 Ocak tarihinde şirket yetkilisi şirketin ihale sürecinde olduğunu ve daralmaya gittiklerini öne sürerek işten çıkarıldığımı bildirdi. Aynı gün yerime bir başka özel güvenlik emekçisi arkadaşımın işe alındığını öğrendim. Yani ortada bir daralma söz konusu değildi. Şirket yetkilisiyle tekrar görüştüğümde ise bu kez Çankaya Belediyesinin benimle çalışmak istemediğini söyledi.

Komik olansa Çankaya Belediyesi’nin elinde beni işten çıkarmaya değer hiçbir tutanak veya kaydın olmayışıydı hatta haberleri dahi yoktu, bunu o zamanki belediye yönetimiyle yaptığımız görüşmelerden anladım. Tabii ki işten çıkarılmamın asıl nedeni hakkını arayan sendikalı bir işçi ve o işyerinde sendikal mücadelenin öncüsü olmamdı.

Çankaya Belediyesi üst işveren olmasına rağmen çözüme dönük herhangi olumlu bir adım atmayınca 97 gündür devam eden direnişimiz başladı. Çankaya Belediyesi önünde bir masa açtım ve imza topluyor, kamuoyu yaratmaya çalışıyorum. Direnişimizin başından itibaren taşeron şirketin hakkımda uydurduğu dedikodularına ve beni, mücadelemi ve sendikamı yıpratma girişimlerine muhatap oldum.

Tabii ki işten çıkarılma sebebim olarak taşeron şirketin ortaya koyduğu iddialar da temelsiz ve uydurmaydı. Ben de özel güvenlikçilerin yaşaya geldiği gibi kaderime boyun eğip gitmek istemedim. Başka bir seçenek daha vardı, o da direnmek… Sendikamla birlikte direniş kararı aldık. Her gün üst işverenim olan Çankaya Belediyesi önünde masa açacak ve orada bekleyecektim. Bu vesile ile kısa bir sürede ciddi bir kamuoyunu da oluşturabildik. Ayrıca direnişin başlarında her hafta Cumartesi günü Yüksel Caddesi’nden Çankaya Belediyesi önüne yürüyüşlerimiz oluyordu ama ülkenin hızlı değişen gündemi ve zaman zaman yaşanan toplumsal reflekslere ben de kayıtsız kalamıyorum bu nedenle yürüyüşlerimizi iptal ettik. Direnişimizin gerçekleştiği stantda müzik dinletileri ve sinevizyon gösterimleri yaptık. O masa sadece benim işe iademi talep eden bir masa değil, aynı zamanda diğer işçiler ve güvenlik emekçileri ile buluşma noktası oldu. Burada pek çok güvenlik işçisi ile tanışmış oldum, onlar da Güvenlik-Sen’den haberdar oldular. Hatta masada tanıştığımız güvenlik emekçilerinin işyerlerinde yeni örgütlenmeler geliştirebildik. Farklı iş kollarında çalışan işçilerle konuşma ve ortak sorunlarımızı tartışma şansımız oldu.

Direniş sürecinizde örgütlü muhalefetin desteği ne ölçüde oldu? Neler yapıldı ve neler yapılabilirdi?

Örgütlü muhalefetin desteği oldu elbette. Ancak bu desteğin diğer işçi direnişlerine oranla sınırlı kaldığını da söylemeliyim. Özel güvenlik emekçilerinin toplumda yaratılan imajından ve pek çok yerde takındığı anti-demokratik tutumlardan kaynaklı benim direnişim ile bağ kuramayan ve bu direnişin önemini kavrayamayan kesimler oldu. Güvenlik-Sen, işçilerin özörgütlülüğüne dayanan ve anti-militarist bir sendika. Ben de işçi sınıfının tarihsel mirası içinde direnen bir işiyim.  Özel güvenlik sektörü kamu kolluğuna yardımcı kolluk kuvveti olarak oluşturulduğu için özel güvenlik işçileri gerek kamu kolluğunun gerek patronun ve amirlerin emir komutasıyla toplumsal reflekslerin bastırılmasında da kullanılıyorlar. Ancak tam da bu noktada örgütlenmenin zeminini yaratmak gerekiyor. Bizler üniversitede parasız ve nitelikli eğitim isteyen öğrenciyle, fabrikada grev yapan işçiyle karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Emekçiyi emekçiye kırdıran taşeron sistemidir. Özel güvenlik işçilerinin böyle bir anlayışla örgütlenmesinin hem işçi sınıfının kazanımları hem de bu kazanımların toplumsal yansıması bakımından öneminin kavranması gerekiyor. Böyle bir kavrayış da ancak bu tip direnişler ve örgütlenmeler ile sağlanacak.

Çankaya Belediyesinin süreç karşısındaki tutumu ne oldu?

İlk etapta yaşanan hukuksuzluktan Çankaya Belediyesi’nin haberi yoktu. Daha sonra sendikamla birlikte gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonrasında haberdar oldu. Fakat ne yazık ki sağlıklı bir diyalog geliştirebildiğimiz söylenemez. Yerel seçimlerin de araya girmesi ile görüşmelerimiz kilitlenmişti. Şimdi belediyenin yeni yönetimi ile olumlu bir görüşme gerçekleştirebildik ve sonraki süreç konusunda da umutluyum.

Özel güvenlik emekçilerinin yaşadıkları sorunlar nelerdir?

Neredeyse günlük yaşamın her alanında özel güvenlik işçilerini görebilirsiniz. AVMler, bankalar, belediyeler, üniversiteler, hastaneler vb. birçok alanda taşeron ve güvencesiz olarak çalıştırılıyoruz. İş tanımının esnek tutulması özel güvenlik işçilerinin gerek kamu kolluğunun gerek patronun ve amirlerin emir komutasıyla toplumsal reflekslerin bastırılmasında da kullanılmasına zemin hazırlıyor. Patronların ve amirlerin iki dudağı arasında çalışıyoruz. İş tanımımızda olmayan işleri yapmamız isteniyor. En temel ihtiyaçlarımız dahi şirket tarafından karşılanmıyor. Keyfi uygulamalara, zaman zaman onur kırıcı muamelelere maruz kalıyoruz. Taşeronda çalıştığımız için ihale dönemlerinde maaş alamıyoruz. İşe devam edip edemeyeceğimiz belirsiz. Bu dönemlerde resmen bıçak sırtında yaşıyoruz. İhalelerde bir mal gibi alınıp satılmak istemiyoruz. Bizler insanız. Artık kaderimizi ihale masaları değil, kendimiz belirlemek istiyoruz.

 Bu alanda örgütlenmenin önündeki engeller nelerdir? Sizce nasıl aşılabilir?

Taşeron sistemi örgütlenmenin önündeki en büyük engeldir. Bu sistemin mutlaka yıkılması gerek. Bunun için de örgütlü mücadelemizi büyütmemiz gerekiyor. Örgütlenerek, haklarımızı ala ala taşeron sistemini yıkacağız. Öncelikle 11 aylık sözleşmelere razı olmamak gerekiyor, üst işverenlerimizi alt işveren (taşeron firma) ile yaptığı sözleşmelerde işçilerin haklarına dair maddeler koyması konusunda sıkıştırmalı, bu doğrultuda bir mücadele vermeliyiz. Özel güvenlik işçileri ister AVM olsun, ister hastane, ister belediye, çalıştıkları her yerde dış kapının mandalı muamelesi görüyorlar. Alttakinin de altı, üvey evlat gibiyiz.  Bizler özel güvenlik işçileri olarak önce kendimiz birlik olmalıyız. Farklı birimlerde, farklı vardiya sistemleriyle parçalara bölünmüş olan özel güvenlik işçileri öncelikle bir araya gelmeli ve taleplerini tek bir ses olarak haykırmalıdır. Tek bir seçeneğimiz var, o da örgütlenmek!

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında