Devam Ediyoruz! -

 

Seçimler oldu ve bitti. Düzen güçlerinin üç partisi elbette ki yeni hükümeti aralarındaki pazarlıkla kuracaklar. Biz Başlangıç olarak elimiz titremeden bir seçim pozisyonu ilan ettik, HDP’nin barajı yıkma hamlesine omuz verirken bu desteği 8 Haziran sonrası için toplumsal mücadeleler açısından biriktirecek bir tutum olarak kurguladık. Sandığı sokağa doğru bükerek süreci örgütlemenin, geniş kitlelere ulaşma potansiyeli olan seçim faaliyetini sosyalist hareketin kendi politik inşası için de bir kaldıraca dönüştürmenin yollarını aradık. Elimizden geldiğince bu pozisyon doğrultusunda girişimlerde bulunduk. Sonuçtan memnunuz. Peki, o zaman Nasıl Bir Başlangıç? başlıklı broşürümüzde kendimize hedef olarak belirlediğimiz, “sosyalist solu ideolojik politik bir referans noktası yapacak yeniden kuruluş sürecinin” seçim sonrasında neresindeyiz?

Broşürümüzde bu hedefin belli başlı mücadele veçhelerini saymış, bunların arasında “Kültür savaşının reddi” ve “Doğrudan Demokrasi alanlarını yaygınlaştırmanın” önemini vurgulamıştık. Bu iki başlıkta bizzat HDP’nin ulaşmayı başardığı seçmen demografisi ve seçim sürecinde bizim de parçası olduğumuz 10danSonra kampanyasının yordamı sayesinde yol kat edildiğini düşünüyoruz. HDP genellikle toplumun daha yoksul kesimlerinden oy alıyor ve bunlar arasındaki özellikle mezhepsel-kültürel ayrılıkları aşabiliyor. Bu seçimde kent yoksulları ile beyaz yakalı daha profesyonel işlerde çalışan emekçiler arasındaki ayrımları da yatay kesti. Böylelikle AKP’yi bunca yıldır iktidarda tutan toplumsal bloğu bir ölçüde parçalarken o blok içinde yer alagelmiş bazı unsurları “bizim mahalle” ile tanıştırdı. 10danSonra inisiyatifinin yerellerin kendi örgütlenmesine ve yatay işleyiş biçimine dayalı kampanyası da doğrudan demokrasiyi esas alan bir tarzın toplumsal mücadelelerde işlevselliğini gösterdi. Kampanyanın HDP’ye, dolayısıyla radikal demokrat bir seçim programına oy istenmesine rağmen, HDP’den örgütsel ve mali olarak özerk örgütlenmesi ise sosyalist yeniden inşa hedefini güdenlerin “ideolojik politik bağımsızlık” vurgusuyla hareket edebilmelerine olanak sağladı.

***

Bundan sonrasının acil görevi tabii ki “toplumsal alanda karşı siyasal tahkimat” için eylemli siyaset zeminleri oluşturmaktır. Bugün sosyalist yeniden inşa çabasının hedefleri açısından HDP’ye oy veren kitleye yönelmek ve bununla bağlantısız gibi görünse de emekçi sınıflar içinde uç vermeye başlayan mücadeleleri de kapsayacak bir yönelim belirlemek gerektiği ortadadır. HDP’ye yönelen oylarda ortaya çıkan ahalinin siyasal memnuniyetsizliğinin antikapitalist vurguları da olan kitle seferberliklerine tercüme olabilmesine olanak sağlayacak yerel toplumsal örgütlenmeler kısa vadeli hedeftir. Bunların hiç değilse bir ağ biçiminde birbiriyle ilişkilenmesi ise HDP’nin seçim barajını yıkmasının getirebileceği toplumsal özgüven sayesinde eskiden olduğundan bir nebze daha kolay ve reel olabilir. Bu yeni durumun olanaklarını (ve kuşkusuz parlamentarist tuzaklarını da) göz önünde bulundurarak bir siyasal strateji oluşturmak gerekir.

Birlik ve yeniden inşa ancak toplumsal mücadele ve sınıfsal direnişler içerisindeki birleşik eylem zeminleri aracılığıyla reel bir karakter kazanacaktır. Son yıllarda solun yaşadığı birçok deneyim, mevcut örgüt bürokrasilerini seferber etmekle yetinen yukarıdan inşa girişimlerinin başarısızlığa mahkûm olduğunu göstermiştir. Sosyalist solun tepede ve dar anlamda politik düzeyde gerçekleştirdiği birlik projelerinin artık ötesine geçmesi gerekmektedir. Öncelikli olarak toplumsal mücadele ve direniş alanlarında, o alanların somut ihtiyaç ve gerekleri doğrultusunda ve çoğulcu zeminlerde bir araya gelişler hedeflenmelidir. Ancak bu zeminler içinde ve bu zeminlerin arasında kurulacak ilişkilerin, bunların kışkırtacağı politik-programatik tartışmaların sol için gerçek bir yeniden derlenme ve harmanlanma imkânı sunabileceğini umabiliriz.

***

Seçimler ve HDP’nin başarısı solun birliği konusunda kimi önemli veriler sunmaktadır. HDP’nin barajı aşmasını sağlayan esas önemli faktörün Kürt Özgürlük Hareketinin, Kürdistan kadar metropollerde de Kürt halkını AKP karşısında mobilize etme başarısı olduğu açıktır. Bununla birlikte türlü araştırmaların gösterdiği oranlar, bir milyona yakın bir oyun batıda Türkiyelileşme stratejisine bir yanıt olarak Gezi isyanı sonrası ortamda, sosyal liberalinden sosyalistine en genel anlamıyla soldan ve özellikle ilk kez siyasallaşan gençlerden geldiğini ortaya koyuyor. Bu seçmen kesimi zaten daha önceki seçimlerde yarışan her türden sosyalist partinin oyunu almaya çalıştığı kesimdi. HDP bu oyu almayı, CHP’ye ya da siyasal apatiye kaptırmamayı başarmıştır. Bunların HDP’de kalıcı olması mümkündür. HDP, meclis grubu ve batıdaki örgütlenmesiyle bu kesimin siyasal faaliyet içinde bulunmasını kolaylaştırırsa hakikaten Türkiyelileşmeden bahsedilebilir. O zaman ihtiyaç hiç değilse toplumsal mücadele alanlarında Kürt Özgürlük Hareketiyle kimi sosyalist yapıların ittifakına dayalı hiyerarşik bir yapılanma değildir. Bu ihtiyaca nasıl karşılık verileceğine dair, kuşkusuz HDP-HDK kurullarından başlayarak seçimde HDP’yi destekleyenlere yayılan genel bir tartışma örgütlemeden karar verilemez. Bu tartışmanın sonuçları doğrultusunda batıda bir toplumsal örgütlenme formu hayata geçirilebilirse, toplumsal mücadele zeminleri buralarda da gelişebilir. Bunun olmadığı koşullarda ise bizlere düşen “Her Yerde Mücadele, Mecliste HDP” şiarı uyarınca özgürlüklerimize otoriter, müştereklerimize piyasacı tasallut karşısında dik durmak, emekçiler arasındaki dayanışma ve örgütlenmeyi güçlendirmektir.

Orta vadede HDP’ye oy verenlerle vermeyenlerin aynı siyasal yapı içinde durması mümkün olmayacaktır. Zira HDP’ye oy çağrısı yapılmaması bizzat solun statükocu önderliklerinin çabasının sonucudur. Bunların treni sallamaya devam edebilmesi için HDP’ye oy veren geniş kitleye kamusal olarak tövbe ettirmeleri gerekir. Daha seçim akşamı AKP-HDP koalisyonu için temennilerde bulunmuşlardır. Şimdilik, kimi meşru gerekçeler de icat edilerek bu liderliklerin etrafında durmasına rağmen açıkça HDP’ye oy vermeyi örgütleyen birkaç kişinin tasfiyesiyle yetinilebilir. Ama süreç muhakkak o siyasal zeminlerde bulunup HDP’ye oy veren herkesin burnunun sürtülmesiyle sonuçlanacaktır, ya da bu liderliklerin yıkılmasıyla…

Sonuçta genel seçim sonuçlarının getirdiği özgüven havasının ve geniş meclis grubunun kitle mücadelelerinin yükseltilmesi için kullanılması gerekir. HDP’nin kazanmış olduğu siyasal temsil gücü, toplumsal mücadele ve direnişlerin seslerinin meclise taşınması, kurumsal siyasetin popüler sokak siyasetinin çoğul talep ve eylemleriyle kuşatılması imkânını doğurmuştur. Bu imkânın gerçekleşmesi hiç kuşkusuz söz konusu mücadelelerin derlenmesini ve güçlenmesini sağlayacak demokratik, çoğulcu ve birleşik eylem zeminlerini inşa edebilmemize bağlı. Sosyalist solun böyle bir yönelime girmesi toplumdaki güçler dengesinin neoliberal dönemin başından beri ilk defa alt sınıflar lehine kısmen de olsa değişmesinin yolunu açabilir. Bu da devrim hedefiyle mücadele edenlerin umudunun biraz daha kuvvetlenmesine yol açar. Bizler de o güçle yolumuza devam ederiz, devrime odaklanarak…

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar