“Dalga dalga aydınlık olur, karanlığın üstüne yürürler” -

 

Yaşar Kemal’in çok bilinen deyişidir, “O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler”. Birileri hep gider; Yüzüklerin Efendisi’nde elfler o güzel gemilerine binip terk-i diyar eylerler, Yerdeniz’de kadim bilgeliğin taşıyıcısı ejderhalar çoktan uzak sahillere gitmişlerdir. Dönüşü olmayan gidişlerdir bunlar. Asil, azametli, biraz görkemli, biraz dokunaklı gidişler.

Ve bu ülkede “giden”, gitmek zorunda bırakılan çok sayıda bilim insanı olmuştur. Onların gidişi daha farklıdır, çünkü kendileri bir süreliğine gitse de duruşları, mücadeleleri örnek olmaya devam eder. Mücadeleleri kuru gürültü çıkarmalarından, derslerde politik ajitasyon yapmalarından filan kaynaklanmaz. O sözünü ettiğim insanlar yazdıklarıyla, söyledikleriyle nice tabuları sarsmaya çabalarlar. Zor bir iştir bu; yıllarca resmi ve gayrıresmi aygıtlarla, medya yoluyla, eğitim yoluyla, aile içinde, mahalle arasında insanların beynine kazınmış olan çarpık tarih bilgilerini, yalan yanlış siyaset yorumlarını, eşitsizlikçi toplum anlayışlarını, hakim ideoloji tarafından dayatılmış iktisadi teorileri, bin yıllardır kalıplaşmış cinsiyetçi bakış açılarını sarsmaya, eleştirel bir bakışı yerleştirmeye çalışırlar. Daha dün tabu olan bir konuyu bugün çeşitli boyutlarıyla tartışabiliyorsak, bunu sağlayan şu ya da bu hükümetin bahşettiği bir serbestlik filan değildir; o insanların yıllar boyu yaptıkları eleştirel çalışmalardır.

Ve liyakat kelimesinden elitizm sonucuna varan arkadaşlarım kusuruma bakmasın ama bu insanlar akademik nitelikleriyle de hayranlık uyandırırlar. Onların liyakati akademik statükonun dayattığı indekslerde yer edinme heves ve becerilerinden kaynaklanmaz; toplumsal çelişkileri dert edinerek, yerleşik normlara ve taşlaşmış teorilere karşı eleştirel bakışı geliştirerek akademik merak geliştirmeleri, bilimsel üretim yapmalarıdır onları değerli kılan. Şu ya da bu cemaatin, şirketin, uluslararası örgütün önlerine sunduğu imkânlarla “dostlar alışverişte görsün” yayınları yapmazlar. Uğraşarak, nice engellere göğüs gererek sömürülenden, ezilenden, sesi duyulmayandan yana tavır alırlar. Evet, bazen yanlış sorular da sorarlar, hepimizin sorduğu gibi; evet, bazen hatalı sonuçlara da ulaşırlar, hepimizin ulaştığı gibi. Öyle üstün insanlar, hatasız, pir-ü-pak varlıklar, mehdi benzeri kurtarıcılar filan değildirler. Ama çıkarı için veyahut gözü dönmüş tahammülsüzlüğüyle hocasını ya da meslekdaşını ihbar edenlerin de, ne idüğü belirsiz cemaatlere yıllar yılı yamanıp iktidarın ve hiyerarşik şebekelerinin önlerine serdiği tüm imkânlardan yararlananların da yanına bile yaklaşamayacakları bir haysiyete sahiptirler.

Tam da bu nedenlerle, “bu” güzel insanlar atlarına binip gitmezler. Şairin de söylediği gibi, dalga dalga aydınlık olurlar, karanlığın üstüne yürürler.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar