chiapas ayaklanması’nın yirminci yılında zapatistler, siyasetleri ve etkileri – dan la botz -

 Zapatistlerin önderliğindeki Chiapas Ayaklanması, yirmi yıl önce bu ay gerçekleşmişti. Peki bu ayaklanmanın ve Zapatistlerin önemi neydi? O dönemde ne gibi etkileri olmuştu? Nasıl bir siyasi miras oluşturdu? Zapatistlerin günümüz Meksika’sındaki rolü nedir?

Chiapas Ayaklanması bundan yirmi yıl önce, 1 Ocak 1994 sabahı Meksika’nın güney ucundaki bir eyalette başlamıştı. Ayaklanmaya o dönem henüz adı duyulmamış bir örgüt olan Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) ve gizemli sözcüsü Subcomandante Marcos öncülük ediyordu. Çoğu Mayalı gerillalardan oluşan ve yeterli silahları bulunmayan yaklaşık üç bin kişi ormanlardan çıkarak yarım düzine kenti ele geçirmiş, San Cristóbal de Las Casas şehrini kısa süreliğine işgal etmişti. EZLN’nin 1 Ocak tarihini seçmesinin bir sebebi vardı. 1994 yılının bu gününde Kanada, Meksika ve Birleşik Devletler arasında imzalanan Kuzey Atlantik Serbest Ticaret Antlaşması (NAFTA) yürürlüğe girmişti. EZLN isyancıları NAFTA’nın iptalini, Meksika hükümetinin iktidardan devrilmesini ve yeni bir anayasa hazırlamak üzere bir kurucu meclis oluşturulmasını talep ediyorlardı. Bazı gerilla birlikleri gazetecilere sosyalizm için savaştıklarını belirtmişti.

Chiapas Ayaklanması, o dönem sadece Meksika’da değil tüm dünyada muazzam bir yankı uyandırmıştı. EZLN komünizmin çöküşü ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki birkaç yıl içinde ilk silahlı sol mücadeleye öncülük etmişti. Solun sonu ve ‘tarihin sonu’ gibi iddiaların karşısına, Chiapas’taki Lacandón Ormanı’ndan yeni bir ses yükselmişti. Ayaklanma, Meksika’da işlerin yolunda gitmediğini de gözler önüne sermişti. Başkan Carlos Salinas, Dünya Ticaret Örgütü’nün öncüsü olan GATT’a katılarak, NAFTA’ya taraf olarak ve yüzlerce devlet kurumunu kapsayan bir özelleştirme siyasetini benimseyerek Meksika’nın Üçüncü Dünya ülkesi olmaktan kurtulacağını ve modern kapitalizmin Birinci Dünya Ülkeleri arasındaki yerini alacağını iddia ediyordu. Chiapas Ayaklanması ve EZLN Manifestoları, Meksika kırsalındaki sefaleti ve özellikle de yerlilerin yoksulluğunu dünyanın gözleri önüne sermişti.

Bu arada, bir ay önce göreve gelen yeni Devlet Başkanı Ernesto Zedillo, ayaklanmayı bastırmak üzere hemen Meksika ordusunu ve hava kuvvetlerini görevlendirmişti. Bunun üzerine Meksika’nın her yerinde on binlerce kişi meydanlara çıkarak, Zedillo’nun çoğunluğu Maya yerlilerinden oluşan isyancılara yönelik askeri saldırıları durdurması talebiyle protestolar gerçekleştirmişti. Sonraki 12 gün içinde Zedillo saldırıya son verdi ve EZLN ateşkes kararı aldı. Bu ateşkes, Chiapas’ta yirmi yıl sürecek bir açmazın da başlangıcıydı.

Bundan birkaç ay sonra Zapatistler bir tür anket veya referandum olarak nitelendirilebilecek bir konsulta yaptı ve Meksika toplumunda nasıl bir rol oynamaları gerektiğini halka danıştı. Konsulta’ya katılan yüz binlerce kişinin çoğunluğu EZLN’nin silahsızlanarak Meksika’nın sosyal ve politik yaşamına aktif katılımını talep ediyordu. Zedillo’nun orduyu müdahil etmesine tepki olarak gelişen ilk protesto dalgası ve konsulta’nın sonuçları beraber ele alındığında, Meksika halkının silahlı şiddeti tamamen reddettiği görülmekteydi. 1910-1920 yılları arasındaki Meksika Devrimi’nde bir milyon insan ölmüş, toplam nüfusu o yıllarda 13 milyon olan ülkeden bir milyon kişi de göç etmek zorunda kalmıştı. İster devrimci ister karşı devrimci olsun, şiddet toplumsal hafızada yer etmişti ve görünen o ki hiç kimse aynı deneyimleri yaşamak istemiyordu.

Meksika için ufukta silahlı bir devrim görünmüyordu. Zapatistler silah bırakmayı reddetmelerine rağmen son yirmi yıl içinde hiç silah kullanmadılar. EZLN’nin kesintisiz mücadelesi başka biçimlerde devam etti.

 

zapatistler kimdi?

Zapatistler, Kasım 1983’te Meksika’nın kuzeyinde bir grup solcu aktivist tarafından kuruldu. Meksika solu, uzun bir silahlı ayaklanma geleneğine sahipti. Bu geleneğin geçmişini işgale kadar sürmek mümkün. Ancak Meksika Devrimi’nin milliyetçi mirası kuşkusuz çok daha ön plandaydı. Bununla birlikte, 1959’daki Küba Devrimi’nin ve Latin Amerika genelinde türlü felaketlere sebep olan (Fransız yazar Régis Debray’in popülerleştirdiği) Ernesto “Che” Guevara’nın foco teorisinin etkisi de olmuştu.

Meksika genelinde 1970’lerde ve 1980’lerin başında birçok irili ufaklı kırsal veya kentli gerilla grubu tespit etmek mümkündü. Bunlardan bazıları kendilerini Marksist Leninist olarak tanımlıyor, Meksika milliyetçiliğinin sol yorumlarını Küba’dan alınan foco teorisiyle veya kimi zaman da Mao’nun uzun süreli halk savaşı fikriyle birleştiriyordu. Meksika’da 1970’li yıllarda bu cepheden yüzlerce genç kadın ve erkek zorla kaybettirilmiş ve öldürülmüştü. Zapatistlerin kökleri böyle bir siyasi ortama uzanmaktadır. Örgüt ilk olarak, Cezayir devriminden sonra birçok ülkenin sol yapılanmalarında yaygın bir isme dönüşen Ulusal Kurtuluş Ordusu adını almıştı. Chiapas’a taşınmalarının ardından, örgütün adına Meksika Devrimi esnasındaki devrimci köylü hareketi lideri Emiliano Zapata’dan esinle Zapatista sözcüğünü eklediler.

1980’lerde örgüt operasyonlarını güney Meksika’daki Chiapas eyaletine taşıma kararı aldı. Bu eyalet, birkaç değişik Mayalı grubun oluşturduğu hayli kalabalık bir yerli nüfusa sahipti. O yıllarda Meksika’nın geri kalanında olduğu gibi, Kurumsal Devrimci Parti (PRI) hükümetin her seviyesinde güç sahibiydi. Ayrıca işçi ve köylü birliklerinin yanı sıra çeşitli yerli gruplar üzerinde de kontrolü vardı. Ancak bir toplumsal alternatif doğmaktaydı. 1959 yılından beri Chiapas Piskoposu olan Samuel Ruíz, hem İkinci Vatikan Konsili’ne (1962-1965) hem de Medellín Latin Amerika Piskoposları Konferansı’na (1968) katılmış, Kilise’nin fakirlerin yanında olması gerektiği fikrine dayanan Kurtuluş Teolojisi’nin içinde yer almış bir din adamıydı.

Ruíz’in önderliğinde Chiapas Katolik Kilisesi, yerli halkın sadece ruhlarının kurtuluşuna değil, maddi koşullarının iyileştirilmesine ve hem sosyal hem politik statülerinin düzeltilmesine dair çalışmalar başlattı. Kilise’nin dini eğitmenleri Kutsal Kitap rehberliklerinin yanında, yerli halkın yeşermekte olan toplumsal hareketlerini de örgütlüyordu. Zapatistler kendilerini böyle bir ortama eklemleyerek, Ruíz’in de gizli desteğiyle, eğitmenlerle ve diğer yerli önderlerle yakın çalıştılar. Ruíz, Zapatistlerin amaçlarını desteklemesine rağmen silahlı ayaklanma fikrini benimseyemediğini belirtmiş, fakat EZLN örgütlenmesinin de önüne geçmemişti. Dolayısıyla yaklaşık on yıl boyunca Zapatistler Chiapas’ta kendi örgütlerini kurmuş, Mayalı ve mestizo aktivistleri örgütleyerek ve silahlı ayaklanma için plan oluşturmuşlardır.

 

zapatistler neye inanıyordu?

Zapatistler 1 Ocak 1994’te ayaklandıklarında akıllarında ne vardı? Güney Meksika’da bir kıvılcım yaratırlarsa, bu kıvılcımın ülke genelinde bir yangına dönüşebileceğine inanıyorlardı. Zapatistler “eylemli propaganda” kavramına aşina olsun veya olmasın, bu, 19. yüzyıl anarşist literatüründeki bu kavramın karşılığıydı. Ayrıca, kırlarda devrim ateşini yakacak olan Sierra devrimcilerine dayanan foco fikriyle de benzerlik göstermekteydi. Sömürülmüş ve ezilmiş olan halkın, onlara yol gösterecek ve feyz alacakları epik bir devrimci mücadele bekledikleri, böyle bir örneğin ortaya çıkmasıyla birlikte de ayaklanacakları ve kapitalizmi silecekleri fikrine dayanmaktaydı. 1994 yılının ilk aylarında, Meksika halkının ne Zapatistlerin peşinden gitmeye ne de ayaklanmaya hazır olduğu görülmüştür. Milyonlarca kişi yoksulluk ve onur kırıcı koşullar gibi yerli halkın mustarip olduğu sorunları anlamasına ve paylaşmasına karşın, silahlı mücadele fikrini reddediyordu. Meksika, toplumsal değişimin sadece birkaç kişinin kahramanlık eylemleriyle değil, yıllar süren örgütlenme, eğitim ve propaganda faaliyetleriyle gerçekleşebileceği herhangi bir ülkeden farksızdı. Halkın devrimle gelecek değişikliğe hazır hale gelmesinden önce toplumun temelinde küçük çaplı faaliyetler yapılması gerekirdi.

Ağustos 1994’te Zapatistler ormandaki sığınaklarında bir konvansiyon düzenleyerek Meksikalı entelektüel, yazar, sanatçı, akademisyen ve sosyal hareket aktivistlerinden oluşan yaklaşık iki bin kişilik bir grubu davet ettiler. Davet edilenler arasında Amerika Birleşik Devletleri’nden birkaç resmî delege de bulunuyordu. Ben de bunlardan biriydim. San Cristóbal’a ulaştığımızda, hükümetin bağışladığı halk otobüsleri ile konvansiyona hareket ettik. Orada, muhtemelen yine devlet ve Federal Elektrik Komisyonu tarafından sağlanan stadyum ışıklarıyla aydınlatılmış bir sahnede yapılan bir törene katıldık. Marcos yaklaşık 12’ye 6 metre ebadında devasa bir Meksika bayrağının önünde konuşma yapıyordu. Bu sırada Zapatist askerler (kimileri postal, çoğu takunya ve bir kısmı da çıplak ayaklarla), ellerinde gerçek silah yerine ahşap tüfekler taşıyarak platformun önünde uygun adım yürüyordu.Devasa Meksika bayrağı ve Marcos’un kullandığı retoriğe bakıldığında EZLN’nin radikal milliyetçi ve yerli halkların haklarını savunan bir örgüt olduğu görülüyordu. Yeni bir anayasa yazmak üzere kurucu meclis oluşturulması için çağrı yapılıyor, fakat sosyalizmin lafı hiç geçmiyordu. Alışılmışın dışında bir şekilde tören, ışıkların kesildiği ve çadırların yıkıldığı, eşi benzeri sadece kutsal kitaplarda görülebilecek bir tropik yağmurla sona erdi. EZLN’nin siyaseti hâlâ şekillenmekteydi.

Zapatistlerin bir devrim başlatmaktaki başarısızlığı ve operasyonlarını yürüttükleri bölgenin Meksika ordusu tarafından kuşatılması, geri çekilmelerine ve üslerinin bulunduğu vadilerde ikamet eden yerli ve yoksul halka sığınmalarına sebep oldu. Zapatistler, yıllardır gizlice yürüttükleri her şeyi şimdi daha açık bir şekilde yapıyorlar, kendilerine destek veren yerlileri ve mestizoları bir çeşit kurtarılmış bölge meydana getiren topluluklarda örgütlüyorlardı. Bu kurtarılmış bölge, Zapatistleri desteklemeyen başka yerli ve mestizo toplulukları da barındırıyor ve zaman zaman etrafını çeviren ordunun tacizlerine maruz kalıyordu.

1990 ve 2000’li yıllar boyunca Zapatistler, geleneksel kıyafetlerini kuşanıp silahlı askerleri köylerinden kovan yerli kadınların ön planda olduğu inanılmaz eylemler düzenlediler. EZLN, Chiapas’ta bir yerli buluşması için çağrı yaparak Ulusal Yerli Halklar Kongresi’nin yolunu açan yerli halk toplantılarının düzenlenmesine zemin hazırladı. Aylar süren müzakere sürecinin ardından 16 Şubat 1996’da Zapatistler ile Ernesto Zedillo başkanlığındaki hükümet arasında San Andrés Antlaşması gündeme geldi. Bu antlaşma Chiapas’taki Maya halkına özerklik, tanınma ve çeşitli haklar sunuyordu. Ancak Meksika Kongresi antlaşmayı benimsemedi ve kısa bir süre sonra Zedillo hükümeti de antlaşmayı ihlal etti. Bunun üzerine Zapatistler müzakerelerde daha fazla yer almayacaklarını açıklayarak tekrardan vadilere çekildiler.

Zapatistler ve destekçileri, köylerde kadınların eşit rollere sahip olduğu yeni demokratik örgütlenme biçimleri geliştirdiklerini öne sürdüler. Marcos ve diğer EZLN sözcüleri, köylerden başlayarak aşağıdan yukarı doğru yeni bir toplumsal yapılanma süreci içinde olduklarını belirttiler. Zapatistler, PRI’nin kontrolündeki devlet kurumlarından uzak durarak, son derece kısıtlı ekonomik kaynaklarla devlet kurumlarına alternatif kendi okullarını ve yerel yönetimlerini kurdular. Marcos ve Zapatistler yeni bir retorik geliştirmeye ve mandar obedeciendo denilen yeni bir ideoloji benimsemeye başlamışlardı. Buna göre, halk kararları alıyor, liderlerse sadece görüşlerini ifade ediyor ve halkın isteklerini yerine getiriyorlardı. Birçoğumuzun inandığı ve uğruna mücadele ettiği aşağıdan sosyalizm modeli burada görülüyordu.

1990’ların sonunda bir avukat ve sosyolog olan John Holloway, Zapatistlerin fikirlerini hem yaygınlaştırdığı hem de tartıştığı “Zapatista! Meksika’da Devrimi Yeniden Keşfetmek” adlı bir kitap yayımladı. Solda son derece popüler olan bu kitapta Holloway, EZLN’nin kısmen yerli halkın fikirlerinin tesiri altında kalarak, proletaryanın siyasal iktidarı hedeflediği eski Marksist paradigmayı reddettiğini belirtir. Holloway’e göre Zapatistler, anarşizmle daha çok ortak noktası bulunan yeni bir devrim kuramı ve pratiği geliştiriyordu: herhangi bir sınıftan, herhangi bir kişi bulunduğu yerde kurtarılmış bir topluluk oluşturabilirdi.Zapatistler, Chiapas’ın ırak topluluklarında kapitalizme bu türden komüniter bir alternatif oluşturmaktaydılar.

Bir grup silahlı adamın yerli halkla iç içe yaşadığı Chiapas vadilerindeki köylerde gerçekte neler olduğunu yabancıların görmesi ve anlaması çok zordu. EZLN’nin uzun süre silahlı bir gerilla örgütü olarak yerli halkın yanında ve onlarla iç içe yaşaması, akıllara şu soruları getiriyordu: Hareket ne kadar demokratikti? Kararlar gerçekte nasıl alınıyordu? Gerçek önderler kimlerdi? Çoğumuz için Chiapas’taki yerli siyaset dünyasına gerek fiziksel, gerek fikri gerekse psikolojik olarak girmenin imkânsızlığından ötürü, Zapatistlerin ve destekçilerinin verdiği cevapların doğruluğuna inanmak gerekiyordu.

Zapatistler üzerine yazan Holloway ve daha birçok kişiye göre, 1990’lı yıllarda başlayan ve 1999 yılında Seattle Çatışması olarak bilinen DTÖ karşıtı birleşik çevre-emek protestolarına uzanan Küresel Adalet Hareketi üzerinde Zapatistlerin muazzam etkisi olmuştu. Her yerde gençler Zapatistlerin kar maskelerinden ve kırmızı bandanalarından takıyor, kendilerini anarşizmle özdeşleştiriyorlardı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki her büyük kentte ve birçok üniversitede Zapatista destek grupları vardı. Özellikle Amerika’nın güneybatısındaki Meksikalı-Amerikalı gençlik Zapatistlerden ilham alıyordu. Zapatistlerin görünür olduğu bu on yıl süresince gençler arasında maskeli dolaşmak, silahlı mücadele ve eşitlikçi bir geleceğe doğru hızla ilerlemek gibi ütopik ve romantik fikirler yaygınlaşmış, birçoğu bu sayede aktivist olmuştu. Küresel Adalet Hareketi, İkiz Kuleler ve Pentagon’a yönelik kökten İslamcı teröristlerin gerçekleştirdiği 11 Eylül saldırıları ve Irak Savaşı ile birlikte birdenbire tüm bu fikirler sönümlendi. Bu olaylar, sağ görüşün aniden güçlenmesi, devletin yeni gözetim ve baskı mekanizmaları geliştirmesi ve Amerikan vatanseverliğinin ani yükselişi gibi durumların doğmasına sebep olmuştu. Artık halk dikkatini başka silahlı savaşçılara yöneltmişti. 

zapatistler ve hareket

Ayaklanmadan sonraki ilk birkaç yılda Meksika’da Zapatistler muazzam bir moral otoriteye sahiptiler. Meksika toplumunun büyük bölümü, cesaretleri ve yerlilerle birlikte, onlar için konuşmalarına saygı duyuyordu. Birçoğu Subcomandante Marcos’un, hem bir konuşmacı hem de bir yazar olarak müstehzi akli kıvraklığından ve yaratıcılığından büyülenmişti. Mexico City’nin zengin mahallelerindekilerden sınır kasabalarının yoksul mahallelerindekilere kadar Meksikalı gençler, duvarlara radikal grafitiler yaparken yeni bir Zapatist çalım edinmişlerdi. Zapatistler bu moral otoritelerinden kendilerini daha geniş Meksika toplumunun bir gücü olarak yansıtarak istifade etmeye çalıştılar.

Bu yıllarda Meksika’da yaşarken, Mexico City ve Tijuana’daki 1997’de kurulan ulusal örgüt Zapatista Ulusal Kurtuluş Cephesi mitinglerine katıldım. Bununla birlikte Zapatistler, yani çeşitli sol örgütler ve hareketlerin koalisyonu olacak gerçek bir cephe oluşturmaya ilgi göstermiyor gibiydiler. EZLN liderleri, çok sayıda toplumsal hareket, işçi sendikaları ve sol siyasal partinin bulunduğu bir ülkede koalisyon inşasının ver ve allarını zor buldular. EZLN’nin yarattıkları sözüm ona cepheye egemen olma ısrarı hiçbir zaman büyümemesi, popüler olamaması ve genel olarak Meksika toplumuna etki edememesi anlamına geldi.

EZLN aynı sıralarda işçi hareketindeki solcuların yardımıyla bir Zapatist işçi örgütlenmesi örgütlemeye çalıştı. Tanıdığım ve benimle konuşan işçi sendikaları aktivistleri bana, sadece bürokratik oldukları için değil kısmen de sendikalarda seçimler yapıldığı ve EZLN’nin seçimlere ve oy vermeye inanmadığı için Zapatistlerin mevcut işçi sendikalarına katılmaya karşı olduklarını anlattılar. Sendikalar ve onların mevcut yapılanmalarıyla ve işçi örgütlerinin tabanıyla ilgilenmeye gönülsüz olan Zapatist işçi örgütü ölü doğmuştu. Zapatistlerin kendilerini Meksika toplumunun bir siyasal gücüne dönüştürme çabası tamamen başarısızlığa uğradı ve onlar bir kez daha kendilerini Chiapas’ın vadilerine çektiler.

Zapatistler Chiapas ve başka bazı bölgelerde, Caracoles y Juntas de Buen Gobierno olarak adlandırdıkları otonom belediyelerini örgütlemekte daha başarılı oldular. Neredeyse bütün bu topluluklar Chiapas’ta iken, Zapatistler başka eyaletlerdeki bazılarını da esinlediler ve 2003 Realidad Tijuana Planı’nda Meksika’daki özgürleşmiş topluluklar takımadalarını ulus içerisinde ortaya çıkmakta olan bir özgür ulus olarak örgütlemeyi önerdiler. Plan hiçbir zaman başarılı olmuş olmasa da Zapatistler Chiapas’ta kendi otonom topluluklarını örgütlemeye devam etmekteler.

ezln ve ulusal seçimler

2000 yılı seçimleri yaklaştığında EZLN ne iki sağ partiyi -Ulusal Eylem Partisi (PAN) ve Kurumsal Devrimci Parti (PRI)- ne de Cuauhtémoc Cárdenas liderliğindeki sol kanat Demokratik Devrim Partisi’ni (PRD) destekleyeceğini duyurdu. 1988 ve 1994 yıllarında başkanlık adayı olmuş Cárdenas, solda muazzam derecede popüler olarak kalmaya devam etmişti. Çok sayıda insan Zapatistlerin onu destekleyeceğini umdu. Öte yandan devrimci sol örgütlenmeler Cárdenas’ı ya da bağımsız bir sosyalist adayı destekleme meselesinde bölünmüş durumdalardı. Bununla birlikte EZLN seçimleri genel olarak reddetmekte ve Marcos, Meksika’nın her kumaştan siyasal partisini uzlaşmacı ve yoz olarak şiddetle eleştirmekteydi.

Yine de seçimin Zapatistler için alakasız olmadığı ortaya çıktı. PAN’ın adayı Vicente Fox, PRI’nin yetmiş yıllık iktidarına son vererek seçimi büyük bir çoğunlukla kazanıp başkan olduğunda, Zapatistler bu görünüşteki yeni siyasal açılımdan istifade etmeye karar verdi. Zapatistler, Mexico City’ye ve onun temsilcilerine gittiler ve tarihsel bir hareketle Meksika Kongresi’nde San Andrés Anlaşması’nda yer alan ilkelerin gerçekleştirilmesini talep eden bir konuşma gerçekleştirdiler. Fox EZLN’ye belli bir sempati gösterse de Meksika Kongresi’nden yeni bir şey gelmeyecekti.

 

“öteki kampanya”

2006’da yeni başkanlık seçimleri yaşandığında Marcos ve EZLN farklı bir yaklaşım benimsedi. Bir kez daha, Meksika solunun büyük bölümü EZLN’nin, NAFTA, neoliberalizm ve PRI ve PAN’ın yozlaşması hakkında oldukça sert konuşan PRD’nin sol adayı Andrés Manuel López Obrador’u destekleyeceğini umdu. Hem seçimleri hem de mevcut partileri hâlâ reddeden EZLN’nin başka planları vardı. Marcos  Otra Campaña’nın (Öteki Kampanya) örgütlenmesini duyurdu. Diğer partilerin aksine ELZN kendi adaylarını ortaya sürmeyecek ve diğer partilerin adaylarını desteklemeyecekti, fakat bunun yerine Meksika hükümeti ve kapitalizm karşıtı bir söylemle ülkeyi dolaşan bir kampanya organize edecekti.

EZLN’nin Öteki Kampanya’sı Troçkist Devrimci İşçi Partisi’nden (PRT) Marksist Leninist Komünist Partisi (CPML) içerisindeki Enver Hoca taraftarlarına dek farklı başka sol gruplar tarafından da desteklendi. Kampanya, en önemlisi Meksiko eyaletindeki San Salvador Atenco’daki çalkantı olmak üzere bir dizi dramatik toplumsal çatışmanın yaşandığı bir döneme denk geldi. Polis çiçek satıcılarını ve başka bazı satıcıları bastırdığında Toprağı Savunmak için Halkların Cephesi EZLN’yi desteğe çağırdı. Marcos ve EZLN binlerce destekçiyle birlikte boy gösterdi. Öteki Kampanya boyunca Marcos ve diğer konuşmacılar ülke çapında, bazen binlerce kişiye kapitalizmin musibetlerini anlattıkları makul derecede başarılı miting ve yürüyüşler gerçekleştirdiler. Gittikleri her yerde, bazı zihinlerde bütün bunların anlamına dair şüphe yaratan, CPML’nin dev Stalin portreleri arkaplanda asılı durdu.

Bu esnada PRD’nin sol adayı López Obrador, çoğu işçi ve yoksul insanlardan oluşan milyona varan topluluklara kendisinin popülist söylemiyle söylevler verdi. Başkan Fox ve iktidardaki PAN partisinin seçim yasasını ihlal ettikleri ve muazzam bir hile hazırladıkları (ki gerçekte bu Temmuz’daki seçim gününde meydana geldi) açığa çıktığında adil bir seçim ve yurttaşların oylarının sayılması hakkı lehine muazzam bir protesto hareketi ortaya çıktı. Mexico City’de on ve belki de yüzbinlerce insan anayolları bloke ederek ve kamu binalarını işgal ederek protestolara katıldı.

Öteki Kampanya’ya katılan birçok sol grup seçim protestolarına bir ilke meselesi olarak katıldı; seçimlerde sunulan parti ve adayları benimsemeseler de yurttaşların oy verme ve oylarının sayılması hakkına sahip olduklarını duyumsadılar. Seçimlere ilkesel olarak karşı olan Marcos ve EZLN oyun savunulması protestolarına katılmayı reddetti. Bu yüzden Chiapas’a çekildiler. Zapatistlerin harekete ilişkin sekter tutumları solun genelinde ve radikal solda şöhretlerine muazzam bir hasar verdi.1994 ayaklanmasından beri ellerinde tuttukları moral otoritenin büyük bir kısmını kaybettiler.

 

sol ve ezln’ye yöneltilmiş sorular

Son yirmi yıl boyunca Zapatistlerin Meksika toplumuna ve hem Meksika hem de uluslararası planda sola büyük bir etkileri oldu. Sol can çekişir gözükürken onu hayata döndürdüler. Yerli hareketi ayaklar altına alınmışken ona ayağa kalkması için ilham verdiler. Verdikleri örnek Amerikalar ve Avrupa’daki radikalleri şevke getirdi. İnsan, Chiapas ormanındaki enternasyonal toplantılarında, deneyim ve düşünce paylaşımında bulunan düzinelerce ülkelerden solculara rastlayabilirdi. Geriye bakınca örgütlü bir enternasyonal eğilim, bir “yeni enternasyonal”in buradan ortaya çıkmamış olması şaşırtıcıdır. Yirmi yıllık kariyerlerindeki tüm iniş çıkışlara rağmen Zapatistler hem Chiapas’ta yerel bir toplumsal hareket hem de Meksika’da yerel örgütlenme, yerlileri destekleme ve siyasal oy vermemeyle özdeşleştirilen belli bir radikal siyasetin sancaktarları olarak kalmaya devam etmekteler.

Zapatistlerin deneyimi sol için önemli sorular doğurmaktadır. Kapitalist bir sistemde ve liberal demokratik olarak adlandırılan partilerin faaliyet yürüttüğü devlette seçimlerin hem sistemi perçinlemek hem de kapitalizmin temsilcilerini düzenli olarak iktidara yerleştirmek üzere işlediğine şüphe yoktur. Fakat gerçek anlamda bağımsız partiler tarafından, seçimlerin solun fikirlerini duyurma ve seçilmiş konumlardan toplumsal hareketlerin örgütlenmesine katkı sunmasına fırsat verdiği de doğrudur.

Demokratik Devrim Partisi ve adayları Cuauhtémoc Cárdenas ve López Obrador’un kapitalist siyasetlerin sosyal demokrat ve popülist varyasyonları oldukları noktasında haklılar. PRI, PAN ve PRD’nin yozlaşmış oldukları da doğru. Fakat Zapatistler ayaklanma sonrasındaki ilk yıllarda sahip oldukları muazzam moral otoriteyi ulusal bir toplumsal hareket ve gerçekten bağımsız bir siyasal parti -kontrol etme ısrarı olmadan- örgütlenmesine yardım etseler ne olurdu? Karşı çıktıkları NAFTA anlaşmasının da kısmi etkisiyle şu son yirmi yılda Meksika sermayesinin gücü çok daha artmış ve çalışan sınıfların güçleri çok daha cılızlaşmışken kendi etkileri çok daha fazla olmaz mıydı?

Bana kalırsa Zapatistler anlaşılmaz ve siyasetleri gizemli kalmaya devam ediyor. Merak ediyorum: EZLN’nin merkezinde 1970’ler ve 1980’lerin klasik gerilla savaşı siyasetine tutunan katı bir kadro hâlâ mevcut mu yoksa Zapatistler yerlilerin etkisi altında ve kendi deneyimleri aracılığıyla gerçekten bir çeşit anarşist mi oldular? Caracoles y Juntas de Buen Gobierno’nun gerçek doğası ve önemi nedir? Zapatistler sekterliklerini aşıp Meksika toplumuna kendilerini fikri ve örgütleyici bir güç olarak sunabilirler mi yoksa kendilerini radikal solun diğer katmanlarından ayırmaya devam mı edecekler?

Yirmi yıl sonra Zapatistler ortadan kaybolmadılar, hem hükümet hem de müesses siyasal partilere ve devrimci solun partilerine bir meydan okuma oluşturmaya devam ediyorlar. Meksika’nın, Başkan Enrique Peña’nın yapısal reformlarının geçişiyle başarılan, ABD ve küresel ekonomilere yeni ve derinden eklemlenmesi yeni meydan okumalar ve çok muhtemel yeni toplumsal hareketlerin oluşmasına yol açacak. EZLN’nin deneyim ve fikirlerinin yeni radikal kuşağa geçerli görünüp görünmeyeceğini bu yeni dönemde göreceğiz.

13 Ocak, 2014

Bu yazı International Viewpoint isimli siteden alınmıştır (http://internationalviewpoint.org/spip.php?article3256)

Çeviri: Stefo Benlisoy, Aslı Özgen-Tuncer

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında