Çerkezköy UNİTEKS İşçilerinden Mektup Var! -

Merhaba; bizler Çerkezköy de kurulu olan UNİTEKS fabrikasında çalışan işçiler olarak 14. 12. 2014 tarihinde çalıştığımız fabrikadaki sorunlarımızı konuşmak ve bir sendikada örgütlenmek için toplandık. Beraber çalıştığımız arkadaşlardan bazıları GİYİM İŞÇİLERİ SENDİKASI kurucusu olduğu için de GİYİM-SEN’e üye olduk, 16.12.2014 tarihinde de işten atıldık. Giyim Sen olarak Temiz Giysi Türkiye’den sürece hemen müdahale ederek Üniteksin yetkilileri ve %70 üretim yaptığı marka olan C&A ile görüşerek, sendikal örgütlenme anayasal bir hak olduğu için atılan işçilerin tekrar işe alınması ve toplantıya katılan diğer arkadaşların işten atılmasını engellemesini istedik. Ayrıca iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda sıkıntılar olduğunu ilettik. İşten atılmalar durduruldu fakat atılan işçileri geri alınması için hiçbir adım atılmadı. İşkur’a yaptığımız şikayetler doğrultusunda bölge çalışma müdürlüğünden işvereni çağırarak şikayetlerimizi iletmişler. 05. 01.2015 tarihinde bir yerel gazetede Üniteks ile ilgili bir haber çıktı, aynı gün fabrika önünde çadır kurarak atılan işçilerin geri alınmasını talep ettik. Fabrika önünde çadır eylemimiz devam ederken Üniteks patronu Giyim-Sen başkanını arayarak basından çıkan haberden rahatsız olduğunu ve çadırı kurmamamızı, basın açıklamamızı yapmamamızı istedi. Atılan işçilerin geri alınmadığı takdirde kesinlikle çadır eylemine devam edeceğimizi belirttik.

Giyim-Sen başkanı ile teke tek görüşmek istediğini söyledi, kesinlikle tek başına görüşmeye gitmeyeceğini ve atılan işçilerin de bu görüşmeye katılmasını istedik. İşveren ise sendika başkanı ve tanık olarak Temiz Giysi sorumlusu ile görüşmeyi kabul etti. Yapılan görüşmede işçileri geri alacağını beyan ederek çadır eylemimize son vermemizi ve basın açıklaması yapmamamızı istedi. Biz de kendilerine iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili sorunlar olduğunu ve işletme körlüğü olduğunu söyledik. Dışarıdaki arkadaşlara danışarak çadır eylemine son verdik. Ertesi gün prosedürleri görüşmek için gittiğimizde bir işçinin kendi isteğiyle işe kesinlikle dönmeyeceğine, dört işçinin ise geri döneceğine karar verdik. İşveren vekili ile yaptığımız protokolde kıdem ve ihbar tazminatları geri ödenmeyerek işçiler tekrar işbaşı yapacaktı ve kesinlikle ayrımcılığa uğramayacaklardı.

08.01.2015 tarihinde işçilerin tekrar işbaşı yapması için gittiğimizde işverenin akıl hocası olarak görevlendirdiği avukat Halil Ormanoğlu ile karşılaştık. İşçiler ihbar tazminatını geri ödeyerek ve İşkur’a yaptığımız şikayetleri geri çekerek birer hafta ara ile işbaşı yapacaklarını yeni bir protokolle işçilerin, sendikanın ve işveren vekilinin imzası ile karara bağladık.

09.01.2015 tarihinde Durmuş Keskin arkadaşımız işbaşı yaptı. Bu tarihten bir hafta sonra da Hüseyin Yamaner işbaşı yaptı. 17.01.2015 tarihinde İbrahim Ayçiçek adlı arkadaşımız eksik olan iş sağlığı ve güvenliği sebebinden dolayı iş kazası geçirdi ve hastaneye kaldırıldı. “Kaza”nın sebebi kazanlardaki göstergelerin bozuk olmasıydı. Bu göstergeler kaynar durumda olan kazanı soğuk gösteriyordu. Kapaklarının emniyeti iptal edildiği için sıcak derecelerde kapaklar açılabiliyordu. İbrahim Ayçiçek bu yüzden feci şekilde üzerine dökülen kaynar su ve sıcak kumaş sebebiyle yandı.

26.01.2015 tarihinde işbaşı yapması gereken Onur Kurt’un ikinci defa 15 gün daha ücretli izinli sayıldığı ve bu süre sonunda işbaşı yapmasını işyeri muhasebecisi tarafından izin kağıdı yazılarak kendisine verildi.

02.02.2015 tarihinde de Ramazan Kaya’ya da ikinci kez 10 günlük izin yazıldı ve kendisine iletildi. Bu izin sürelerimiz bitmeden önce patronun avukatı Giyim-Sen’i arayarak görüşme talep etti. İstanbul’da yaptığımız görüşmede olası bir işe alınmama durumunda karşılık olarak 8 maaş verebileceklerini belirtti. Kararı verecek olan işçilerdir. Biz de buna saygı duyarız dedik.

09.02.2015 tarihinde Moris Antebi’nin avukatı Halil Ormanoğlu, sendikayı atlayarak doğrudan Onur Kurt ve Ramazan Kaya’yı arayarak işbaşı yapmamaları için 8 maaş teklif etmiştir. Giyim-Sen de avukatı arayarak kendileri ile bir kurum olarak görüştüklerini belirtip yaptıklarının yanlış olduğunu söylemiştir.

İzinler bitip de işbaşı yapmaya gidildiğinde işbaşı yaptırmayacaklarını ve iki arkadaşımızı işten çıkardıklarını sadece sözlü olarak belirttiler. Ayrıca Onur Kurt ve Ramazan Kaya için iki ayrı tutanak düzenlendiği ve bunları imzalamaları için zorlandığı, imzalamazlarsa bu tutanakları noter aracılığı ile ulaştıracaklarını söylediler. Bu hazırladıkları tutanak gerçeği hiçbir şekilde yansıtmamaktadır.

23.02.2015 tarihinde Üniteks fabrikası önünde çadır eylemimize tekrar başladık. Çadır eylemi yaptığımız sırada fabrika içinde bulunan işçi arkadaşlara bölüm amirleri ve şefleri tarafından çadırda eylem halinde olanlarla hiçbir şekilde görüşme yapılmaması, aksi takdirde tespit ettikleri kişileri işten atacaklarını tehditler savurarak ve uyarı yaparak vardiya giriş ve çıkışlarında muhasebeci, bölüm amirleri ve şefler ile birlikte güvenliğe gelerek işçileri kontrol ve baskı altında tutmaya çalışmışlardır.

İşveren vekilleri emniyet görevlilerine şikayette bulunarak çadır eyleminde bulunan arkadaşlara müdahale etmelerini istemiştir. Emniyet güçleri gelerek valiliğin almış olduğu kararı ileterek direniş çadırının kaldırılmasını istemişlerdir. İlk günkü çadır eylemimiz bu şekilde gerçekleşmiştir. Direnişin ikinci günü pankartı fabrika çıkış kapısının karşısına asarak paydos eden işçilere seslenip sendikal örgütlenmenin anayasal bir hak olduğu bundan korkulmaması gerektiğine vurgu yapılarak ve sloganlar eşliğinde eylem süreci devam ettirilmektedir. Mücadelemiz şu an devam etmektedir. Kamuoyuna bilgilendirmeye devam edeceğiz. Bu daha başlangıç mücadeleye devam!

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında